Bu tür ziyafete genelde düğünlerde rastlanılır.Это блюдо часто подают на празднествах, в частности, свадьбах.
Germiyanoğulları'nın ziyafetleriyle işret meclisi kuruldu.Тот был строителем, и его сыновья продолжили семейное дело.
Rodomonte onların düğün ziyafetine gelir.وحضر الدكتور إدواردز حفل زفافهما.
Ayrıca Judith Holofernes'i, bir ziyafete davet ettikten sonra öldürmüştür.Aliás, Judite mata a Holofernes após convidá-lo a um banquete.
Bir ziyafet sırasında, Amneris ve Radames, firavunun yedi gün içinde evlenmelerini emrettiğini öğrenirler.Bij een banket maakt de farao bekend dat Radames en Amneris over zeven dagen zullen trouwen.
Fakat bu ziyafete Eris davet edilmez.Toch is het niet aan te bevelen om deze paddenstoel te eten.
Her zaman etrafında aktör ve müzisyenler, bol miktarda ziyafet ve hayatın diğer zevkleri vardı.In de serie waren veel sketches en muziekstukken te zien, met elke week een andere gast of andere gasten.
Morphy Avrupa'dan ayrılmadan önce onuruna şatafatlı bir de ziyafet verildi.Podczas pobytu w Europie Morphy zyskał wielką sławę.
Bunlar; sene başındaki başlangıç bayramı, yıl sonu ziyafeti, Cadılar Bayramı ve Noel'dir.Tu każdego ranka jest wiosna, za dnia - lato, wieczorem jest święto Halloween, a nocą Boże Narodzenie.
Düğünün ikinci günü "düğüncü birikme" diye tanımlanan yemekli düğün ziyafetidir.Pierwszą rocznicę ślubu nazywamy bawełnianą.
"İzmir yangınında ziyafet".Przygoda w gorących źródłach!”
Günlerden bir gün Olimposlu tanrılar ziyafette iken müthiş gürültülerle ayağa fırlarlar.Tak jak on chyba tylko olimpijscy bogowie umieli się śmiać.
20 - Mereth Aderthad ziyafeti Ivrin Gölü yakınlarında düzenlenir.20: Mereth Aderthad (återsamlings festen) hålls i Eithel Ivrin.
Rodomonte onların düğün ziyafetine gelir.Xaïma kommer in i sin bröllopsklänning.
Barışma ziyafetinde babalarının önüne yemek diye koydu.В мирний час вони постачали братчикам продовольство.
Köylüler her yıl bu zatı muhteremin anısına ziyafet verirler.З цього часу мешканці села щороку вшановують пам'ять героїні.
Köroğlu aşık kıyafetine bürümüş ve bu ziyafete iştirak etmektedir.Обожнює фотографувати дівчат в гарному одязі і робить це за кожної нагоди.
Yanında ona eşlik edecek bir de şarap varsa, bu basit yemek bir ziyafete dönüşür.Якщо йде в гості з пляшкою вина, то обов'язково відпиває з неї.
Mahallede insana mükemmel bir göz ziyafeti yaşatacak şelale bulunmaktadır.Високе сидіння забезпечує чудову оглядовість.
Ester, Kral'ı Haman'ın katılacağı ziyafete davet eder.Ester odvětila, že hostinu, jíž by se zúčastnili král, ona a Haman.
Ziyafet düğünlerde son derece önemlidir.Velmi důležitý je na svatbě zasedací pořádek.
Walder Frey (David Bradley), Frey Hanedanı'na bir ziyafet verir.Walder Frey (David Bradley) uspořádá hostinu pro své příbuzné a vazaly.
Kağan bir koyun ve bir at pişirterek büyük bir ziyafet verdi.Au dat domniei mele un cal și o cupă.
Ziyafetten sonra, uzun yıllar görmediğiniz eş dostla görüşürsünüz.Este ca și revizitarea unui vechi prieten pe care nu l-ai văzut de mult timp.
Ziyafetten sonra, uzun yıllar görmediğiniz eş dostla görüşürsünüz.A Tulajhoz az esti zárás után váratlanul csatlakozik a lánya, akit évek óta nem látott.
Rodomonte onların düğün ziyafetine gelir.Vihdoin Noriko lähtee hääpäivänään.
"İzmir yangınında ziyafet"."Kautta Ikhtalonin tulten!"
Ziyafetten sonra, uzun yıllar görmediğiniz eş dostla görüşürsünüz.Κατόπιν, αποφάσισε να χωρίσει με την σύζυγό του που, άλλωστε, είχε να την δει πολλά χρόνια.
Düğünlerde de ziyafet verme geleneği mevcuttur.Der er mange traditioner til bryllupsfesten.
Ayrıca bir esir keserek Zeus'a iğrenç bir ziyafet hazırlar.Ben dere vil avle en skammelig etterslekt!
Bişapur'da, yerlerin bir kısmı, resmi ziyafetler gibi şölenleri gösteren mozaiklerle dekore edilmiştir.Ved Bishapur var noen av gulvene dekorert med mosaikk som viser scener fra festligheter som ved en bankett.
Sonraki günler, Kavut ziyafetine sıra gelir.Dagen etter kjøres de tilbake til Fritzøehus.
"İzmir yangınında ziyafet".«Sikkerhet ved brann».
Ziyafette bulunan iki kadına "Kuzey'in unutmadığını" söyler."Perempuan di Maluku Utara diminta tidak golput" Antara.
Köroğlu aşık kıyafetine bürümüş ve bu ziyafete iştirak etmektedir.Pengantin muda gaun merah melalui jendela toko dan ia memasuki toko itu.
Ester, Kral'ı Haman'ın katılacağı ziyafete davet eder.Esther khiêm nhu xin vua và Haman đến dự yến tiệc bà dọn cho vua.
Yanında ona eşlik edecek bir de şarap varsa, bu basit yemek bir ziyafete dönüşür.Khi đó chỉ cần mang cơm nắm và rượu ra lễ tạ là nó sẽ giúp đỡ.
O akşam Jones, Jonestown’daki ana binada Ryan heyeti adına bir ziyafet düzenledi.ジョーンズはその日の夕方、ジョーンズタウンの中央講堂でライアン代表団を持て成している。
Ester, Kral'ı Haman'ın katılacağı ziyafete davet eder.エステルは王とハマンを自宅に招く。
Gün boyu verilen ziyafetin ardından ikindi vaktinden sonra "gelin alma" başlar.諱ははじめ永琰(えいえん)、即位後に顒琰(ぎょうえん)と改めた。
Yanında ona eşlik edecek bir de şarap varsa, bu basit yemek bir ziyafete dönüşür.また、火であぶってそのまま食べるのも素朴な酒の肴の一つとして挙げられる。
Yanında ona eşlik edecek bir de şarap varsa, bu basit yemek bir ziyafete dönüşür.在這樣的小酒館內,除了自身生產的酒類以外,也會提供適合搭配飲酒的簡單餐點。
Her eve çıkıldığında ziyafete katılınır.밥집에 올 때 항상 둘이 같이 온다.
Ziyafetlerde yemeklerin çeşitli değerli taşlarla süslendiği de olurdu.딴 방의 사람들도 소중한 밥을 나누어 던져주는 것이었다.
Anamur yöresi düğünlerinde tam bir ziyafet verilir.인도에서 결혼식 날 같은 특별한 날에 먹는다.
Aynı ayın on beşinci günü hamursuz ekmeğinin Tanrıya ziyafetidir: Yedi gün boyunca hamursuz ekmeği yiyeceksin.주님 승천 대축일의 전야는 15세기 이후에 생겨났으며, 교황 레오 13세는 주님 승천 대축일 다음 날부터 성령 강림 대축일을 준비하기 위한 9일 기도를 바칠 것을 요청하였다.
Genellikle düğün ve ziyafetler gibi özel günlerde veya Çin kültüründe lüks bir ürün olarak servis edilir.이것으로 끓인 위츠탕(→상어 지느러미 국)을 결혼식이나 연회와 같은 특별한 시기에, 또는 중국 문화의 호화 상품으로서 대접된다.
Her eve çıkıldığında ziyafete katılınır.לשכב למנוחה אחרי כל ארוחה.
Ziyafetler verilir.הסיומות com.
Rodomonte onların düğün ziyafetine gelir.Лоренцо извършва ритуала на венчавката.
Ziyafetler verilir.Preparati žive.
Bu ziyafeti veren kimsenin toplum içindeki itibarı artardı.Nitko nije bio oduševljen "užasnim pečenjem" u čovječnoj kazni.
Bunlar; sene başındaki başlangıç bayramı, yıl sonu ziyafeti, Cadılar Bayramı ve Noel'dir.Sem patrí napríklad televízny film Na začiatku cesty, alebo Vianočné čary a Anonym z rovnakého roku.
Ziyafetten sonra, uzun yıllar görmediğiniz eş dostla görüşürsünüz.Taip jis spėja pasiekti namus ir susitikti su žmona, su kuria nesimatė dešimt metų.
Fakat bu ziyafete Eris davet edilmez.Šio festivalio rytą jie nieko negali valgyti.
Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır.Al contrario, quando dai un banchetto, invita poveri, storpi, zoppi, ciechi
Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır.Ale gdy sprawujesz ucztę, wezwijże ubogich, ułomnych, chromych i ślepych,
Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır.Ale když činíš hody, povolej chudých, chromých, kulhavých, slepých,
Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır.Ale keď robíš hostinu, povolaj chudobných, chromých, krivých a slepých
Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır.Ampak, kadar napraviš gostijo, povabi siromake, kruljave, hrome, slepce,