Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Istället började jag skriva om andra människor och saker som inte hände på riktigt.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Jadi, saya malah mulai menulis tentang orang-orang lain disekitar saya dan hal-hal yang tidak pernah terjadi
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.대신, 전 제가 아닌 다른 사람들과 실제로는 결코 일어나지 않은 일들에 대해 적기 시작했죠.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Místo toho jsem začala psát o jiných lidech a o věcech, které se nikdy nestaly.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Thay vào đó, tôi bắt đầu viết về những người khác và những điều thực sự chưa bao giờ xảy ra.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Zaczęłam zatem pisać o ludziach innych niż ja i rzeczach, które się nigdy nie wydarzyły.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Αντί αυτού, άρχισα να γράφω για άλλους ανθρώπους και πράγματα που δεν συνέβησαν ποτέ στην πραγματικότητα.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Вместо това, започнах да пиша за хората, различни от мен и неща, които никога не са се случвали.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Вместо этого, я стала писать о других людях и вещах, которые никогда не происходили.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Тому я почала писати про людей, несхожих на мене, і про події, яких ніколи насправді не було.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.במקום זאת, התחלתי לכתוב על אנשים אחרים ועל דברים שמעולם לא התרחשו.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.وعوضا عن ذلك, بدأت أكتب عن أشخاص غيري, وأشياء لم تحدث في الواقع.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.書き始めました このようにフィクションを書く-
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Alors, l'image que je préfère, à la place du plafond de verre, est la passerelle.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Das Bild, an das ich gerne denke anstatt einer gläsernen Decke ist eine hohe Brücke.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Deci imaginea la care-mi place să mă gândesc, în loc de un tavan de sticlă, e marele pod.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Hình ảnh mà tôi thích nghĩ đến, thay vì trần thủy tinh, là một cây cầu cao.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Ik denk dus liever aan het beeld, in plaats van een glazen plafond, van een hoge brug.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.그래서 제가 생각하는 이미지는 유리 천장대신 높은 다리입니다.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.L'immagine alla quale mi piace pensare, al posto del soffitto di cristallo, è un alto ponte.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Obraz, o którym chętnie myślę, zamiast o szklanym suficie, to wysoko zawieszony most.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Por eso la imagen que me gusta pensar en vez de techo de cristal es la de puente elevado.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Por isso, a imagem em que eu gosto de pensar, em vez do telhado de vidro, é a de uma ponte alta.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Proto si představuju místo skleněného stropu vysoký most.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Tehát én inkább úgy szeretek gondolni erre, az üvegplafon helyett, mint egy magas hídra.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Λοιπόν η εικόνα που μου αρέσει να σκέφτομαι, αντί για γυάλινη οροφή, είναι η ψηλή γέφυρα.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Мені більше до вподоби уявляти замість скляної стелі - високий міст.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Поэтому мне больше нравится представлять, вместо стеклянного потолка, стеклянный мост.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.Така че изображението, за което ми харесва да мисля, вместо стъклен таван, е високия мост.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.ולכן הדימוי המועדף עלי, במקום "תקרת זכוכית", הוא הגשר התלוי.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.إذاً ، فالصورة التي أود أن أفكر بها ، بدلاً من السقف الزجاجي (الصورة التحكمية) ، هي صورة الجسر العالي.
Bu nedenle benim sevdiğim metafor, cam tavandan ziyade yüksek bir köprü.ガラスの天井ではなく 高い橋 高い橋の裾に立つには勿論恐怖を覚えますが、
Bunlar eğlenceli şeyler. Ama eğlenceden ziyade içten.Pero es mucho más profundo que divertido.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Astea erau rețele de mercenari, nu ideologi, care erau în afaceri de coordonare pentru profit.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Była to sieć najemników, a nie ideologów, którzy byli w niej dla zysku.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.C'étaient des réseaux de mercenaires, pas d'idéologues, qui étaient dans la coordination pour faire du profit.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Das waren Netzwerke von Söldnern, nicht von Ideologien, sie waren wegen des Profits im Koordinierungsnetzwerk.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Dat waren netwerken van huurlingen, geen ideologen, die zich met de coördinatie bezighielden voor het geld.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Eram redes de mercenários, não de ideólogos, que estavam na coordenação por dinheiro.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Erano reti di mercenari, non di idealisti, che coordinavano per trarne un profitto.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.이들은 이론적 지도자들이 아니라, 이익을 위한 조직 사업에 있는 용병들의 네트워크였습니다
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.Это были сети наёмников, а не идеологов, которые координировали свои дела для получения прибыли.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.אלו היו רשתות של שכירי-חרב, לא אידיאולוגים, שהיו בעסקי התיאום למטרות רווח.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.كانت تلك عبارة عن شبكات مرتزقة و ليست شبكات ايديولجية، الذين دخلوا في الخط على أساس العمل من أجل الربح.
Bunlar, ideolojistlerden ziyade para için bu koordinasyon işine girmiş paralı askerlerdi.お金のための傭兵紹介サービスでした 例えば リビア兵に比べて お金の取れる
Bunun niçin ikinciden ziyade üçüncü seçeneğin işine daha çok yaradığını biraz düşünün.Chci, abyste přemýšleli, proč tohle bylo lepší pro možnost 3, než to bylo pro možnost 2.
Bunun niçin ikinciden ziyade üçüncü seçeneğin işine daha çok yaradığını biraz düşünün.Το αφήνω σε εσάς--θέλω να σκεφτείτε γιατί αυτό ήταν καλύτερο για την επιλογή τρία από ότι για την επιλογή δύο.
Bunun niçin ikinciden ziyade üçüncü seçeneğin işine daha çok yaradığını biraz düşünün.選択肢2より良い選択だったか考えたいと思います。 もし、あなたがこれを本当に理解したら、
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.De prioriteit is veiligheid in plaats van geld besparen of werken met de laagste bieder.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Die Priorität liegt auf der Sicherheit, nicht darauf Geld zu sparen, oder dem billigsten Anbieter.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.La priorità è la sicurezza anziché il risparmio di denaro o dover competere col minor offerente.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.La priorité est la sécurité et non l'économie d'argent ou l'attribution de contrats au moins-disant.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Man prioriterar säkerheten före pengabesparingar eller att förhandla med den som budar lägst.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Najpomembnejša je varnost, bolj kot varčevanje z denarjem ali poslovanje z najcenejšim ponudnikom.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Prioritu má bezpečnost spíše než ušetření peněz nebo zabývání se, kdo dal nejnižší nabídku.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Priorytetem będzie bezpieczeństwo a nie oszczędzanie pieniędzy czy szukanie najtańszego dostawcy.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Turvallisuus on tärkeämpää kuin rahan säästäminen tai halvimman tarjouksen etsiminen.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Πρώτη προτεραιότητα είναι η ασφάλεια και όχι η εξοικονόμηση χρημάτων ή η εξεύρεση της χαμηλότερης προσφοράς.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Безопасността е приоритет, а не спестяването на пари или търсенето на най-ниски разходи.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Приоритет отдается безопасности, а не экономии средств или поиску дешевых решений.