Günlük konuşma dilinde donatana, daha ziyade armatör adı verilir.V domači govorici se največ imenuje ime Voše.
Bu dönemden sonra Antik Filistinlerin tarihine dair kayıtlar halktan ziyade bireysel şehirler hakkındadır.Najzgodnejši zapisi iz faraonskega obdobja že opisujejo posamezne okvare delavcev.
Fransız café au laitden ziyade İtalyan caffelatte'ye (ya da Anglo versiyonu latte) daha çok benzemektedir.Panašesnis į itališką caffe latte, negu į prancūzišką café au lait.
Nakit akışı beyanı gelir beyanından farklıdır zira alacaklardan ziyade sadece eldeki nakit parayı bildirir.Sužinoti, kiek yra piniginėje pinigų, tereikia juos suskaičiuoti.
Daha ziyade Orta Afrika’da rastlanır.Be to, auginamas Vidurio Afrikoje.
İçeriği genelde seksten ziyade, sevgi ve aşk hakkındadır.Tavaliselt on libarebane seal seotud armumise ja armastusega.
Ziyadesiyle dikkat edip sözünüzü doğru çıkarmalısın.Ja teie olete nii lahked, et peate sõna ka.
Sütunun geri dönüşü teknolojik bir gereklilik olmaktan ziyade estetik bir tercihti.Kiirus oli olulisem kui tehniline kvaliteet.
Vergi toplayanlar, Persler'den ziyade Hellen yöneticilerdi.Populaarsemate saatejuhtide palgad olid kõrgemad kui ER-i juhtkonnal.
Yere kazılarak yapılan tandırların derinliği daha ziyade 130–150 cm olur.Pottsepatööga tegelevad tvaad on olnud 150 kuni 160 cm pikkused.
Daha ziyade tahıl ağırlıklı tarım yapılmaktadır.Murukera viljaliha on palju kõvem.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.Et en fait, elle utilise les autres parties de sa jambe plus fréquemment que le pied à proprement parler.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.Faktisk har andre dele af benet kontakt mere hyppigt end den traditionelt definerede fod.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.사실, 이 동물은 다리의 다른 부분이 표면과 접촉합니다. 고전적 의미의 발 보다 접촉빈도도 높습니다.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.W rzeczywistości, zwierzę stąpa innymi częściami nogi częściej niż tradycyjnie definiowaną stopą.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.На самом деле, животное работает другими частями ноги больше, чем тем, что традиционно считается стопой.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.למעשה, חלקים אחרים של הרגל יוצרים מגע בתדירות גבוהה יותר מאשר כף הרגל עצמה.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.وفي الحقيقة، الحيوان يتصل بأجزاء أخرى من ساقه أكثر غالباً من التعريف التقليدي للقدم
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.接触していることに気づいていると思います 歩行用の地面接触機能が脚全体に分布しています
Ama aynı zamanda da, ziyadesiyle kırılgan...Ale zároveň vypadá také neskutečně křehce.
Ama aynı zamanda da, ziyadesiyle kırılgan...Mais qui en même temps à l'air extrêmement fragile.
Ama aynı zamanda da, ziyadesiyle kırılgan...لكنها أيضا في نفس الوقت تبدو بالغة الهشاشة
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.A karcolást, a nyomtatást, a ragasztás helyét, a tinta regisztrációs jelét.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Detalii calitative, imprimarea ei, unde bucăţile sunt lipite, ştiţi, semnele de înregistrare pentru cerneală.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Fascynuje mnie papier, bigowanie, klejenie, znaczniki drukarskie. I uwielbiam skrzynki i pudełka.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.하지만 이 안엔 절단면이나 인쇄된 부분이나 접착된 부분들, 또 등록 상표가 있죠. 전 그냥 상자들이 좋습니다.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri. Kutuları seviyorum.Но, белязването и, принтирането и където нещото се залепя, сещате ли се, опоменателните знаци за мастилото.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.le pliage, l'impression, là où on colle le truc, les traces de calibrage pour l'encre...
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Mas a dobragem, a impressão, o local da cola, as marcas para a tinta...
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Men selve udformningen af det, trykket på det, hvordan tingene bliver limet, I ved, markeringerne til blækket.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Nhưng kiểu như, cách rạch khía nó, cách in nó, nơi dán keo, bạn biết đấy, dấu mực bảo đảm.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Pero con, como, la hechura, la impresión, dónde va el pegamento, ya saben, los codigos para las tintas.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Sen taittaminen, painaminen, mistä kohtaa se liimataan, tiedättehän, painovärien kohdistusmerkit.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.To nařezávání, tisk, nanášení lepidla, vyznačování míst pro inkoust.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.Με την τσάκισή του, την εκτύπωσή του, το πού κολλάει το κάθε κομμάτι, ξέρετε, το πού αποτυπώνεται το μελάνι.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.То есть, вырубка, печать, места для склейки, вот, отметки о чернилах.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.זאת אומרת, החריצים שבו, ההדפסה שלו, איפה מדביקים אותו אתם יודעים, הסימונים בשביל הדיו. אני פשוט אוהב קופסאות
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.و لكن مثل , كيف تُطوى و تطبع و من أى أجزاء تلصق, و تعلم,علامات التسجيل الخاصة بالحبر. أنا شخص يحب الصناديق.
Ama daha ziyade çizimi, basımı, yapışan yerleri, işte mürekkep işaretleri.会社の登録商標があります 本当に箱が好きなんです そうして私の祖父は
Ama eğlenceden ziyade içten.Aber es steckt mehr dahinter.
Ama eğlenceden ziyade içten.Ale jest w tym coś ważniejszego od zabawy.
Ama eğlenceden ziyade içten.Dar e mai mult profund decât distractiv.
Ama eğlenceden ziyade içten.De több ennél.
Ama eğlenceden ziyade içten.그러나 그것은 사실 재밌기 보다는 심각합니다.
Ama eğlenceden ziyade içten.Maar het gaat om meer.
Ama eğlenceden ziyade içten.Mais c'est plus profond qu'amusant.
Ama eğlenceden ziyade içten.Ma sono più profonde che divertenti.
Ama eğlenceden ziyade içten.Men det är mer djupgående än enbart kul.
Ama eğlenceden ziyade içten.Но са по-задълбочени от просто забавление.
Ama eğlenceden ziyade içten.אבל זה יותר עמוק מכיף.
Ama eğlenceden ziyade içten.لكنها اكثر عمقا من المرح.
Ama eğlenceden ziyade içten.どのようにそれらが実際に影響を与えるのか
Ancak bana sorarsanız bu koşullara sahip piyasalar, monopolden daha ziyade tam rekabete yakınlar. .Mais, c'est plus, du moins dans mon esprit, plus près de concurrence parfaite plutôt qu'un monopole.
Ancak bana sorarsanız bu koşullara sahip piyasalar, monopolden daha ziyade tam rekabete yakınlar. .Takto si to všechno vidím ve své hlavě, monopol je totálně nekonkurenční.
Ancak bana sorarsanız bu koşullara sahip piyasalar, monopolden daha ziyade tam rekabete yakınlar. .Але це поняття ширше, в решті-решт на мій погляд, ближче до ідеальної конкуренції, ніж до монополії.
Ancak metafor bir konuşma biçiminden ziyade bir düşünme biçimidir.Ale metafora je především způsob myšlení, metafora jako nástroj řeči přichází až později.
Ancak metafor bir konuşma biçiminden ziyade bir düşünme biçimidir.Dar metafora este mai întâi un mod de gândire, apoi un mod de exprimare a cuvintelor.
Ancak metafor bir konuşma biçiminden ziyade bir düşünme biçimidir.De a metafora a gondolat útja is, mielőtt a szavak megjelennének.
Ancak metafor bir konuşma biçiminden ziyade bir düşünme biçimidir.Een metafoor is een manier van denken vóór er woorden zijn.
Ancak metafor bir konuşma biçiminden ziyade bir düşünme biçimidir.하지만 은유는 말솜씨이기 이전에 생각하는 방식입니다.