Ana içeriğe geç
Sözlük

ziyade ile cümle

ziyade kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Các bạn có để ý khi lúc đầu tôi nói, tôi tập trung vào "tại sao" chứ không phải "làm thế nào"?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.이제 제가 처음에 '어떻게' 보단 '왜'에 관한 것이라고 했던게 이해가 되십니까?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Lembram-se de no início ter dito que a questão é porquê em vez de como?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Pamatujete, že na začátku jsem řekl, že jde hlavně o PROČ, než o JAK?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Pamiętacie jak wspominałem na początku, że chodzi o to dlaczego, a nie w jaki sposób?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.¿Recuerdan cuando dije en un inicio que se trata del por qué y no del cómo?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Vedete ora, quando dicevo all'inizio, riguarda il perché, più che il come?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Vedeți când am spus la început, e vorba despre 'de ce', nu despre 'cum' ?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Verstehen Sie, wenn ich am Anfang gesagt habe, es geht eher um das wieso als um das wie?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Vous voyez, quand j'ai dit au début que c'est à propos de pourquoi, plutôt que de comment?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Помните, в начале я сказал, что дело не в том "как", а в том "почему"?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Разбирате ли, както казах в началото, че става дума за "защо", а не за "как"?
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.Розумієте, коли я на початку казав, що це про "чому", а не про "як",
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.לזה התכוונתי בהתחלה כשאמרתי שמדובר על למה יותר מאשר על איך.
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.هل تلاحظون عندما قلت في البداية، أن الأمر حول ذلك لماذا، بدلاً عن الآن؟
Hatırlarsanız başta amacın nedenden ziyade niye ile ilgili olduğunu söylemiştim.私が話したかわかりますか? "なぜ"は次のことを実際に意味しました
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Cítím se, jako bych svůj život žil, namísto toho, abych s ním jen závodil.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Cítim, že svoj život žijem namiesto toho, aby som sa ním len hnal.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Czuję się jakbym szedł przez życie, z nie przez nie biegł.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Det føles som om jeg lever mit liv, i stedet for faktisk bare at race igennem det.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Ich habe das Gefühl -- ich lebe mein Leben statt durch es zu rasen.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Ik voel me alsof ik -- als of ik mijn leven leef eerder dan er waarlijk door te racen.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Je sens que je -- je vis ma vie plutôt que, finalement, juste la traverser en courant.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.저는 제 삶을 살아가고 있다고 느낍니다, 단순히 경주해나가는 삶이라기 보다는요.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Mi sento come se--come se vivessi davvero la mia vita, piuttosto che passarci semplicemente attraverso.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Siento que estoy viviendo mi vida en vez de correr por ella.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Simt ca imi traiesc viata in loc sa alerg prin ea.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Úgy érzem, hogy megélem az életem, ahelyett, hogy csak átrohannék rajta.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Αισθάνομαι σα να ζω την ζωή μου αντί να την περνάω στα γρήγορα.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Чувствам се като че -- като че живея живота си вместо да препускам през него.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Я відчуваю, що живу своїм життям, а не мчу крізь нього.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Я чувствую, что действительно живу своей жизнью, а не проношусь по ней, как ракета.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.אני חש שאני חי את חיי, במקום לרוץ דרכם כבמירוץ.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.أشعر وكأنني -- أنا أعيش حياتي في الواقع بدلا من مجرد التسابق خلالها.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.生きていると感じることができます そして 何よりもの成功は
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.Bất kì sứ mạng thám hiểm nào cũng sẽ được thực hiện bởi người máy hơn là con người.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.Każda misja badawcza będzie obsługiwana przez roboty, nie przez ludzi.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.모든 관측은 사람이 아니라 기계로 대신하겠죠.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.Ogni missione esplorativa sarà certo affidata a robot, piuttosto che a esseri umani.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.Qualquer missão exploratória vai ser composta por robôs em vez de seres humanos.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.Toute mission exploratoire sera plutôt conduite par des robots , au lieu d'etres humains.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.Μία πειραματική αποστολή θα είχε ρομπότ, και όχι ανθρώπους.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.כל נסיעה נסיונית תאויש ברובוטים, ולא בבני אדם.
Herhangi bir keşif görevi insanlardan ziyade, robotlar tarafından yapılacak.ロボットが役割を果たすでしょう 既に火星の探索は始まっています
Heykelin kendisi mantıklı bir yolla inşa edilmemiş. Mimari bir amaçtan ziyade, estetik bir amacı var.La escultura en sí no fue hecha de una manera racional tiene una meta estética más que una tectónica.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.É geralmente oferecida em regime de internamento.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.En principio, las diferentes estrategias no deberían competir entre sí, sino complementarse.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.Idealerweise konkurrieren die unterschiedlichen Strategien nicht, sondern ergänzen einander.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.Ideelt set konkurrerer de forskellige strategier ikke med hinanden, men supplerer hinanden.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.Običajno si različne strategije ne nasprotujejo, temveč se dopolnjujejo.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.Under idealiska förhållanden konkurrerar de inte, utan kompletterar varandra.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.V ideálním případě tyto různé strategie mezi sebou nesoutěží, ale vzájemně se doplňují.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.V ideálnom prípade jednotlivé stratégie medzi sebou nesúťažia, ale vzájomne sa dopĺňajú.
İdeal olarak, farklı stratejiler birbiriyle rekabet etmekten ziyade, birbirini tamamlar.В идеалния случай различните стратегии не се съревновават, а се допълват взаимно.
İlki daha ziyade tutkulu bir ilişki gibiydi.Avec le premier, c'était plutôt une relation passionnée.
İlki daha ziyade tutkulu bir ilişki gibiydi.Az első, csak amolyan szenvedélyes affér volt.
İlki daha ziyade tutkulu bir ilişki gibiydi.Cái em đầu ấy, chuyện đó, nó đã giống như một chuyện tình say đắm.
İlki daha ziyade tutkulu bir ilişki gibiydi.De eerste dat leek meer op een gepassioneerde affaire.
İlki daha ziyade tutkulu bir ilişki gibiydi.Den första, var mer som en kärleksaffär.
İlki daha ziyade tutkulu bir ilişki gibiydi.Dieser erste, das war mehr wie eine leidenschaftliche Affäre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod