Mart ve Haziran ayları arasında ziyadesiyle yağmur yağarken yazları kurak ve sıcaktır.Летом, длящимся с марта по июнь, очень жарко.
Dağlar daha ziyade ufak toprak ve taş yığınlarının meydana getirdiği sıra halinde tepeleri andırır.К самым краям равнины подступают низкие холмы, за которыми на небольшом расстоянии возвышаются крутые горы.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Всё равно это было лучше, чем идти пешком.
Jovian, Ariusçulardan ziyade Ortodoks inancına yakınlık duydu.И Авраам, без сомнения, более достоин веры, чем Ориген.
Daha ziyade 45-50 yaşları arasında görülür.كما يحدث ذلك أيضا في المرأة في عمر 55-45.
Satranç gibi şanstan ziyade zeka ve dikkate dayalı çok oyunculu oyunlar.لعبة شعبية لها كثير من الجمهور وهي لعبة ذكاء وتشبه الشطرنج.
Benzer cilt renkleri genetik akrabalıktan ziyade yöndeşik adaptasyondan kaynaklanır.لون العين هو سمة موروثة تتأثر بأكثر من جين.
Bu daha ziyade kıyı bölgeleridir.ولكن هذا لا يقتصر على المناطق الساحلية.
Şimdi seksi olan şey daha ziyade seksin kendisi.واضافةً إلى ذلك، فهذا الجنس يبدو تمامًا مثل الجنس أعلاه.
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.ويزعم هؤلاء الذين يفرضون حججهم ضد عزرا أن عزرا مثال للزعيم والمُشرع الذي يشبه موسى.
Japon şiiri hece ölçüsünden ziyade niceliğe bakar.تُحدِّد التّقاليد اليابانيَّة بشكلٍ صارم شكل هذه الحلوى.
Askeri eğitimden ziyade dini derslere de meraklıydı.وفضلاً علی ذلک درس کتشويان الدروس الدينية.
Avlanma zamanı olarak geceden ziyade gündüzü tercih ederler.São mais ativos durante a noite, quando se arrastam por sobre a areia.
I. Mihail, askeriden ziyade diplomatik çözümleri sürdürdü.Miguel I tentou soluções mais diplomáticas em detrimento das campanhas militares.
Bu hızlar PC'lerden ziyade gömülü sistemlerde kullanılmaktadır.Estas velocidades são muito mais usadas em sistemas embarcados do que em PCs.
Cüneyd-i Bağdadî anlatır: “Sırrı Sekatî hazretlerinden ziyade ibadet ehli kimse görmedim.Ela negou as comparações, dizendo: "Eu não me acho nada perto delas.
Ancak bu yeniden sağlanan birlik, gerçek bir durum olmakatan ziyade teorik bir birliktir.Hoje em dia, o grupo de exércitos constitui uma grande unidade mais teórica do que real.
Fakat en büyük başarısı amirallikten ziyade generallikte göstermiştir.No entanto, os seus maiores sucessos foram como general e não como almirante.
"Küçük o" daha ziyade matematikte kullanılır ve bilgisayar bilimlerinde kullanımı daha nadirdir.Não é muito usado na matemática convencional, mas muito usado na ciência da computação.
Gerçek ise daha ziyade siyasetle ilgiliydi.A situação social era ainda pior que a política.
Kapı oturuş planında; bir kale kapısından ziyade han veya çarşı kapısı durumundadır.As portas da cidade ou portas da vila faziam parte das muralhas de uma cidade ou vila|fortificada]].
Soru daha ziyade Apollon'a sorulur.Em Tréveris, é identificado mais especificamente a Apolo Febo.
Ülkede mevsimlerden ziyade yağışlı ve kurak günler görülmektedir.Naturalmente, há anos mais chuvosos ou menos chuvosos em relação a outros.
Bu bölüm muhtemelen bir kişiden ziyade Deutero-Yeşaya etkisi altında olan birden fazla takipçinin eseridir.Este representa um modelo em que mais de um tipo de infecção está competindo por espaço.
Bunlardan ziyade hasret de vardı.Outros não tiveram tanta sorte.
Çok daha incelikli, karanlık ve daha ziyade Otomatik Portakal kıvamında olacak.Tornou-se mais elegante e menos ornamental.
Haçlılar sonunda bu yemîni grup olarak değil daha ziyade tek tek ettiler.De kruisvaarders zwoeren uiteindelijk deze eed individueel, in plaats van als een groep.
Kaizen(Sürekli İyileştirme), sonuçlardan ziyade süreçlere yöneliktir.De buitenste gedeelten zijn daarom het meest geschikt om te herplanten.
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Zij waren een bron van eindeloze twisten tussen de vorsten die daarop aanspraak maakten.
Daha ziyade kayalık kalkerli yamaçlarda yetişirler.Overdag wordt op de rotsen gezond.
Düzenli bir ordudan ziyade gerilla şeklinde örgütlenmektedir.Een vrijwel geheel door militairen gevormde illegale organisatie.
Soru daha ziyade Apollon'a sorulur.Dit was het bekende vraagstuk van Apollonius.
Yere kazılarak yapılan tandırların derinliği daha ziyade 130–150 cm olur.Bij houten kappen is de onderlinge afstand van de gordingen zo'n 110 tot 150 cm.
Etkin ve kelimenin tam anlamıyla da pozitif bir engelleme yetisidir daha ziyade.”Objectiviteit en correctheid des te meer".
Günümüzde yaylacılık ekonomik boyutundan ziyade kültürel bir özellik olarak ön plana çıkmaktadır.Heden ten dage wordt eerder gekozen voor een multiculturele benadering.
İlçeyi, yabancı turistlerden ziyade, yerliler ziyaret etmektedir.Een deel, of zo niet allen, zijn voor toeristen te bezoeken.
Gerçek ise daha ziyade siyasetle ilgiliydi.Hij was eigenlijk vooral geïnteresseerd in politiek.
Bireylerden ziyade siyasi partiler tarafından oluşturulmaktadırlar.De oprichting werd onder andere verwelkomd door politici van verscheidene partijen.
Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu.Op de leeftijd van 20 jaar besloot hij om te leren lezen en schrijven.
Demir, güzelliğinden ziyade daha yararlıdır.IJzer is meer nuttig dan mooi.
Bu daha ziyade kıyı bölgeleridir.Inaczej jest w strefie nadbrzeżnej.
Hakkında anlatılanların bazıları hikâyeden ziyade mit haline gelmiştir.Wiele z wypowiedzianych przez niego zdań przeszło do historii.
Daha ziyade zararsızdır.Mimo to jest praktycznie nieszkodliwy.
Çikolata önceleri yenilmekten ziyade içilmiştir.Preferowane były natomiast napoje alkoholowe.
Daha ziyade 45-50 yaşları arasında görülür.Dotyczyło to zwłaszcza mężczyzn w wieku 45–55 lat.
Bunun öncesinde daha ziyade kavramsal ve soyuttur, ulema arasında yaygın olan bir kavramdır.Jest to zdecydowanie szersze pojmowanie jedności i ekumenizmu niż to, do którego przywykliśmy.
Pek ziyade bitap olduğumdan uyumamak üzere yattım.W końcu po wielu godzinach płynięcia zasnął.
Musevi literatüründe daha ziyade Rabeynu haKadoş (kutsal rabbimiz) olarak tanınır.Den är även känd som Sūrat al-Iqrā (إقرا), "Recitera".
Kolayca sudan yükselebilmesine rağmen tehlikeden kurtulmak için uçmakta ziyade dalmayı tercih ederler.Den föredrar att fly från faror genom att dyka framför att flyga, även om den lätt kan lyfta från vattnet.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Detta prov används i forskningssyfte snarare än i klinisk praxis.
Bu daha ziyade kıyı bölgeleridir.Den är vanligast i kustområden.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.En filosof är en person som yrkesmässigt ägnar sig åt filosofi.
Vergi toplayanlar, Persler'den ziyade Hellen yöneticilerdi.De människor han föraktade mest var hundägare.
Bu deyiş, dinsel bir tanım olmaktan ziyade etnik bir terimdir.Det var snarare en religiös titel än ett politiskt erkännande.
Bunlardan ziyade hasret de vardı.Många fruktade det värsta.
Bu bir savaştan ziyade atışma şeklinde geçti ve bir sonuç çıkmadı.Detta krig blev ett fiktivt krig, i vilket inget skott avlossades.
Daha ziyade Orta Afrika’da rastlanır.Den övervintrar främst i Centralafrika.
Ayrıca ilk yazılan taslaklarda insandan ziyade bir yaratıktı.Dessutom var en tryckt bibel mycket mer tillförlitlig än vad en handskriven var.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Ця система застосовують швидше для дослідження хвороби, ніж у клінічній практиці.
En büyük yardımlarını kralcı Četnikler'den ziyade Tito'nun Partizanlarına göndermeye başladılar.Вони почали відправляти більшість своєї допомоги партизанам Тіто, а не роялістським четникам.