Onu inkar edenler ise ziyana uğrarlar.But as for those who reject it—these are the losers.
Kimi de saptırırsa, işte ziyana uğrayanlar onlardır.And whomever He sends astray—these are the losers.
De ki: "Ziyana uğrayanlar kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyan edenlerdir.Say, “The losers are those who lose their souls and their people on the Day of Resurrection.”
Allah'ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı ziyankarlardan olurdunuz ya.Were it not for God’s grace and mercy towards you, you would have been among the losers.
Kimi de şaşırtırsa, işte asıl ziyana uğrayanlar onlardır.And whomever He sends astray—these are the losers.
De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan edenlerdir.Say, “The losers are those who lose their souls and their people on the Day of Resurrection.”
Hatta onların ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.In fact, they added only to their ruin.
Aslında, onların yalnızca ziyanlarını arttırdı.In fact, they added only to their ruin.
O, dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur.That is manifest loss.
Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.If You do not forgive us and have mercy upon us, we will surely be among the losers.’
O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.That is manifest loss.
O, ahirette de ziyana uğrayanlardandır.In the Everlasting Life he is of the losers.
Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!" dedi; Allah da, onu bağışladı.He said, "My Lord, indeed I have wronged myself, so forgive me," and He forgave him.
O da onu öldürüp ziyan edenlerden oldu.In doing so he became of those who lose.
İşte onlar kitaba inanırlar. Ona inanmayanlarsa ziyankarların ta kendileridir.These believe in it; and whoever disbelieves in it, these it is that are the losers.
Karkaslar ziyan edildi ve yenmedi.The carcasses were wasted and not eaten.
Zamanını açıklamalarla ziyan etme. İnsanlar sadece duymak istediklerini duyuyorlar.Verschwende deine Zeit nicht mit Erklärungen. Die Menschen hören nur, was sie hören wollen.
Laz Ziyanın kızı.Das Mädchen aus der Fremde.
Keamy'ye göre Omar kabuledilebilir bir ziyandır.Selon les Vedas, Omkara est tout simplement un synonyme de Om.
Fakat Venedikliler yüksek sayıda ziyan verdiler.Les Wisigoths déplorent beaucoup de pertes.
"Akla Ziyan İşler" adlı tiyatroda oynadı.Si colloca nel cosiddetto teatro dell'assurdo.
Öte yandan zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde bir ziyan olmayacağı da belirtilir.Eet en drink niet als een veelvraat en een dronkaard.
Tarım ürünlerine olan ziyanlarından dolayı bol avlanmaktadırlar.Mezőgazdasági kártételei miatt vadászhatnak rá.
"Akla Ziyan İşler" adlı tiyatroda oynadı.Hun har også optrådt i et teaterstykke kaldet "Uitgedokterd".
Bu arazilerde yaşayan Venedik tebaalı halka önemli ziyanlar verdiler.Vo všetkých týchto krajinách Sefardi utvorili silné komunity.
Laz Ziyanın kızı.Hči lune.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Verspil niets van de aal en eet het allemaal op.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Đừng có phí phạm một miếng lươn nào, ăn hết đi đó!
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Jangan sia-siakan belutnya dan makanlah semuanya.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Ne gâche pas les anguilles et mange tout.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Non sprecare nessuna anguilla e mangialo tutto.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Nu irosi tiparul si mananca-l tot.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Slösa inte bort ålen och ät upp allt.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Verschwende nichts von dem Aal und iss alles auf.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Μην αφήσεις να πάει χαμένο τίποτα απ'το χέλι και να το φας όλο.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.Чтобы всё сьел.
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.لا تهدر اي من السمك الانقليس وكله كله
Balığı ziyan etme ve hepsini ye.じゃ 見てみよう
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.A fiatal gyermekekben rejlő lehetőségeket legjavát elpazarolják.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.많은 어린이들의 잠재력이 버려지는 것입니다.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Marnuje się mnóstwo dziecięcego potencjału.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Massor av potential hos unga barn slösas bort.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Molto del potenziale dei bambini viene sprecato.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Mult din potențialul copiilor mici este irosit.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Rất nhiều tiềm năng của trẻ em bị bỏ phí.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Se desperdicia una gran cantidad de niños con un gran potencial.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Uma grande parte do potencial das crianças é desperdiçado.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Une bonne partie du potentiel des enfants est perdue.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Veel van het potentieel van jonge kinderen wordt verspild.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Velké množství dětského potenciálu je promrháno.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Viel Potential von Kindern wird verschwendet.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Ένα μεγάλο μέρος του δυναμικού των νέων παιδιών σπαταλιέται.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Великий потенціал дітей марнується.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.Потенциал огромного количества детей не реализуется.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.פוטנציאל אדיר הגלום בילדים מתבזבז.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.يهدر قدر كبير من إمكانيات الأطفال.
Birçok küçük çocuğun potansiyeli ziyan oluyor.一方 社会背景による影響が
Biz büyük ölçeklerde ziyan edilen taze ve yenilebilir yiyeceklerden bahsediyoruz.E vorba despre mâncare bună, proaspătă, irosită la o scară uriașă.
Biz büyük ölçeklerde ziyan edilen taze ve yenilebilir yiyeceklerden bahsediyoruz.Hablamos de alimentos buenos y frescos que se desperdician a escala colosal.
Biz büyük ölçeklerde ziyan edilen taze ve yenilebilir yiyeceklerden bahsediyoruz.Hovoríme o dobrých, čerstvých potravinách, ktoré sa v obrovskej miere vyhadzujú.