Ana içeriğe geç
Sözlük

ziyade ile cümle

ziyade kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bugüne kadar Afrika'ya birşeyler veren her kim olduysa karşılığını ziyadesiyle almıştır.Любой, кто дал что-либо Африке, получил взамен гораздо больше.
Bugüne kadar Afrika'ya birşeyler veren her kim olduysa karşılığını ziyadesiyle almıştır.כל מי שאי פעם נתן משהו לאפריקה , קיבל בחזרה הרבה יותר.
Bugüne kadar Afrika'ya birşeyler veren her kim olduysa karşılığını ziyadesiyle almıştır.أي شخص أعطي شئ لافريقيا أخذ أشياء أكثر في المقابل.
Bugüne kadar Afrika'ya birşeyler veren her kim olduysa karşılığını ziyadesiyle almıştır.エチオピアは僕を興奮させるだけでなく 僕の心を開放した
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.Em qualquer guerra atual, a maioria das baixas são civis, principalmente mulheres e crianças.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.En cualquier guerra hoy, la mayoría de las bajas son civiles, la mayoría mujeres y niños.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.I enhver krig er de fleste dræbte civile, primært kvinder og børn.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.In elke oorlog vandaag, zijn de meeste slachtoffers burgers, voornamelijk vrouwen en kinderen.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.In ogni guerra oggi, la maggior parte delle vittime sono civili soprattutto donne e bambini.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.In orice razboi din ziua de azi, majoritatea victimelor sunt civili, in principal femei si copii.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.I varje krig idag, är de flesta av offren civila, mest kvinnor och barn.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.오늘날 모든 전쟁의 피해자는 거의 일반 시민들입니다. 주로 여성과 아이들이지요. 이 둘은 항상 나란히 피해를 입습니다.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.Ma egy háborúban a civil áldozatok száma a legnagyobb, többségük nő és gyermek.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.Trong tất cả cuộc chiến ngày nay, hầu hết thương vong là dân thường, chủ yếu là phụ nữ và trẻ em.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.V akejkoľvek vojne tvoria väčšinu obetí civilisti, hlavne ženy a deti.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.V jakékoli dnešní válce tvoří většinu obětí civilisté, zejména ženy a děti.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.W każdej współczesnej wojnie, większość ofiar stanowią cywile, w większości kobiety i dzieci.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.Σε κάθε πόλεμο σήμερα, τα περισσότερα από τα θύματα είναι πολίτες, κυρίως γυναίκες και παιδιά.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.Жертвами современных войн являются мирные жители, в основном, женщины и дети.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.Повечето от жертвите на войните в днешно време са цивилни, предимно жени и деца.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.У сьогоднішніх війнах нещасні випадки трапляються з мирними жителями, здебільшого з жінками та дітьми.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.בכל המלחמות היום, רוב האבדות הן אזרחיות, ובעיקר של נשים וילדים: הם מהווים נזק משני.
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.في أي حرب اليوم.، أغلب المتضررين هم من المدنين الأغلب من النساء والأطفال. هم الاضرار الجانبية
Bugün pek çok savaşta, savaş kurbanlarının çoğunluğu sivillerdir, daha ziyade kadınlar ve çocuklar.多くが巻き添えとなった女と子どもです
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Así que la cultura, la cultura aborigen del norte, tradicionalmente ha sido muy estacional.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Daher hat sich das Leben der nordischen Ureinwohner stark nach den Jahreszeiten gerichtet.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Därmed har kulturen, den nordiska ursprungskulturen, traditionellt varit högst säsongsberoende.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Deci cultura, cultura nordică aborigenă, a fost în mod tradiţional extrem de sezonieră.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.De cultuur, de oorspronkelijke cultuur van het noorden, is dus traditioneel erg seizoensgebonden.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Donc la culture, la culture aborigène du nord, a été par tradition hautement saisonnière.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Ennek megfelelően az északi bennszülött kultúra hagyományosan évszakhoz kötött életet él.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Então, a cultura aborígene do norte, tem sido tradicionalmente altamente sazonal.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Jadi budaya, budaya asli utara, secara tradisi sangat tergantung pada musim.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.그래서 북쪽의 토착 문화는 전통적으로 계절에 따라 매우 다릅니다.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Kultura północnych aborygenów tradycyjnie zależała od pór roku.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.La cultura quindi, quella degli aborigeni del nord, tradizionalmente è molto stagionale.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Så kulturen, den nordlige aboriginal kultur, har traditionelt set været utrolig sæsonpræget.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Takže kultúra - severná domorodá kultúra - je tradične vysoko sezónna.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Takže kultura, severská aboriginská kultura, byla tradičně vysoce sezónní.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Thế nên nền văn hóa thổ dân phương bắc từ xưa đã phụ thuộc theo mùa.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Zato so prvotni prebivalci na severu tradicionalno precej sezonska kultura.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Οπότε ο πολιτισμός, αυτός των ιθαγενών του βορά, είναι κατά παράδοση εξαιρετικά εποχιακός.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Поэтому культура северных аборигенов традиционно делится на времена года.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Така че културата, северната аборигенна култура, традиционно е силно сезонна.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.Тому, культура північних аборигенів, традиційно поділяється на пори року.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.אז התרבות הצפונית בקרב הילידים היא באופן מסורתי מאוד עונתית.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.لذلك فالثّقافة، ثقافة السّكان الأصليّين في الشّمال، تتّسم بالموسميّة للغاية.
Bu kültür, kuzey yerli kültürü, geleneksel olarak ziyadesiyle mevsimliktir.昔からとても季節に影響をうけています 冬には長く眠り
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.Desuden vokser behandlingsefterspørgslen i forbindelse med kokain.
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.I Storbritannien, ett land med en stor kokainmarknad, har renhetsgraden minskat avsevärt under senare tid.
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.Letno poročilo 2009: stanje na področju problematike drog v Evropi ocen o številu dnevnih uživalcev droge.
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.Na rozdiel od toho je rozprava o užívaní drog častejšie špecificky zameraná na určitú látku.
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.Roste i sortiment drog, z něhož si mohou spotřebitelé v Evropě vybírat.
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.Silti huumeiden käyttöä koskevassa keskustelussa on useimmiten eroteltu eri päihteet.
Buna karşın, uyuşturucu kullanımına ilişkin söylem daha ziyade maddeye özeldir.Ten aanzien van drugsgebruik wordt echter vaak vooral naar het middel zelf gekeken.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.En vez, empecé a escribir acerca de otras personas y cosas que nunca pasaban.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Ezért inkább más emberekről kezdtem írni, és olyan dolgokról, melyek soha sem történtek meg.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.În loc de asta, am început să scriu despre alţii şi despre lucruri care nu se petrecuseră niciodată.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.In plaats daarvan begon ik te schrijven over andere mensen en dingen die in werkelijkheid nooit gebeurd waren.
Bundan ziyade, kendim yerine başka insanlar ve yaşadıklarım yerine hiç olmamış şeyleri yazmaya başladım.Invece cominciai a scrivere di persone che non fossero me e di cose che non erano mai accadute.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod