Cromwell İskoçya'yı İngiltere ile birleşmeye zorladı.Кроуфорд був змушений залишити Шотландію.
Birlikte bu etkiler bir galaksinin bittiği ve diğerinin bağladığı yerin görünmesini zorlaştırır.В таких випадках важко сказати де завершується одна галактика, а починається інша.
Bu, kaba kuvvet saldırılarına karşı ek bir koruma sağlamaz ancak diğer saldırıları zorlaştırabilir.Їхні воїни особливо сильні в захисті, однак по силі атаки явно програють іншим народам.
Annesi Maria, bir manastıra kapatılmaya zorlandı.Матір хвилювалася, що вона може піти в монастир.
Kimin tarafında olacağını seçmekte zorlanır.Людина самостійно має обрати, на якій стороні вона знаходиться.
Bu arada inançlarını ve yazdıklarından bazılarını "açık inkara" zorlandı.Багатьом з цих явищ і присвячені афоризми «Словника від Лукавого».
Eklem iltihabı onu yatağa gitmeye zorladı.Хвороба Бехтерева прикувала його до ліжка.
555 yazında Telephis'te etkileyici bir zafer kazandı ve Bizans-Lazik kuvvetlerini Nesos'a çekilmeye zorladı.У 554 році Мермера здобув перемогу у Телефіса, змусивши відступити візантійсько-лазські сили до Несосу.
O ve adamları teslim olmaya zorlandılar ve sonunda yakalandı.Вони були вимушені здатися, а згодом підступно перебиті.
Branas'ın kuvvetleri, Corrado'nun ağır süvarisi karşısında zorlanmaya başladı.Нечесним шляхом Барклай знімає з боротьби капрала.
Ama İ. Richard zorla bu esirleri ondan aldı.Річард захоплює їх у заручники.
Kış kalınacak yerleri daraltıyor ordunun işini zorlaştırıyordu.Сувора зима ускладнювала бойові дії.
Zorlayıcı yemek yemesi ile kötü bir üne sahipti ve obez olmuştu.Він жив настільки тяжко, що був змушений їсти недоїдки.
Bazıları diğerlerine oranla daha zorlayıcı olabilir.Це робить його безпечнішим за інші.
4 Eylül - Erbakan: "Zorla ortaklık olmaz" dedi.23 вересня відбулось, так зване, «німе засідання».
Ölümünden sonra evi yıkıldı, kardeşleri soyadlarını değiştirmeye zorlandı ve ailesi Fransa'dan sürüldü.Його сім'ю примусили змінити прізвище і вигнали із Франції, будинок де він жив знесли.
Kaldığı sürece, keşif esnasında zorlanmamak için afrika dilleri üzerine çalıştı.Після приїзду в Україну вчив українську, але повністю засвоїти мову не встиг.
Serbest geri çekilme karşılığı mütarekeye zorlandı.Тому для підняття бойового духу потрібен був реванш.
Daha sonra Erdek Körfezi Karaburun yakınlarında İntizam'ın karaya oturması zorlandı.Однак незабаром було прийнято рішення щодо залишення азійського берегу.
Üstün zekasına rağmen sosyalleşmede oldukça zorlanan Sheldon, zaman zaman çevresi tarafından anlaşılmaz.Незважаючи на свій розум, Шелдон, як правило, поводиться невміло при контакті з іншими людьми.
Bunu Anne itiraf etmekte zorlanır.Своє вміння їй передала мати.
Berazina geçişlerinin zorlanmasından sonra Sovyet kuvvetleri Minsk'e ilerledi.Після форсування Березини, радянські війська оточили Мінськ.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.По завершенні проекту міст став частиною траси Формули 1.
Bunun gibi diğer Pirsinglerde zorlanınca, deriyi kesebilirler.Коли личинки вилупляться, вони зможуть поласувати цим своєрідним бульйоном.
Ancak 1945'te Müttefikler tarafından yakalanarak Nürnberg Mahkemesi'nde tanık olmaya zorlandı.У 1946 році заочно засуджений до страти Нюрнберзьким трибуналом.
Taksi bulmakta zorlandım.Мені було важко знайти таксі.
Çok Fransızca kelime biliyorum ama cümle içinde bir araya getirmekte zorlanıyorum.Я знаю багато французьких слів, але мені складно створювати з них речення.
Tom Mary'nin onu yapması için zorladı.Том примусив Мері це зробити.
Ömer ise ablası, abisi ve babası tarafından istemediği bir evliliğe zorlanır.Починаючи життя матері-одиначки, вона знаходить несподівану втіху в любові Омера.
Neden bazı kadınlar orgazm olmakta zorlanırlar?Proč mají některé ženy potíže s orgasmem?
Anna Dalassini buna izin vermiş ancak Kosmas'ı istifaya zorlamıştır.Anna Dalassena s tím souhlasila, ale donutila Kosma odstoupit.
Ani nakit kıtlığı, şirketi borçlarını yeniden finanse etmeye zorladı.Náhlý nedostatek hotovosti donutil společnost refinancovat své dluhy.
Bu en zorlandığım şey oldu.Práce na ní byla nejobtížnější.
Ordudan ayrıldıktan sonra iş bulmakta zorlanır.S obtížemi po propuštění z armády hledal zaměstnání.
Bunlar zorlanımlı ihtiyaçlardır.To jsou velmi náročné požadavky.
Bazı etnik gruplar gönüllü olarak diğerleri ise zorla asimile olmuştur.Některé etnické skupiny se dobrovolně asimilovaly, zatímco jiné k tomu byly přivedeny silou.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Zamezení poranění a pečlivé ošetření ran.
Şöhretin ani yükselişi Gagarin'i zorladı.Postavení celebrity ovlivnilo i Gagarinovo chování.
Ancak çevresinde metal ile ilgilenen pek fazla kişi olmadığından grup kurmakta zorlanmıştır.Mnoho z nich se pochopitelně necítí bezpečně, když jsou kolem nich ozbrojení muži.
Böylece şirket yönetimi pazardaki yerini korumak için yeni ürünler aramaya zorlandı.Na pomoc odbytu českých výrobků zřídila v Praze tržnici.
1920'de Ermenistan'ın Sovyetleştirilmesiyle birlikte Diana'nın görevleri zorla bitirildi.Nicméně po sovětizaci Arménie roku 1920 byla nucena ukončit svou službu.
Dağların yüksekliği ulaşımı zorlaştırmaktadır.Silniční dopravu komplikuje kopcovitý terén.
Yaş grubu büyüdükçe cezalar da zorlaşabilir. ^ a b "Hula Hoop."I s punkem se dá stárnout: V.
Bu onların tespitini zorlaştırır.To usnadňuje jeho vázání.
Derwall görevinden istifa etmeye zorlandı ve yerine Franz Beckenbauer getirildi.Na nátlak veřejnosti Derwall z funkce trenéra reprezentace odstoupil a uvolnil místo Franzi Beckenbauerovi.
Dubai'de giyim bakımından bir zorlayıcılık yoktur.Ten parfém v Paříži si nemohu vymyslet.
Aslında yaptıkları şey, ilerleyen zırhlı birlik hattının arkasını zorlamaktı.Tento čin také způsobil následné zatlačení Hordy vojsky Aliance.
Köleler zorla çalıştırıldıkları çiftlikleri yakmış, köle sahiplerini ve diğer beyazları öldürmüşlerdir.Rebelové putovali od domu k domu, osvobozovali otroky a zabíjeli bělochy.
Nazi toplama kampı esirleri, savaş esirleri ve işgal altındaki ülkelerden işçilerde çalıştırılmaya zorlandı.Stavební práce prováděli nuceně nasazení dělníci, váleční zajatci a vězni z koncentračních táborů.
Birlikte bu etkiler bir galaksinin bittiği ve diğerinin bağladığı yerin görünmesini zorlaştırır.V takových případech je obtížné určit, kde jedna galaxie končí a druhá začíná.
Bu olay genellikle en fazla 1 dakika sürer ve bu süre içinde nefes alış zorlaşır.Stav zřídka trvá více než pár minut, než se dýchání vrátí do normálu.
Geçmişte yaşadığı psikolojik travmaları zihninden atmakta zorlanan Charlie (Logan Lerman), liseye başlar.Charlie (Logan Lerman) je nervózní z toho, že začíná první rok na střední škole.
Praetorian muhafızlar Nero'yu tutukladılar ve sonradan aktarıldığına göre intihar etmeye zorladılar.Opuštěn pretoriánskou gardou spáchá Nero sebevraždu.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Karlova samostatná vláda skončila, když se pokusil zavést své náboženské reformy ve Skotsku.
Herkes için işler çok zorlaşır.Práce je velmi důležitá pro každého člověka.
Aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi.Téhož roku byl ze školy vyloučen.
Parti üyelerinin çoğunluğu buna karşı çıktı ve Eflak'ı kararını geri çekmeye zorladılar.Většina obce se k němu přidala a odpůrci byli nuceni se podřídit.
Taraflar arabuluculuğa gitmeye zorlanamaz.Přejezdníky nemají návaznost na ostatní návěstidla.
Hatta daha da zorlaştırıyor.Ve skutečnosti je to ještě složitější.
Allegro ise akademik kürsüsünden istifâ etmeye zorlandı.Werfel sám byl pak současně vyloučen z Pruské akademie umění.