Dizi, tarihsel gerçeklikten ziyade bazı destanlardan esinlenip kurgusal olarak oluşturulmuştur.Завершився 27-м епізодом, який вийшов у ефір 14 червня 2022 року.
Fakat bunlar sıra dağlar olmaktan ziyade adavari özelliktedir.I díky těmto úkazům přicházelo na horu Zvir čím dál více poutníků.
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Dodgson sám si to asi uvědomoval mnohem intenzivněji než většina lidí, se kterými se setkal.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Spíše než v klinické praxi se tento test používá pro vědecké účely.
Daha ziyade zararsızdır.V úhrnu převážně neškodná.
Meyve ağaçları ise daha ziyade evlerin bahçelerinde yetiştirilmekteydi.Ovocné stromy jsou v zahradách spíše výjimečně.
Bu çeşit bir resim programı daha ziyade kubbeli kiliselerde ortaya çıkmaktadır.Asemenea model de stâlp apare în pictura unora dintre biserici.
Kolayca sudan yükselebilmesine rağmen tehlikeden kurtulmak için uçmakta ziyade dalmayı tercih ederler.În fața unui posibil pericol, scapă fugind, mai degrabă decât zburând.
Haçlılar sonunda bu yemîni grup olarak değil daha ziyade tek tek ettiler.Cruciații au făcut în cele din urmă aceste jurăminte, în mod individual, mai degrabă decât în grup.
Yaşlı kadın onu uyarır ve güzellik iç ziyade dış olduğunu söylüyor.Altul din panegiriștii săi declară că frumusețea ei era mai curând interioară.
İçeriği genelde seksten ziyade, sevgi ve aşk hakkındadır.Adesea are ca subiect dragostea sau munca.
Yahvist kaynak, zamansız felsefi bir teolojiden ziyade tarihî teoloji sunar.Sursa yahwistă reprezintă mai degrabă o teologie istorică, decât o teologie filozofică.
Mayalar binanın işlevsel kullanımından ziyade dış estetik görünümüne önem verirlerdi.Lăsa de dorit aspectul estetic al clădirii .
Bunlardan ziyade hasret de vardı.Au avut și momente mai grele.
Köyde genç nüfustan ziyade yaşlı ve emekliler yaşamaktadır.În sat bătrânii și tinerii se bucură de o atenție sporită din partea primăriei.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Acest test este utilizat în scop științific și nu în practica clinică.
O yazardan ziyade eleştirmendir.El este mai degrabă un critic decât un scriitor.
Daha ziyade J. M. Coetzee olarak bilinir.A nyilvánosság előtt J. M. Coetzee néven szerepel.
Ancak bu duygular daha ziyade geçip giden “gökteki bulutlar” olarak algılanır.Ezek az érzések úgy tünnek fel, mint „felhők az égen“, melyek elvonulnak.
Bunlardan ziyade hasret de vardı.Kell-e ennél nagyobb boldogság?
Ziyadesiyle dikkat edip sözünüzü doğru çıkarmalısın.Figyelj és hallgasd hát szavát!
Bu manzumedeki ebedi bir ayrılığın verdiği heyecan ve teessür, sözden ziyade sesler arasında çırpınır durur.Az előadás/társalgás közbeni unalmat el kell rejteni a száj elé tett kézzel.
Yere kazılarak yapılan tandırların derinliği daha ziyade 130–150 cm olur.De minél mélyebb annál jobb, lehet akár 40-45 centiméteres is.
Daha ziyade zararsızdır.Önmagában teljesen ártalmatlan.
Ama o bunu reddetti çünkü kendisini ressamdan ziyade bir heykeltıraş olarak görüyordu.Szívesen és örömmel vállalta el ezeket a munkákat, mert ő elsősorban festőnek tartotta magát.
Daha ziyade 45-50 yaşları arasında görülür.Idősebb nő, 40-50 év közötti lehet.
Vurgu kitap öğrenme yerine, daha ziyade ilk elden kişisel iletişim olmuştur.Ha jelelni tanulnak, akkor előbb tudnak hatékonyan kommunikálni, mint beszélni.
Hakkında anlatılanların bazıları hikâyeden ziyade mit haline gelmiştir.A történeteket ábrázoló tahngkák ritkábbak.
ABD'de ise schooner terimiyle bardakların hacminden ziyade şekli kastedilir.Ahogyan a boroknál, itt is fontos a pohár formája.
Musevi literatüründe daha ziyade Rabeynu haKadoş (kutsal rabbimiz) olarak tanınır.Məmmədquluzadə tunnetaan lyhyen satiirisen kertomuksen mestarina.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Tuntuu, että olen väärällä uralla.
Tek bir kurumdan ziyade, birbirinden bağımsız pek çok kanıtla desteklenmelidir.Sitä tukevat yhtenäisen perustan sijaan monet itsenäiset todisteet.
Daha ziyade Orta Afrika’da rastlanır.Tautia esiintyy yleisimmin keskisessä Afrikassa.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.Aktivismi on hänelle enemmän elämäntapa, kuin työ.
1931-1940 yılları katı maddeler elektroniği hakkında daha ziyade teorik çalışmalar devri olmuştur.Hänen 1930-40-luvun levytyksensä ovat kuitenkin tunnetumpia kuin varhaiset taltioinnit.
Köyde genç nüfustan ziyade yaşlı ve emekliler yaşamaktadır.Lapset ja nuoret muodostavat valtaosan kunnan ikäjakaumasta.
Faraday daha ziyade kendi kendine yetişmiş bir bilim adamıdır.Faraday oli lisäksi suosittu ja etevä tieteen popularisoija.
Bu deyiş, dinsel bir tanım olmaktan ziyade etnik bir terimdir.Syyn tulee olla vähintään yhtä todellinen formaalisti kuin ajatuksen.
Gerçek ise daha ziyade siyasetle ilgiliydi.Η αλήθεια πρέπει να είχε περισσότερο να κάνει με την πολιτική.
Bu konu bilimsel çevrelerden ziyade edebi ve sosyolojik olarak tartışılmıştır.Το θέμα είναι πολυσυζητημένο περισσότερο σε φιλολογικά και κοινωνιολογικά από όσο σε επιστημονικά φόρουμ.
Fakat en büyük başarısı amirallikten ziyade generallikte göstermiştir.Πάντως η μέγιστη επιτυχία του ήταν ως στρατηγού μάλλον, παρά ως ναυάρχου.
Soru daha ziyade Apollon'a sorulur.Στον τελικό προκρίθηκαν η Ανόρθωση και ο Απόλλων.
Teknik olarak, bu bir armadan ziyade bir amblemdir, çünkü uluslararası standartlara göre çizilmemiştir.Teknisk set er det et symbol frem for et nationalvåben, siden det ikke følger heraldikkens regler.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Hovedet den forkerte vej?
Daha ziyade zararsızdır.I bedste fald er det uskadeligt.
Daha ziyade Orta Afrika’da rastlanır.Den overvintrer i det centrale Afrika.
Armstrong'un soloları tema-doğaçlama kavramının çok ötesine geçti ve ezgilerden ziyade akorlara dayanıyordu.Armstrong havde en meget høj grænse for, hvor meget han kunne udholde.
Ayrıca Kudüs'te kalmaktan ziyade Trablusşam'ın ele geçirilmesine devam etmek istiyordu.Det er også sannsynlig at han ønsket å fortsette beleiringen av Tripoli fremfor å bli værende i Jerusalem.
Fakat bunlar sıra dağlar olmaktan ziyade adavari özelliktedir.For andre fjell med samme navn, se Trolltindan (andre betydninger).
Daha ziyade zararsızdır.Hovedsakelig harmløs.
(Muhtemelen doğru olan) İsrail kelimesi bir yerden ziyade bir halkı temsil etmektedir.Dette var Israels andre seier, og landets andre seier på rad.
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Den fikk blandet kritikk, og anmelderne var blant annet uenige om slutten.
Bu avlar daha ziyade köpekler eşliğinde ve sürek avı biçiminde gerçekleştirilmekteydi.Disse hundene var mer småviltorienterte i jaktformen.
Bu daha ziyade kıyı bölgeleridir.Spesielt gjelder dette i kystnære områder.
Kitabın amacı tarihsel olmaktan ziyade teolojik ve pastoraldir.Som forfatter er Harboe mere historiker enn teolog.
Yaşlı kadın onu uyarır ve güzellik iç ziyade dış olduğunu söylüyor.Hun råder prinsen til å ikke se på det ytre, siden skjønnhet kommer innenfra.
Yöre halkı ise bu köyü daha ziyade Karadağ olarak adlandırır.Bydelen er spesiell i så måte at den kaller seg selv en by.
Bunlardan ziyade hasret de vardı.De hadde også større nøyaktighet.
I. Mihail, askeriden ziyade diplomatik çözümleri sürdürdü.Mikhael I mengejar solusi diplomatik lebih dari militer.
Akıl, İslam'da akıl zekadan ziyade ileriyi görebilmek ve ona göre hazırlık yapabilmektir.Menjadi teladan umat Islam dalam memahami serta mengamalkannya.