Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.노화는 몇가지 놀랄만한 발전을 가져오는데요. --
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.Starzenie wiąże się też z korzyściami, jak wiedza, doświadczenie.
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.Verouderen brengt enkele merkwaardige verbeteringen met zich mee -- toegenomen kennis en bekwaamheid.
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.ההזדקנות מביאה לכמה שיפורים ראויים לציון --
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.يمكن للشيخوخة أن تجلب تحسينات مميزة--
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.知識の増強 専門技術の向上
Atom ve elektronlardan ziyade çekirdek üzerinde duracağız. -Bagian ber-massa besar ini bukan atom, bukan juga elektron. Kita disini mengamati lebih detil tentang nukleus.
Atom ve elektronlardan ziyade çekirdek üzerinde duracağız. -To nie są atomy, to nie są elektrony. To jest jądro atomowe w powiększeniu.
Atom ve elektronlardan ziyade çekirdek üzerinde duracağız. -Zaměřujeme se na jádra.
Babam karşılığını ziyadesiyle öder.Mijn vader zal er je goed voor betalen.
Babam karşılığını ziyadesiyle öder.Mio padre pagherebbe bene.
Babam karşılığını ziyadesiyle öder.Môj otec vám dobre zaplatí.
Babam karşılığını ziyadesiyle öder.Můj otec vám dobře zaplatí.
Babam karşılığını ziyadesiyle öder.- Tak, oczywiście.
Babam karşılığını ziyadesiyle öder.Баща ми ще ви плати добре.
Baktığımız sahnede, insan aktivitesinden daha ziyade ışığın ön planda olduğunu görüyoruz.Hlavním aktérem je zde světlo, nikoliv lidé.
Baktığımız sahnede, insan aktivitesinden daha ziyade ışığın ön planda olduğunu görüyoruz.Д-р Зукер: На цьому полотні світло - основний протагоніст, а не заняття людини
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.Así que para mí, era algo normal que hubieran más personajes internacionales que personajes turcos en ella.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.Donc, pour moi, il était normal qu'il y ait plus de personnages internationaux que de Turcs.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.그렇기에 그 작품에 터키사람들만이 아닌 세계 각국의 사람들이 등장하는 건 당연한 일이었죠.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.Voor mij was het dus normaal dat er meer internationale personages in zouden zitten dan Turkse personages.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.Така че за мен това беше нормално, да има повече международни герои в нея, отколкото турски такива.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.ולפיכך, עבורי זה היה נורמאלי שיהיו בו יותר דמויות בין לאומיות בתוכו ביחס לדמויות תורכיות.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.فقد كان بالنسبة لي أمرا طبيعيا أن تكون جنسيات الشخصيات العالمية فيها أكثر من الشخصيات التركية.
Bana göre Türk karakterlerden ziyade enternasyonel karakterler içermesi konusundan dolayı normaldi.普通だと思ったのですが それは評論家が求めていたものではなく 私の作風では今後も
Bazı kişiler, onların reel ekonomiden daha ziyade bankaları düşündüklerini iddia ediyor olabilirler.Ačkoli někteří lidé by vedli spory o tom, že se více obávají o banky než o skutečnou ekonomiku.
Bazı kişiler, onların reel ekonomiden daha ziyade bankaları düşündüklerini iddia ediyor olabilirler.彼らは実体経済以上の銀行の詳細について懸念しています。 彼らは、実体経済を余興の様な物として使います、
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Jag tror att det är någonting fullt förståeligt i det de här kvinnorna gör.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Cred că e ceva profund corect în ceea ce fac aceste femei.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Hay algo profundamente correcto en lo que estas mujeres hacen.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Ik denk dat er heel diep iets logisch zit in wat deze vrouwen doen.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Je pense qu'il y a quelque chose de très profondément juste dans ce que ces femmes font.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.저는 이 여성들이 하는 행동에는 매우 심각하게 옳은 면이 있다고 생각합니다.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Sądzę, że coś jest fundamentalnie właściwe w tym, co te kobiety robią.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Szerintem van valami nagyon mélyen helyes abban, amit ezek a nők tesznek.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Мисля, че има нещо много дълбоко правилно в онова, което правят тези жени.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Я думаю, есть что-то фундаментально правильное в том, что делают эти женщины.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.אני חושב שזה דבר נכון בבסיסו מה שנשים אלו עושות.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.أعتقد أن هناك شيئا عميقا جدا في الصحة فيما تقوم به هؤلاء النسوة.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.深い道理があると思っています それは水漏れするバケツには
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Die Spiele, die ich entwerfe, sind moderne Montessori-Spielzeuge.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.E così, i videogiochi che faccio, li vedo più che altro come moderni giocattoli alla Montessori.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.제가 만드는 건 현대의 몬테소리 장난감이라고 생각합니다.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Luomani pelit ovat mielestäni kuin moderneja Montessorin leluja.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Moje gry są jak nowoczesne zabawki Montessori.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Y así, los juegos que hago, los pienso como juguetes Montessori modernos.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.И вот игры, которыми я занимаюсь — это для меня современные игрушки Монтессори.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.Тому ігри, які я роблю, я справді вважаю по більшості сучасними іграми Монтессорі.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.אם כך אני מחשיב את המשחקים שאני יוצר, יותר כצעצועים מונטסורים מודרנים.
Ben de yaptığım oyunları daha ziyade modern Montessori oyuncakları olarak görüyorum.وهكذا، الالعاب التي أقوم بها، أعتقد انها ألعاب مونتيسوري حديثة.
Bir başka deyişle, bir şeyi yapan kişiden ziyade, ondan muzdarip kişiyi suçlarız.De persoon die iets is aangedaan, krijgt de schuld, in plaats van degene die het deed.
Bir başka deyişle, bir şeyi yapan kişiden ziyade, ondan muzdarip kişiyi suçlarız.즉 행동을 당한 사람을 더 비난을 하는 문화가 만연한 것을 알고 있습니다.
Bir başka deyişle, bir şeyi yapan kişiden ziyade, ondan muzdarip kişiyi suçlarız.Vagyis, hogy sokkal inkább azt a személyt hibáztatják, akivel a dolog történt, semmint azt, aki elkövette.
Bir başka deyişle, bir şeyi yapan kişiden ziyade, ondan muzdarip kişiyi suçlarız.כלומר, להאשים את האדם שנעשה לו המעשה, במקום להאשים את האדם שביצע את המעשה.
Bir başka deyişle, bir şeyi yapan kişiden ziyade, ondan muzdarip kişiyi suçlarız.وهو يعني، إلقاء اللوم على الشخص الذي تم فعل شيء به بدلاً من الشخص الذي فعله.
Bir başka deyişle, bir şeyi yapan kişiden ziyade, ondan muzdarip kişiyi suçlarız.責めるという事です 「何であんな男と出歩くんだ?」
Birbirimize ne kadar benzer olduğumuzdan ziyade, ne kadar farklı olduğumuzu vurgular.Den betonar hur olika vi är snarare än det vi har gemensamt.
Birbirimize ne kadar benzer olduğumuzdan ziyade, ne kadar farklı olduğumuzu vurgular.Elle met l'accent sur nos différences plutôt que sur nos ressemblances.
Birbirimize ne kadar benzer olduğumuzdan ziyade, ne kadar farklı olduğumuzu vurgular.Evidenţiază diferenţele mai degrabă decât similitudinile.
Birbirimize ne kadar benzer olduğumuzdan ziyade, ne kadar farklı olduğumuzu vurgular.Hal itu menekankan bagaimana kita berbeda bukan bagaimana kita adalah sama.