Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Al-Muqaddasi mengacu pada perselisihan di antara orang-orang Susa dan orang-orang dari Tustar.
Ayrıca Kudüs'te kalmaktan ziyade Trablusşam'ın ele geçirilmesine devam etmek istiyordu.Hal ini kemungkinan juga bahwa ia ingin melanjutkan Pengepungan Tripoli daripada tetap berada di Yerusalem.
Bu nüfus için genelde, diasporadan ziyade sürgüne gönderilen bir toplum olarak bahsedilir.Populasi ini lebih dianggap sebagai komunitas yang diasingkan daripada diaspora.
Geçmişte Autofellatio cinsel bir davranıştan ziyade bir problem olarak düşünülmüştür. ^ a b Savage, Dan.Autofellatio adalah sebuah bentuk pornografi yang paling tidak lazim dilakukan. ^ Savage, Dan.
Ama o bunu reddetti çünkü kendisini ressamdan ziyade bir heykeltıraş olarak görüyordu.Ia menolak tugas tersebut karena ia merasa dirinya sebagai seorang pematung dan bukan seorang pelukis.
Bu daha ziyade kıyı bölgeleridir.Sebab di daerah tersebut adalah daerah pesisir pantai.
Çoğu kişi tarafından felsefenin bir dalından ziyade, felsefenin işleyişinin bir parçası olarak görülür.Keberadaan manusia, menurut sebagian besar ahli filsafat, membentuk dirinya sebagai sumber kebahagiaan.
Ödül şarkıları ve albümleri ziyade müzisyenler daha fazla odaklanır .Các giải thưởng tập trung chủ yếu vào bài hát và album hơn là nhạc sĩ.
Kongre delegesi, Cumhuriyet'in partilerden ziyade yerel Guberniya Sovyeti tarafından seçilecekti (4).Đại biểu Quốc hội sẽ được bầu bởi Guberniya địa phươngLiên Xô, chứ không phải là đảng Cộng hòa (4).
Flickr albümleri, fiziksel bir hiyerarşiden ziyade kategorik meta verilerin bir biçimini temsil eder.Các tập hợp của Flickr đại diện một dạng siêu dữ liệu hơn là cấu trúc vật lý.
Ben de "en ziyade sevdiğim validelerimdendir" demiştim.Cô bé là người tôi quý mến nhất."
Fakat bunlar sıra dağlar olmaktan ziyade adavari özelliktedir.御嶽山は山岳信仰の山である。
Cüneyd-i Bağdadî anlatır: “Sırrı Sekatî hazretlerinden ziyade ibadet ehli kimse görmedim.」 (子、魯の大師に楽を語りて曰く「」) 儀封人請見,曰:「君子之至於斯也,吾未嘗不得見也。
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.全真教はこの「道仏論争」に敗れて勢力を一時的に後退させた。
İçeriği genelde seksten ziyade, sevgi ve aşk hakkındadır.大抵は恋や性的なものが多い。
I. Mihail, askeriden ziyade diplomatik çözümleri sürdürdü.ミカエル1世は外交政策よりも軍事政策を行った。
Ziyadesiyle dikkat edip sözünüzü doğru çıkarmalısın.事に敏にして言に慎み、有道に就きて正す。
Diğer bir deyişle, merkez bankasının bağımsızlığından ziyade, özerkliğinden bahsetmek yerinde olacaktır.もっとも、これは中央銀行の独立性に反するとも言える。
Avlanma zamanı olarak geceden ziyade gündüzü tercih ederler.真夜が好きだ(神園真夜ルート) 真夜に告白すること。
Ben de "en ziyade sevdiğim validelerimdendir" demiştim.また、道重には「メンバーで1番好き。
Köyün ekonomisi tarımdan ziyade hayvancılığa dayalıdır.土地利用は、農業より牧畜が主であった。
İngiliz milliyetçileri genellikle kendilerini Britanyalıdan ziyade ağırlıklı olarak İngiliz olarak görüyorlar.イギリス人は彼をドイツ人すぎると見なした。
Küçükbaş hayvancılıktan ziyade daha çok büyükbaş hayvancılık yapılır.幼牛よりも成牛の方が感受性が高い。
Bu deyiş, dinsel bir tanım olmaktan ziyade etnik bir terimdir.これは物語というよりもエッセイだと言ったほうがよさそうだ。
Bu radyo bize ziyadesiyle gerekli." deyip radyonun hemen kurulmasını emretti.早くラジオを入れてください」と2階に電話。
Tüketiciler genelde kaliteden ziyade miktara önem verir.ふつう、消費者は質より量をとる。
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.牠們的歸類仍在爭論中,曾被歸類入對齒獸目(Symmetrodonta)。
Bu hızlar PC'lerden ziyade gömülü sistemlerde kullanılmaktadır.这些速度被更广泛地使用在嵌入式系统中而不是PC上。
Hareketleri ve boyutları açısından daha ziyade sumruya benzer.他比姨妈(母亲的姐妹)更为亲近、尊贵。
Cüneyd-i Bağdadî anlatır: “Sırrı Sekatî hazretlerinden ziyade ibadet ehli kimse görmedim.”屈公曰:“吾闻昔善治国家者不变故,不易常。
Dil bir sınıf meselesi olmaktan ziyade, halka aitti.有了文学的国语,我们的国语才可算得真正国语。
Pek ziyade bitap olduğumdan uyumamak üzere yattım.當了皇帝之後,我從來沒有好好睡過。
En sık olarak kıl kurdu (ciddi bir tıbbi sorundan ziyade can sıkıcı bir durumdur).經常會哭(不過這是盆才怪絕對正常的生理反應)。
Daha ziyade Kayseri ve civarında yetişir.乃分谦先还,且通邻好。
Daha ziyade zararsızdır.总之利大于弊。
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.이러한 기록이 있는 숙종대의 족보를 근거로 그 시조를 이윤장으로 하는 족보가 간행되기도 하여 논란이 있었다.
Avlanma zamanı olarak geceden ziyade gündüzü tercih ederler.여름: 밤이 늘어나며 밤보다 낮이 더 길다.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.이 방법은 임상 진료보다는 주로 연구 목적으로 사용된다.
(Muhtemelen doğru olan) İsrail kelimesi bir yerden ziyade bir halkı temsil etmektedir.이에 덧붙여 요한은 이스라엘 백성들을 전도하는 일을 맞게 되리라 예언하였다고 한다.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.그리고 사람들은 점점 그릇된 방향으로 나아갈 것이다.
Ama o bunu reddetti çünkü kendisini ressamdan ziyade bir heykeltıraş olarak görüyordu.הדבר איכזב אותו כי הוא החשיב אותו כסרטו הטוב ביותר.
Ana amacı kendi başına kullanışlı bir yazılım olmaktan ziyade H.264/AVC özelliklerinin örneklerini vermektir.מטרתו העיקרית היא לתת דוגמה ליכולותיו של H.264/AVC ולא לשמש כיישום שלו.
Şimdi, daha ziyade Avrupa yapısı kemanlar kullanılmaktadır.בין היתר מתרבים שם הצלופחים האירופיים.
Yere kazılarak yapılan tandırların derinliği daha ziyade 130–150 cm olur.אורך גופו של העקעק הזנבתן בין 40 ל-51 סנטימטרים.
Bu tanımlama da daha ziyade Mişna yazımındaki büyük emeği sebebiyledir.הדבר הפך אותה, לדעתי, לסיבה העיקרית להצלחתו המדהימה של כתב העת מדי חודש.
Esquire editörleri bu hikâyeyi kurgudan ziyade hiciv olarak yorumladılar.Все пак изглежда по-вероятно ацтеките сами да са измислили тази дума.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Този тест се използва по-скоро за изследователски цели и не толкова в клиничната практика.
Ben de "en ziyade sevdiğim validelerimdendir" demiştim.Най-известната от тях е „Я просто люблю тебя“.
Bu tanımlama da daha ziyade Mişna yazımındaki büyük emeği sebebiyledir.Негова е и заслугата за повечето текстове.
Gemi kaptanının teklifi ilahi geleceği değiştirmekten ziyade ilahi acımayı elde etmeye yöneliktir.Изначалната цел на наподобяването е получаването от кораба на покровителството на Бога.
Figürlerden ziyade estetik ön planda tutulur.Най-добре е запазена живописта в преддверието.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Ovaj test se češće koristi u istraživačke svrhe nego u kliničkoj praksi.
Hakkında anlatılanların bazıları hikâyeden ziyade mit haline gelmiştir.Neki su događaji čak prikazani kao priča u priči.
Filme yönelik eleştiriler yazılı basından ziyade akademik çevrelerden geldi.Reakcije na knjigu su bile različite, pogotovo iz akademskih krugova.
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Vlastnú zajakavosť Dodgson pravdepodobne vnímal oveľa intenzívnejšie ako väčšina ľudí, s ktorými sa stretol.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Cesta je viac ako smer.
Sütunun geri dönüşü teknolojik bir gereklilik olmaktan ziyade estetik bir tercihti.Návrat k stĺpom v postmoderne je viac podmienený estetikou ako technologickou nevyhnutnosťou.
Yeni senatörlerin çoğu Romalı değil, daha ziyade İtalya ve batı eyaletlerindeki şehir merkezlerindendi.Večina novih senatorjev ni prihajala iz Rima, ampak iz Italije in urbanih središč zahodnih provinc.
Helenistik ve Roma çağlarının şiirleri öncelikle kült egzersizinden ziyade edebi bir besteden oluşur.Poezija helenistične in rimske dobe je bila v glavnem sestavljena kot literarna in ne kultna vaja.
Gerçek ise daha ziyade siyasetle ilgiliydi.Resnica pa je imela verjetno več opraviti s politiko, kot ljubeznijo.