Vurkaç taktikleri Lich King'in işini gereğinden fazla zorlaştırıyordu.La recherche d'un roi approprié devint plus que problématique pour les Cortes.
Hız arttıkça kütlesi de arttığı için ivmelendirilmesi zorlaşmaktadır.La vitesse est d'autant plus grande que l'inclinaison est prononcée.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Ceci retire son prestige à l’aristocratie sénatoriale, ce qui la rend de plus en plus subordonnée.
Onu bu evliliği yapmaya zorlamaya çalışacaklarını bildirir.Celui-ci veut la forcer à l'épouser.
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.Il est également interdit d'y avoir des rapports sexuels ou d'y faire ses besoins.
Gevşek tutulduğunda atın denetimi zorlaşır.Le cheval est plus sujet à se couper.
T4 operasyonu, Nazi Almanyası'nda zorla yapılan ötanazi programı.Aéronautique Fusée A4 développée par l'Allemagne nazie.
Bu tür yetenekler hastalığın tanısını zorlaştırmaktadır.Or, ce symptôme rend le diagnostic de la maladie très compliqué.
Eklem iltihabı onu yatağa gitmeye zorladı.Son but est de la séduire au lit.
Bunun sonucunda çocuklar çevreye uyum sağlamakta zorlanır.Elle se bat pour que les enfants puissent être le mieux entourés.
22:24 Paraları yoksa ödeme için zorlama Ex.Dt 18,14 ; car elles n'ont rien pour s'en défendre.
Sovyet döneminde iskana zorlandılar.Il a été démoli à l'époque soviétique.
Yayınlanan belgelere göre şirketler eBayde, ağındaki tüm anahtarları satmaya zorlanmıştır.Il est demandé aux parents de rapporter d’urgence dans les pharmacies tous les flacons en leur possession .
Üstün zekasına rağmen sosyalleşmede oldukça zorlanan Sheldon, zaman zaman çevresi tarafından anlaşılmaz.À cause de son passé douloureux, Kaoru s'est toujours senti assez exclu de la société.
Yerel okula gitti ama burada köylü çocukları ile olan ilişkileri onu zorladı.Il étudiait à l'école publique locale et jouait avec ses camarades blancs.
Buna inanmakta zorlanıyorum.Me cuesta creerlo.
Köyde yaşamak daha da zorlaşacak.Cada vez será más difícil vivir en el pueblo.
Kelimeyi telaffuz etmekte zorlanıyorum.Me cuesta pronunciar la palabra.
Lütfen beni gitmem için zorlama.Por favor, no me obligues a ir.
İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu bağırmaya zorlayan acıdan çok daha büyüktür.El dolor que obliga a una persona a callar es mucho mayor que el que le obliga a gritar.
Seni zorladı.Te obligó.
Hiç kimse bana istemediğim bir şeyi zorla yaptıramaz.Nadie puede obligarme a hacer lo que no quiero.
Seni burada kimse zorla tutmuyor.Nadie te obliga a quedarte aquí.
Beni, bazı alışkanlıkları değiştirmeye zorladı.Me obligó a cambiar algunos hábitos.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."¿Cuál es la razón por la que nos obliga a atacar este año en Kursk, o incluso más, en el Frente Oriental?
Neden bazı kadınlar orgazm olmakta zorlanırlar?¿Por qué algunas mujeres no pueden conseguir el orgasmo?
Böylece 1277 yılının sıcak ve kuru yazı boyunca saldırdı ve teslim olmaya zorladı.Por ello, atacó la ciudad durante el verano seco y cálido de 1277 y forzó su rendición.
Psödogenler moleküler genetik araştırmaları zorlaştırabilir.Los pseudogenes pueden complicar los estudios de genética molecular.
"Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir."Cuando se desprende, así será romper."
Pers ülkesini kendim isteyerek değil ama sizin zorlamanız ile yakıyorum.No incendio Persia por gusto, sino porque me obligas a ello.
Bu uygulama, sistemin her bir bölümünü saf bir işleve sahip olmaya zorlar.Este ejercicio obliga a cada parte del sistema que tienen una función pura.
Siyahın piyon hamlesi bulunmasaydı beyaz, şah matı zorlayamayacaktı.Si el Negro no tuviera el movimiento de peón disponible, el Blanco no podría forzar el mate.
Türklerin adları zorla Bulgar adlarla değiştirildi.Los nombres turcos han sido cambiados por la fuerza por nombres búlgaros cristianos.
Bu Bizans hükümetini barış imzalamaya zorladı ve 4 Ekim 1302 tarihinde anlaşma imzalandı.Esto indujo al gobierno bizantino a proponer un tratado de paz, firmado el 4 de octubre de 1302.
Yeryüzünün büyük bir kısmını zorla ya da yıldırma yoluyla almış durumdadır.Este se gravaba a los que trabajaban la tierra o poseían tierras.
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.En 1944 la jefatura militar ordenó en su lugar que esas personas fueran hospitalizadas a la fuerza.
3000 kişilik Per takviyesi yaklaştığına dair haberler Herakleios'a ulaştı ve onu harekete geçirmeye zorladı.Cuando le llegó a Heraclio la noticia de que se acercaban 3.000 refuerzos persas, lo cual lo obligó a actuar.
Savunma düzenli almaya kim zorlandı?¿Quién fue forzado a montar una defensa?
O ve adamları teslim olmaya zorlandılar ve sonunda yakalandı.Se vio obligado a rendirse y fue apresado.
1387 yılının baharında, Timur, Gürcistan'ı tekrar işgal etmiş fakat Gürcüleri teslim olmaya zorlamamıştır.En la primavera de 1387, Timur nuevamente invadió Georgia, pero no pudo obligar a los georgianos a rendirse.
Ayrıca Kartacalı mürettebat, alelacele ve zorla askere alınmışlardı ve yeterli askeri eğitimleri yoktu.Las tripulaciones cartaginesas estaban también reclutadas en forma apresurada y muy poco entrenadas.
İmza doğrulama hatası mesajın reddedilmesi için zorlamaz.Un fallo en la verificación de la firma no fuerza el rechazo del mensaje.
Sıkıştırılır ve zorlanırsa, bizim yanımıza kayacak."¡Si queremos caminar con Él, entonces camina Él con nosotros!"
1998), Yemen'de zorla evlilik ve çocuk evliliğine karşı başlatılan hareketin sembolü olan kişidir.1998) es una figura central en el movimiento yemení contra el matrimonio forzado.
Tecrit edilmeye karşı pek çok açlık grevi başlattılar ama yemek yemeye zorlandılar.Emprendió una huelga de hambre, pero le obligaron a alimentarse.
İçkili olan Roberto ona sataşarak onu bir şarkı söylemeye zorlar.Algo bebido, Roberto exige que ella cante, a lo cual accede tranquilamente.
Bavula zorlanmadan sığdı" demiştir.«Equipajes a buen recaudo».
Bu direniş sırasında, İtalyanlar yerlerinde kalmaya ve savunma durum almalarına zorlanmışlardır.Durante esta ofensiva, los italianos se vieron obligados a ponerse a la defensiva.
Zorlada olsa iskân edilmeleri sağlanarak ceza-î müeyyideyi de ödediği kayıtlarda görülmektedir.Al igual que Enduro, se obtendrán recompensas si completas una prueba.
Bu, düşmanı teslim olmaya zorlamanın bir yoludur.Conseguir la rendición del adversario.
Suriye'den Sasaniler'le olan savaşından dönen Probus, Proculus'u kuzeye çekilmeye zorladı.A su regreso de luchar contra los Sasánidas en Siria, Probo forzó a Próculo a retirarse al norte.
Jim'e alçakgönüllüğü öğretirken zorlanır.Encuentra dificultades en enseñarle humildad.
Daha sonra da Afrikalıların köleleştirilmesi ve zorla göçettirilmesi dönemi başladı.Comenzó, entonces, el ingreso de esclavos africanos.
Bu da günlük hayatı oldukça zorlaştırdı.Ello dificultó las transacciones cotidianas.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.La mayor parte de estas obras no han sobrevivido o, de conservarse, no se le atribuyen.
Ve David, Fransa'ya kaçmaya zorlandı.David sobrevivió pero huyó a Francia.
Bu dönemde 1853 yılında Amerikalı Komodor Matthew C. Perry Japonya'yı dış ticarete açılmaya zorladı.En el año 1854 el comodoro Matthew Perry abre el Japón a los occidentales.
Bu anlamıyla baskı, zorlamak ile aynı anlamda ele alınmaktadır.Si es necesario utiliza la presión o la coerción.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Tras una heroica resistencia, los Xauxas acabaron por rendirse, agobiados por el hambre y la sed.
1949 ve 1953 yılları arasında, zorla kolektifleştirme denendi.Entre 1949 y 1953, una política de colectivización forzada tendría lugar.