Ana içeriğe geç
Sözlük

ziyade ile cümle

ziyade kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Nie wtrącaliśmy się z sugestiami. Nie wspominała o malarii aż do samego końca.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.No entrando con nuestras propias nociones, porque ella no habló del paludismo sino hasta el final.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Senza imporre le nostre nozioni, e infatti lei ha accennato al problema della malaria solo alla fine.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Uden at komme ind med vores egne forestillinger, fordi hun snakkede ikke om malaria før til allersidst.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Zonder met onze eigen opvattingen te komen, want zij sprak zelfs niet over malaria tot het allerlaatst.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Χωρίς να εκφράσει τις απόψεις μας, γιατί δεν μίλησε για την ελονοσία παρά στο τέλος.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Не започвайки с нашата нагласа, защото тя даже не спомена малария до самия край.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.Она не особо вникала в наши идеи, так как она ни слова не вымолвила о малярии до самой последней минуты.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.לא לבוא מראש עם רעיונות, כי היא בכלל לא דיברה על מלריה, אלא רק ממש בסוף.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.لا تأتي بفكرتك الخاصة، لأنها لم تتحدث حتى عن الملاريا حتى قرب النهاية.
Kendi fikirlerimizle ortaya çıkmaktan ziyade, günün sonuna kadar sıtmadan bile bahsetmemişti.彼女はマラリアについては最後の方までふれず 最初に 快適さ ステータス 美しさを説き
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Em suma, somos mais otimistas que realistas, mas não temos consciência disso.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.En bref, nous sommes plus optimistes que réalistes, mais on ne s'en rend pas compte.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.En resumen, somos más optimistas que realistas, pero olvidamos los hechos.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.In poche parole, siamo più ottimisti che realisti, ma non siamo consapevoli di questo fatto.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Jesteśmy bardziej optymistami niż realistami i nie zdajemy sobie z tego sprawy.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Jsme tedy mnohem více optimističtí než realističtí, ale nechceme si to přiznat.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.요컨대 사람들은 현실적이기 보다는 더 낙관적입니다. 하지만 그런 사실을 의식하지 못합니다.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Kortom, we zijn meer optimistisch dan realistisch, maar hebben daar geen idee van.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Kort sagt, er vi mere optimistiske end realistiske, men vi er ikke bevidste om det faktum.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Kort sagt, vi är snarare optimister än realister, men vi är omedvetna om det.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Kurz gesagt, wir sind eher optimistisch als realistisch, und das ist uns völlig unklar.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Pe scurt, suntem mai mult optimişti decât realişti, dar nu ne dăm seama de asta.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Röviden: inkább vagyunk optimisták, mint realisták, de nem tudunk erről a tényről.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Tóm lại, chúng ta lạc quan hơn là thực tế, nhưng chúng ta lại lãng quên đi điều đó.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.V skratke, sme skôr optimistickí ako realistickí, ale neuvedomujeme si to.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Με λίγα λόγια, είμαστε περισσότερο αισιόδοξοι παρά ρεαλιστές, αλλά επιλέγουμε να το αγνοούμε αυτό.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Коротше кажучи, ми більш оптимістичні, ніж реалістичні, але не звертаємо увагу на факт.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.Накратко, ние сме повече оптимисти, отколкото реалисти, но не осъзнаваме добре този факт.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.По жизни мы больше оптимисты, чем реалисты, но мы этого не осознаём.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.בקיצור, אנחנו יותר אופטימיים מריאליים, אולם אנחנו עיוורים לתופעה.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.باختصار، نحن متفائلون أكثر مما نحن واقعيون، ولكننا غافلون عن الحقيقة.
Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz, ama bu durumu pek de umursamıyoruz.このことに気付いていません 例えば 結婚を例にとりましょう
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.He'sa顕著男は、若いジョンクレイです。
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.Inkább a karkötőt rajta, mint bármely büntetőjogi Londonban.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.오히려 런던의 어떤 범죄보다 그에게 내 팔찌을 얻을 수 있습니다.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.liever mijn armbanden op hem hebben dan over criminele in Londen.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.Preferirei avere i miei braccialetti su di lui che su qualsiasi criminale di Londra.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.Preferiría que mis pulseras en él que en cualquier otro criminal de Londres.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.Raději mám náramky na něj než na trestné v Londýně.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.Radšej mám náramky na neho ako na trestné v Londýne.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.מעדיף צמידים שלי עליו יותר מאשר על כל פושע בלונדון.
Londra herhangi bir suç daha ziyade ona benim bilezikler var.يفضلون الأساور بلدي عليه أكثر من أي الجنائية في لندن.
Marcos, Zapatista hareketinin kurşunlardan ziyade fikirlerle ilgili olduğunu söylüyor.Marcos říká, že zapatistické hnutí je více o myšlenkách než o kulkách.
Mesaj kelimelerden ziyade duygusal ve düşünce seviyesinde veriliyor.Wiadomości są więc przekazywane na poziomie emocji czy myśli, a nie mowy.
Mimari bir amaçtan ziyade, estetik bir amacı var.C'est plus esthétiqueque tectonique.
Mimari bir amaçtan ziyade, estetik bir amacı var.Ha uno scopo più estetico piuttosto che tettonico.
Mimari bir amaçtan ziyade, estetik bir amacı var.기술적인 걸로 보이기보다는 아름다움에 더 무게를 줬죠
Mimari bir amaçtan ziyade, estetik bir amacı var.Έχει περισσότερο αισθητικό σκοπό παρά τεκτονικό.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.Intinya adalah jenis model itu diatur oleh bagaimana dia akan digunakan, bukannya indera yang terlibat.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.요점은 모델의 특성이 그 모델을 어떻게 활용할 것인가에 의해 좌우되지 활용한 감각 방식과는 상관없다는 것입니다.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.Pointa je taká, že povaha modelu je ovládaná tým, ako je model používaný, a nie zmyslovou modalitou.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.Pointti on, että mallin olemus määräytyy sen käytöstä pikemminkin kuin aistikanavasta.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.הנקודה היא שטבעו של הדגם נקבע לפי השימוש שייעשה בו, ולא לפי התפישה החושית המעורבת בכך.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.والنقطة الاساسية هنا هي: طبيعة النموذج تحكمها.. عوامل متعلقة بالاستخدام وليس بالكيفية الحسية المتعلقة بها.
Önemli olan ve modelin doğasını terbiye eden şey, algılama yönteminden ziyade, modelin nasıl kullanılacağı.それがどう使われるかで決まるということです ホールデンは、ニオイが重要な役割を果す動物の世界についても
Pakistan'daki kitle hareketleri demokratik ayaklanmalardan ziyade bir çeşit teokrasi şeklini talep ediyorlar.주로 반란이라기 보다는 신권주의를 표방하는 기관단체들에 의해 대변되어왔습니다
Pakistan'daki kitle hareketleri demokratik ayaklanmalardan ziyade bir çeşit teokrasi şeklini talep ediyorlar.בעיקר ע"י ארגונים שקוראים לסוג כלשהו של שלטון דת, ולא להתקוממות דמוקרטית.
Pakistan'daki kitle hareketleri demokratik ayaklanmalardan ziyade bir çeşit teokrasi şeklini talep ediyorlar.أساساً بواسطة منظمات تدْعى أنها تريد صورة من الحكم الديني ، بدلاً من ثورة الديمقراطية .
Pakistan'daki kitle hareketleri demokratik ayaklanmalardan ziyade bir çeşit teokrasi şeklini talep ediyorlar.主に神権政治を求める 組織によって起こりました なぜなら 政治的対立の前から
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod