Ana içeriğe geç
Sözlük

zorla ile cümle

zorla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sıcaklardan özellikle Fransa zorlandı.Frankrijk vooral voor export.
Tüm şifreleri zorlanmadan kırabilir.Nu kunnen ze de hele code ontrafelen.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Hierdoor moesten de troepen van Napoleon wegens honger en kou zich terugtrekken.
Şehir zorla alınmıştı, bu yüzden dinî hukuka göre yağmalanabilirdi.Het lijkt alsof de stad op het punt staat verzwolgen te worden, als het ware gedoemd is.
O silahını Veronica'ya doğrultur ve onu zorla götürür.Jason weet hem echter weer toe te leiden naar Veronica en ze schiet hem neer.
Eldivenli iken zorlanmadan bağlanabilir.Geen katje om zonder handschoenen aan te pakken.
Bu dönemde Yahudiler evlerinden zorla alınıp toplama kamplarına yerleştirildiler.In deze nacht werden (bijna) alle Joodse Stadjers uit hun huizen gehaald en naar de kampen vervoerd.
Başlangıçta oldukça zorlanıyordu.Het begin was moeizaam.
Uslan en başta stüdyo bulmakta zorlandı.De Betuweroute stond vanaf het begin van de studies onder druk.
Cumhurbaşkanı Aleksandros Zaimis'e kendisini yeni başbakan ilan etmeye zorladı.Hij werd opgevolgd door Alexandros Zaimis, die opnieuw eerste minister werd.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Ze trachten de gevangenen tot bekentenissen te dwingen.
Herkes için işler çok zorlaşır.Want er is genoeg voor iedereen.
Daha sonra intihar etmeye zorlanır veya öldürülür.Hierna moeten zij vernietigd of verkocht worden.
Kimin evine zorla girilmiş?Bij wie is er ingebroken?
Hâlâ nefes almakta zorlanıyor.Hij haalt nog steeds moeilijk adem.
Neden bazı kadınlar orgazm olmakta zorlanırlar?Dlaczego niektóre kobiety mają kłopoty z osiągnięciem orgazmu?
Yalancı olarak anılmaya sinirlenen Poe, English'i yumruk yumruğa bir kavgaya zorladı.Poe, rozzłoszczony, że ktoś śmiał nazwać go kłamcą, wyzwał Englisha na walkę na pięści.
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.Try using another key → Nie możesz otworzyć drzwi?
Helvetleri geri geçilmeye zorlayıp kovalamaya başladılar.W ten sposób uniknęli oni głodu i prześladowań.
Bu olay türün teşhis edilmesini son derece zorlaştırır.To jeszcze bardziej utrudnia identyfikację gatunku.
Hermocrates Socrates’I zorlamayı ister ve Critias’ın bunu yapmanın bedelini bildiğininden bahseder (20b).Hermokrates, chcąc spełnić prośbę Sokratesa, wspomina o tym, że Krycjasz zna taką opowieść (20b).
İtalyanlar bu geniş araziyi kontrol etmekte zorlanıyorlardı.Amerykanie usilnie dążyli do objęcia tych terenów kontrolą.
Kimin tarafında olacağını seçmekte zorlanır.Waha się, po czyjej stronie stanąć.
İlki zorlama alemidir ve ikincisi ise razı olma (rıza).Jeden nie jest liczbą pierwszą, bo ma tylko jeden dzielnik (siebie), a nie dokładnie dwa.
Çoğu hasta günlük etkinlikleri yapmakta zorlanır.Chorzy nie są w stanie wykonać najczęstszych codziennych czynności.
Demiryolu ile taşınan esirlerin durumları da yürümeye zorlanan esirler kadar trajikti.Równie tragiczny był los jeńców transportowanych koleją.
Carl'ı kendi işlerini yapmaya zorlar.Namawia ona Harry'ego do wzięcia udziału w jej przedsięwzięciu.
Sağlık problemleri, böbrek rahatsızlığı onu 1975 yılında emekli olmaya zorladı.Inwalidztwo wojenne i zbieg ukończenia 55 lat umożliwiły mu przejście na emeryturę w 1978 r.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Henryk zapłacił również Karolowi spore odszkodowanie.
Sert esen rüzgar bazı Venedik gemilerine hasar vermiş ve onları çıpada kalmaya zorlamıştır.Silne wiatry zniszczyły część weneckich okrętów, zmuszając całą flotę wenecką do ponownego zakotwiczenia.
İkisi birlikte sudan çıkmakta zorlanırlar ve ikisinin imdadına Daniel yetişir.Mają ryzyko zatonąć, na szczęście Catherine wydostaje ich obu.
Bu dönemde 1853 yılında Amerikalı Komodor Matthew C. Perry Japonya'yı dış ticarete açılmaya zorladı.W tym to roku okręty amerykańskiego komodora Matthew C. Perry’ego zmusiły Japonię do otwarcia się na świat.
Burada kalmaya zorlayamayız."Nie mogę zostać.
Gönülden istemedkileri bir evlilik yapmaya zorlanan çiftler mutlu olamaz.Zawarte przez nich pod przymusem małżeństwa raczej nie przyniosą im szczęścia.
Rastgele bir gün iki soyguncu tarafından kaçırılır ve 30 dakika içinde bir bankayı soymaya zorlanır.Pewnego dnia zostaje porwany przez dwóch bandytów, którzy zmuszają go, by okradł dla nich bank.
Burada takıma girmekte zorlandı ve genelde yedek bekledi.Ciężko mu było zaaklimatyzować się w nowym zespole, często pełnił rolę rezerwowego.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Była to próba ograniczenia kosztów poprzez umożliwienie zespołom zakupu silników Formuły 1.
Hırsı onu o kadar zorladı ki okulunu bitirebildi.Te zajęcia pochłonęły go tak bardzo, że wreszcie porzucił studia.
Yaşam şartları onları zamanla yerleşik hayata zorlamıştır.Warunki, jakie tam panują, dają im komfort do życia.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Konieczna jest troskliwa pielęgnacja i niedopuszczenie do kolejnych odleżyn.
İstanbul’un ilk otobüsleri tramvayların çıkmakta zorlandığı yokuşlarda hizmet vermeye başladı.Pojawienie się pierwszych sieci tramwajowych spowodowało, że pociągi powoli odchodziły w zapomnienie.
Bu problemler, tırmanışları çok zorlaştırır.Wspinaczkę utrudniają penitenty.
Bunu Anne itiraf etmekte zorlanır.Matka jest zachwycona tym wyznaniem.
Makinisti sahte bir telefon görüşmesi yapmaya zorlar.Telefon charakteryzuje wygięty ekran telefonu.
Herkes için işler çok zorlaşır.Dziwię się, że ludzie biorą wszystko tak na serio.
627'de Herakleios Perslerin ana topraklarını işgal etti ve onları barış istemeye zorladı.Następnie w 627 roku Herakliusz zaatakował centrum państwa Sasanidów, zmuszając Persów do zawarcia pokoju.
Ancak oyun, her geçen gecede biraz daha zorlaşır.Cała rozgrywka odbywa się w nocy.
Enfant ise onları Nafrece'ye geri dönmeye zorlar.Syn więc musi wracać do Nippur.
Bu yüzden Alman kuvvetleri, nehir geçişlerinde zorlanmadılar.Siły niemieckie były natomiast niewystarczające do przeniesienia działań za rzekę.
Şehirde bulunan Almanlar ise gitmeye zorlandılar.Niemcy zamieszkujący miasto zostali wysiedleni.
Hem hayranlar hem de eleştirmenler bu değişime alışmakta zorlandı.Wielu fanów i krytyków muzycznych odczuwa niechęć do tej pozycji.
Sezon Buffy'nin dirildikten sonra tekrar hayata uyum sağlamakta zorlanmasını anlatır.Po przygodzie z Sevillą ponownie mu zaufano.
Bu süreç, Rusya'nın yeni yasal mevzuat çerçevesine bağlı kalma zorunluluğuyla daha da zorlaşmıştır.Próbowano zerwać wszelkie więzi z dotychczasowym dorobkiem prawnym Rosji.
Bunlar zorlanımlı ihtiyaçlardır.Potrzeby takie są duże.
Onu çoğu zaman şartlar zorlar.Często przytrafiają się jej różne kłopoty.
O yüzden de kızgınlık genellikle sorunların çözümünü kolaylaştırmak yerine daha da zorlaşmasına neden olur.Niestety jej pomysły zamiast ułatwić jej życie, zwykle je utrudniają.
Burada ilk iki sezon takıma girmeye zorlandı.W jego pierwszej drużynie spędził dwa sezony.
Hükûmet birkaç Yahudiyi tutukladı ve bunlardan bazılarına işkence yapıp suçlamaları zorla kabul ettirdi.Szlachcianka sama osądziła Żydów i poddała ich torturom.
Aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi.W połowie tego samego roku został wydalony z uczelni.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Do pomyślenia jest to, że ktoś kogoś zmusza, możliwe jest też to, że ktoś robi co chce.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod