Ana içeriğe geç
Sözlük

ziyade ile cümle

ziyade kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Steve Grand poukazuje aj na to, že aj my sami sme skôr vlnovej povahy ako trvalé veci.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Steve Grand poukazuje na to, že i my sami jsme spíš jako vlny než stálé věci.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Steve Grand señala que nosotros mismos, somos más como una onda que una cosa permanente.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Steve Grand subliniază că tu şi cu mine înşine suntem mai degrabă o undă decât un lucru constant.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Steve Grand wijst erop dat jij en ik ons meer gedragen als een golf dan als een blijvend iets.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Steve wskazuje, że ty i ja jesteśmy bardziej jak fale niż stałe rzeczy.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Стив Гранд отбелязва, че вие и аз сме по-скоро като вълна, отколкото като нещо постоянно.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.Стив Гранд указывает, что все мы — и вы и я — более похожи на волну, чем на постоянное нечто.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.סטיב גרנד מצביע על כך שאתם ואני, אנו עצמנו, מהווים יותר גל מאשר דבר קבוע.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.يشير ستيف جراند الى أنه انت وأنا، نحن، مثل الموج أكثر من كوننا أشياء دائمة.
Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler.波のようなものだと言います
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Dalam "All Shook Up," touch bukanlah sentuhan melainkan rasa dingin.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Dans "All Shook Up", un contact n'est pas un contact, mais un frisson.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Eine Berührung in "All Shook Up" ist keine Berührung, sondern ein Kälteschauer.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Em "All Shook Up", um toque não é um toque, mas um calafrio.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.En "Agitado", un toque no es tal, sino un escalofrío.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.I "All Shook Up", är en beröring inte en beröring, istället är det en rysning.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.În acest cântec, o atingere nu este o atingere, ci un fior rece.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.In "All shook up" non ci si tocca: si rabbrividisce
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.In "All Shook Up" wordt een aanraking een rilling.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir."올 슉 업"에서는, 손길은 손길이 아니라 오한입니다.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Trong bài "All Shook Up", một cái đụng chạm không phải là đụng chạm mà là một sự ớn lạnh.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.V "All Shook Up" se dotek stává mrazením.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.W "Roztrzęsionym" dotyk to nie dotyk, a chłód.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Στο "All Shook Up" το άγγιγμα δεν είναι άγγιγμα αλλά ρίγος.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.Във "Всичко се разтърси" докосването не е докосване, а тръпка.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.У цій пісні дотик - це не дотик, а тремтіння.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.ב-"אני מנוענע", נגיעה אינה נגיעה אלא קור.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.في "All Shook Up- كل شيء مهزوز"، اللمسة ليست مجرد لمسة بل هي شعور مهدىء.
"Tamamen Çalkalanmış" da bir dokunuş dokunuşdan ziyade bir ürpertidir.唇は火山であり
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerDer Hinweis, dass er oder sie sich durch Machtlosigkeit ausdrückt, anstatt durch Macht.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerĐề xuất rằng Chúa nên thể hiện bản thân qua sự vô quyền hạn thay vì quyền lực.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdüler하나님이 힘을 통해서라기 보다는 무력함을 통해 자신을 표현한다고 제시하고
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerNavrhovali, že Bůh projevuje sám sebe nebo samu sebe skrze bezmocnost, spíše než moc.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerȘi sugera că Dumnezeu se exprimă pe el sau ea prin lipsa puterii mai degrabă decât prin putere.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerSugerowanie, że Bóg wyraża się poprzez niemoc, a nie poprzez moc.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerSuggérant qu'IL ou ELLE s'exprime à travers l'impuissance, plutôt qu'à travers le pouvoir.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerSuggereren dat God zichzelf kenbaar maakt door machteloosheid, in plaats van macht.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerSugiriendo que el, o ella, se expresa a través de la falta de poder, en vez del el poder.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerΈχουν προτείνει ότι ο Θεός (ή η Θεά) εκφράζεται μέσω της αδυναμίας, και όχι μέσω της δύναμης.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerДа предположим, че Бог изразява себе си чрез безсилието повече, отколкото чрез сила.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerשהציעו שאלוהים מבטא או מבטאת את עצמה באמצעות חולשה, ולא עוצמה.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerمقترحين أن الرب يعبر عن نفسه من خلال الاستكانة, أكثر مما يفعل من خلال القوة.
Tanrı'nın kendisini güçten ziyade güçsüzlük içinden ifade ettiğini öne sürdülerするという見方や
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.Devono pensare alla sostanza del proprio accordo, molto di più che alle etichette che ci vorranno attaccare.
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.I muszą myśleć o istocie porozumienia o wiele bardziej niż o etykietkach, które chcą mu przypisać.
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.그리고 그들은 협정에 그들이 붙이기 원하는 꼬리표에 대해 생각하는 이상으로 그 협정의 내용에 대해서
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.Les parties en conflit doivent abondonner
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.Nad významom svojich dohôd sa musia zamyslieť omnoho viac ako nad nálepkami, ktoré im chcú priradiť.
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.Và họ cần phải nghĩ đến thực chất của sự thỏa thuận hơn là nghĩ về cái nhãn bên ngoài mà họ gán cho nó.
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.Y tienen que pensar en la esencia de los acuerdos mucho más que en las etiquetas que quieren adosarles.
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.Они должны думать о сущности своего соглашения больше, чем о ярлыках, которые они хотят "приклеить" к ним.
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.כמו כן, עליהם לחשוב על מהות ההסכם שלהם הרבה יותר מאשר
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.وعليهم ان يفكروا بطرق للحفاظ على اتفاقياتهم اكثر من اهتمامهم بالحفاظ على
Taraflar ayrıca, sağlanan uzlaşmaya iliştirilen etiketlerden ziyade onun özü üzerinde düşünmelidir.相手にレッテルを貼ることではなく 合意によって得られる財産について 考える必要があります
Tekdüzelikten ziyade bireyselliğin önemi vurgulanacak.Az egyéniség kap hangsúlyt, nem az egyformaság.
Tekdüzelikten ziyade bireyselliğin önemi vurgulanacak.Individualitatea va fi mai degrabă accentuată, decât uniformitatea.
Tekdüzelikten ziyade bireyselliğin önemi vurgulanacak.Individualität wird statt Uniformität im Vordergrund stehen.
Tekdüzelikten ziyade bireyselliğin önemi vurgulanacak.Individualiteit zal benadrukt worden, in plaats van uniformiteit.
Tekdüzelikten ziyade bireyselliğin önemi vurgulanacak.L'individualité sera favorisée plutôt que l'uniformité.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod