Ana içeriğe geç
Sözlük

zorla ile cümle

zorla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ermeniler Cumhuriyet'i reddetmeye zorladılar.Armenerne pressede republikken til at afslå.
Sıkıştırılır ve zorlanırsa, bizim yanımıza kayacak."Og om vi to mødes, da skal han vige."
Rediess'e 1.558 Yahudiyi göçe zorlayarak yok edilmesi görevi verildi.Rediess fik som opgave at udrydde 1.558 jøder, som var anset for sindssyge.
1944 yılında Asperger tedavi ettiği ve kendilerini sosyal bütünleşmede zorlak çeken dört çocuğu tanımlamıştır.I 1944 beskrev Asperger i sin praksis fire børn, der havde svært ved at integrere sig socialt.
2005'te (kimisi zorla da olsa) Yahudiler Gazze'deki evlerinden çıkarıldı ve evleri yıkıldı.I 2005 blev civile evakuerede fra Gaza (nogen ved tvang) og boligområderne afviklede.
Bunları anlamakta zorlanıyoruz." demiştir.Vi er forvirrede simpelthen."
Berazina geçişlerinin zorlanmasından sonra Sovyet kuvvetleri Minsk'e ilerledi.Efter at have krydset Berezina nærmede sovjetiske styrker sig Minsk.
Turandot bu sefer Ping'e Liu'yu zorlayıp isimi almasını emreder ve Liu daha zor işkencelere sokulur.Turandot kræver, at Ping afvrister Liù navnet og torturerer hende yderligere.
Laurent Fignon, stress zorlaması yaralanmasından dolayı yarışı terk etti.Fignon måtte udgå fra løbet på grund af skader forårsaget af stress.
Kimin tarafında olacağını seçmekte zorlanır.Det er op til mennesket selv hvilken side, det vælger.
Hatta daha da zorlaştırıyor.Og endnu værre.
Metodu Miguel Kartelin mekanı Ford Staunton’u zorla almaktır.Dårlig økonomi tvinger hjemmesiden Arto til lukning.
Asi dük, Bagrat'ın Konstantinopolis'e sığınmaya zorladı.Han blev udnævnt til Baduario i Konstantinobel.
Nazi toplama kampı esirleri, savaş esirleri ve işgal altındaki ülkelerden işçilerde çalıştırılmaya zorlandı.Resten var krigsfanger og tvangsarbejdere fra besatte lande.
Ayrıca kontrol de giderek zorlaşmıştır.Omgivelseskontrol vil også blive stadig mere betydningsfuld.
Bu da, oyunun oynanmasını zorlaştırır.Dette besværliggør hasardspil.
Burada kalmaya zorlayamayız.Jeg kan ikke blive her!"
Başlangıçta, V. Behram ve II. Yezdigirt, bunlara kesin mağlubiyeti zorla kabul ettirdi ve doğu tarafına sürdü.I begyndelsen påførte Bahram 5. og Yazdegerd 2. dem en række alvorlige nederlag og drev dem tilbage mod øst.
Amerikan güçleri yukarı çıkabilmek için çok zorlanmaktadırlar.De amerikanske tropper var især for spredt til at modstå angrebene.
Bu olay türün teşhis edilmesini son derece zorlaştırır.Det gør racen let genkendelig.
Onu çoğu zaman şartlar zorlar.Han er ofte et offer for omstændighederne.
Savaş sonunda milliyetçiler geri çekilmeye zorlandı.I slutningen af krigen er kineserne dog nødt til at trække sig tilbage.
Ulu doğanlar, doğal yaşam ortamlarından şahincilik için zorla alıkonulurlar.De hvide mennesker håber at bryde naturens tyranni en gang for alle.
Bu problemler, tırmanışları çok zorlaştırır.Dette har betydning ved klatring.
Birçok Türk, İslam ordularına zorla alınmıştır.Mange af dem har tilsluttet sig Islamisk Stat.
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.Det banker på døren men han lukker ikke op.
Kısa zamanda olan olaylardan olmadığı için şu anda zorlaştırıcı değildir.Problemet lige nu er om det ikke under de nuværende omstændigheder er for stort.
Hayat koşulları zorlaşmış, ailenin gelir kaynağı olan narenciye işleri bozulacaktır.Hendes liv var hårdt, efter som familiens udkomme afhang af hendes indkomst.
Zorla içki içirilerek arabaya bindirilir ve bir uçurum kenarına bırakılır.De hælder godt med whisky på ham og sætter ham i en bil på vej ned ad en lang bjergvej.
Oysaki olaylar onu bir maskottan fazla bir şey olmaya zorlayacaktır.Men uventede hændelser tvinger ham til at åbne sig for noget større.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Herefter opstarter man en behandling, der skal forebygge nye anfald og komplikationer.
Büyücülükle suçlanan kurbanlarından zorla itiraf alıyor ve asılarak idam edilmelerini sağlıyordu.Anklagede hekse blev dømt til døden ved hængning.
64, intihara zorlandı) 53'te konsüldü.Likvideringer udført af modstandsbevægelsen: 65.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Gennem tiderne er forskellige former for baner blevet brugt til Formel 1-løb.
Fakat Svastopluk, Heinrich'i bu seferi bırakmaya zorladı.Det var dog ikke nok til at holde Mainz fra nedrykning denne gang.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."Hva er grunnen som tvinger oss til å angripe Kursk i år, eller i det hele tatt på østfronten?»
Sıkıştırılır ve zorlanırsa, bizim yanımıza kayacak."Vi er sikre på at ingen kan skade oss dersom Allah er med oss.»
Akdeniz bölgesi atların bile kullanımını zorlaştıran dağlarla çevrilidir.Middelhavsregionen omringes av fjell som gjør det vanskelig å bruke hester.
1944 yılında Asperger tedavi ettiği ve kendilerini sosyal bütünleşmede zorlak çeken dört çocuğu tanımlamıştır.I 1944 beskrev Asperger fire barn fra sin praksis som hadde vansker med sosialt samspill.
2005'te (kimisi zorla da olsa) Yahudiler Gazze'deki evlerinden çıkarıldı ve evleri yıkıldı.I 2005 ble sivile evakuert fra Gaza (noen ved tvang) og boligfeltene demontert.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Jeg er ikke kommet for å oppheve, men for å oppfylle.»
Messalina ve Silius sevgili oldular ve ardından Silius Messalina tarafından karısını boşamaya zorlandı.Messalina og Silius ble elskere, og Messaline presset Silius til å skille seg fra sin hustru.
Sert esen rüzgar bazı Venedik gemilerine hasar vermiş ve onları çıpada kalmaya zorlamıştır.Kraftig vind gjorde skade på noen av de venetianske skipene, så de ankret opp igjen.
Paeonia Philip zamanında zorla Makedonya yönetimi altına girmişti.Paionia var allerede tvunget inn i Makedonia under Filips styre.
Saldırılar, Mücahitleri Herat ve Kandahar'da savunmaya çekilmeye zorladı.Betydelige kampanjer hadde også tvunget mujahedin i dekning i nærheten av Herat og Kandahar.
Müslümanlar için dupatta çadur ve burkaya göre daha az zorlayıcı bir alternatiftir.For muslimske kvinner er dette et enklere alternativ til hijab enn tsjador eller burka.
O ve adamları teslim olmaya zorlandılar ve sonunda yakalandı.Den ble truffet og tvunget til å overgi seg.
Birlikte bu etkiler bir galaksinin bittiği ve diğerinin bağladığı yerin görünmesini zorlaştırır.I disse situasjonene kan det være vanskelig å snakke om hvor en galakse slutter og den andre begynner.
O bunun çok pahalı ve şirketi maddi yönden zorlayacağını düşünmüştür.Han mente slik virksomhet var for dyr, og for krevende i forhold til selskapets ressurser.
Yağmur ve hava koşulları ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Regn og tordenvær bidro til vanskene.
Bu ilk hatayı yaptıktan sonra diğer hataları yapmaya zorlandı.Men dette resulterte i introduksjonen av nye feil.
Onu tanımazlıktan gelse de adam kendini zorla çaya davet ettirir.Motvillig lar de seg invitere på kaffe.
Ülkede geri kalan Yahudiler de göç etmeye zorlandı.Resten av jødene var spredt rundt om i landet.
Bu nüfuz zorlayıcı veya rekabetçi olabilir, işbirliğine dayanabilir.Dette kan være en fordel eller svakhet mellom konkurrenter.
Ödem (şişme), nefes almayı zorlaştırır.Det blir tyngre for barnet å puste.
Eldivenli iken zorlanmadan bağlanabilir.Eventuelle ringer bæres utenpå hanskene.
Bavula zorlanmadan sığdı" demiştir.«Har lagt igjen bagasjen.
Bunlar içinde en çok zorlayan Gotlar'ın Illyricum ve Pannonia'ya yaptığıydı.Den mest alvorlige av disse var invasjon av gotere i Illyricum og Pannonia.
Müslümanlar kadın, çocuk fark etmeksizin katledildi veya İspanya dışına göç etmeye zorladı.De gjenværende muslimene ble tvunget til å velge mellom å konvertere til kristendommen eller å forlate Spania.
Zaten başı ağırlaşmış, görmesi zorlaşmıştır.Den er meget sky og vanskelig å få øye på.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod