Amerika orta sınıfının zirvesinde.Anh ta thuộc hạng trên cùng trong tầng lớp trung lưu. ngừơi đối lập với anh ta không tốt nghiệp cao đẳng
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Az amerikai felső középosztály tagja.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.È in cima alla classe media americana.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Er ist am oberen Ende der amerikanischen Mittelschicht.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Han er i toppen af den amerikanske middelklasse.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Hij zit aan de bovenkant van de Amerikaanse middenklasse.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Il représente le haut de la classe moyenne américaine.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Je na vrchole americkej strednej triedy.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Jest na szczycie amerykańskiej klasy średniej.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.그는 미국 중산층의 상위에 속합니다.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Su contraparte no fue educado en la universidad y trabaja como obrero; trabaja como dependiente.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Ted je na špičce americké střední třídy.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Είναι στην κορυφή της Αμερικάνικης μεσαίας τάξης.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.Он относится к верхушке американского среднего класса.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.הוא בפסגת מעמד הבינים האמריקאי.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.وهو ينتمي للجزء العلوي من الطبقة الوسطى الأمريكية.
Amerika orta sınıfının zirvesinde.一方でもう1人は 大学卒ではなく
Ancak dağın zirvesine ulaştığı zamanDar când a ajuns în vârful muntelui,
Ancak dağın zirvesine ulaştığı zaman하지만 그가 산봉우리에 다다르자
Ancak dağın zirvesine ulaştığı zamanאך כאשר הגיע לפסגת ההר,
Ancak dağın zirvesine ulaştığı zamanولكنه عندما بلغ قمة الجبل
Ancak dağın zirvesine ulaştığı zaman頂上は無数の旗に覆われていて
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.A început, cred, cu miscarea de mediu, în anii 1960, care a fost prima trezire in constiinta de masa.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Die Astronauten verließen die Erde und machten diese ultimative Erfahrung der Separation.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Do tego astronauci polecieli na orbitę i tam doświadczyli totalnego oddzielenia od Ziemi.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.in i kollektivt medvetande. Och astronauterna åkte upp och upplevde höjden av separation.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.massa tietoisuuteen. Sitten astronautit menivät avaruuteen ja kokivat tämän eristäytynäisyyden huipun.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Mentre lo sbarco sulla luna rappresentò l'apice della separazione.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Myslím že to začalo v 60. letech, s ekologickým hnutím, to bylo první probuzení davového vědomí.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Και οι αστροναύτες πήγαν στο διάστημα και βίωσαν την επιτομή του διαχωρισμού.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.電送された写真は、
Aynı 1920'lerde kömürün zirvede olması gibi, ve bundan 100 yıl önce de zirvede odun vardı.100 ans plus tôt, il y a eu un pic de bois.
Aynı 1920'lerde kömürün zirvede olması gibi, ve bundan 100 yıl önce de zirvede odun vardı.이것은 1920년대의 고점은 석탄이 였고 그것보다 100년 전에는
Aynı 1920'lerde kömürün zirvede olması gibi, ve bundan 100 yıl önce de zirvede odun vardı.là thời kỳ đỉnh cao của than; và khoảng 100 năm trước đó, là thời kỳ đỉnh cao của gỗ củi.
Aynı 1920'lerde kömürün zirvede olması gibi, ve bundan 100 yıl önce de zirvede odun vardı.בדיוק כמו שבשנות ה-20 היתה צריכת שיא של פחם, ומאה שנה קודם לכן,
Aynı 1920'lerde kömürün zirvede olması gibi, ve bundan 100 yıl önce de zirvede odun vardı.تماماً مثل، في عشرينات القرن الماضي، كانت هناك نقطة ذروة للفحم، وقبل مئات السنين قبل ذلك،
Aynı 1920'lerde kömürün zirvede olması gibi, ve bundan 100 yıl önce de zirvede odun vardı.石炭のピークがありました その百年前には 木材のピークもあったのです
Aynı gün, Bay Abbott Sidney'de bir terörizm zirvesi yaptı.El mismo día, el señor Abbott inauguró una cumbre de terrorismo en Sidney.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Det är en kraft som strålar från bergstopparna- -och tränger ner i marken och berikar den.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Det er en kraft, der stråler fra bjergtoppene - - og trænger ned i jorden og beriger den.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.De uma forma mais simples, é um poder que nasce do topo das montanhas, depois entra no solo e enriquece-o.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.En otras palabras, es un poder que emana de las cimas de las montañas, luego penetra la tierra y la enriquece.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Mówiąc po prostu, jest to moc płynąca z wierzchołków gór, która wnika w głąb ziemi i wzbogaca ją.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Per semplificare, è un potere che scaturisce dalle cime dei monti, che entra nel terreno e lo arricchisce.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Se on voima, jota pulppuaa vuorenhuipuista- -ja joka ravitsee maata.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Για να το πω απλά, είναι η δύναμη που βγαίνει από τα βουνά, εισχωρεί στο έδαφος και το εμπλουτίζει.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Попросту говоря, это сила, которая изливается из горных вершин, а потом проникает в почву и обогащает её.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.점자판의 출판여부를 결정하는 기준은 독자들 사이의 인기도라고 합니다. 플레이보이는 항상 최상위권이구요.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.La scelta di libri che decidono di publicare é basata sulla popolarità. E Playboy é sempre tra i preferiti.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.Và tạp chí Playboy luôn đứng ở vị trí hàng đầu.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.И публикации выбирались на основе популярности у читателей. А Playboy всегда в первой десятке.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.והפרסומים שהם בוחרים להוציא לאור מבוססים על פופולריות בקרב הקוראים ו"פלייבוי" נמצא תמיד בין הראשונים ברשימה.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.والمنشورات التي اختاروها أن تنشر وتستند شعبية القارئ. وبلاي بوي دائما من القلائل في القمة.
Basılacak yayınlar okuyucu talebine göre belirleniyor ve bu konuda playboy her zaman zirvede olmuştur.読者数が基準になるのですが 『プレイボーイ』は常にその上位なのです (笑)
Bence artık bilgisayar zirvede olacak ve hepsi bir çeşit düşüşe geçecekler.Cred că, în acest moment, computerele vor fi în top și restul se va duce în jos.
Bence artık bilgisayar zirvede olacak ve hepsi bir çeşit düşüşe geçecekler.Creo que ahora las computadoras van a llevar la delantera y todo va a ir como disminuyendo.
Bence artık bilgisayar zirvede olacak ve hepsi bir çeşit düşüşe geçecekler.Ich glaube, jetzt sind die Computer oben und alles wird irgendwie runter gehen und so.
Bence artık bilgisayar zirvede olacak ve hepsi bir çeşit düşüşe geçecekler.제 생각으론 컴퓨터가 최고가 될 것이고, 다른 것들은 다 내려가든지 할 것같아요.
Bence artık bilgisayar zirvede olacak ve hepsi bir çeşit düşüşe geçecekler.Myślę, że teraz na topie będą komputery a wszystko inne będzie podupadało i bęc.
Bence artık bilgisayar zirvede olacak ve hepsi bir çeşit düşüşe geçecekler.Penso che al momento i computer saranno in cima e il resto andrà giù e così via.