Kimse komuta zincirini bilmiyorNobody knows the chain of command.
Şu anda bu odada birbiriyle konuşan bütün bir nöron ağı zinciri var.And there is whole chains of neurons around this room, talking to each other.
Üstünde 46 elmas daha bulunan platin bir zinciri var.We'll just pop this on. Now watch!
Zincir kuralını uygulayabiliriz.We could do the chain rule.
Sadece zincir kuralını kullanıyorum.I'm just using the chain rule.
‹‹Göğüslük için saf altından örme zincirler yap.You shall make on the breastplate chains like cords, of braided work of pure gold.
İki örme altın zinciri göğüslüğün köşelerindeki halkalara tak.You shall put the two braided chains of gold in the two rings at the ends of the breastplate.
Göğüslük için saf altından örme zincirler yaptılar.They made on the breastplate chains like cords, of braided work of pure gold.
İki örme altın zinciri göğüslüğün köşelerindeki halkalara taktılar.They put the two braided chains of gold in the two rings at the ends of the breastplate.
Ama insanlar zincire vurulur, Baskı altında tutulurlarsa,If they are bound in fetters, and are taken in the cords of afflictions,
Zincir vurup incittiler ayaklarını, Demir halka geçirdiler boynuna,They bruised his feet with shackles. His neck was locked in irons,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Some sat in darkness and in the shadow of death, being bound in affliction and iron,
Çıkardı karanlıktan, zifiri karanlıktan, Kopardı zincirlerini.He brought them out of darkness and the shadow of death, and broke their bonds in sunder.
Krallarını zincire, Soylularını prangaya vursunlar!To bind their kings with chains, and their nobles with fetters of iron;
Sidkiyanın gözlerini oydu, zincire vurup Babile götürdü.Moreover he put out Zedekiah's eyes, and bound him in fetters, to carry him to Babylon.
Çevreme duvar çekti, dışarı çıkamıyorum, Zincirimi ağırlaştırdı.He has walled me about, that I can't go forth; he has made my chain heavy.
‹‹Kendinize zincirler hazırlayın! Ülkede kan akıtılıyor, kent zorbalık dolu.Make the chain; for the land is full of bloody crimes, and the city is full of violence.
Mezarların içinde yaşayan bu adamı artık kimse zincirle bile bağlı tutamıyordu.He lived in the tombs. Nobody could bind him any more, not even with chains,
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.except that the Holy Spirit testifies in every city, saying that bonds and afflictions wait for me.
Daha başkaları alaya alınıp kamçılandı, hatta zincire vurulup hapsedildi.Others were tried by mocking and scourging, yes, moreover by bonds and imprisonment.
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.So that my bonds in Christ are manifest in all the palace, and in all other places;
Ve o gün suçluları, birbirine (veya elleri ayaklarına) yaklaştırılarak zincirlere vurulmuş görürsün!You will see the wicked on that day bound together in chains.
Ve zincirlerle birbirine bağlanmış başka (şeytan)ları.And many others bound in bond.
Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenceklerdir:When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!And string him to a chain seventy cubits long.
Biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek,To free a neck (from the burden of debt or slavery),
Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler;When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
"Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."And string him to a chain seventy cubits long.
Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.You will see the wicked on that day bound together in chains.
Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";And string him to a chain seventy cubits long.
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
O gün görürsün ki suçluların boyunlarına zincirler vurulmuş.You will see the wicked on that day bound together in chains.
Boyunlarına demirden laleler ve zincirler takılıp sürüklendikleri zaman.When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
Tutun onu da zincirle bağlayın."Seize him and manacle him,
Sonra da onu, boyu yetmiş zira, bir zincire vurun.And string him to a chain seventy cubits long.
Şüphe yok ki kafirlere zincirleri, boyundurukları ve yakıp kavuran cehennemi hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
O zaman, boyunlarında bukağılar, zincirler, sürüklenecekler,When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
"Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!"And string him to a chain seventy cubits long.
Biz, nankörler için zincirler, bukağılar ve kızgın bir ateş hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.To free a neck (from the burden of debt or slavery),
O gün, günahkarların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.You will see the wicked on that day bound together in chains.
Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik.)And many others bound in bond.
O zaman boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde, sürüklenecekler,When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun!And string him to a chain seventy cubits long.
Doğrusu biz, kafirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.You will see the wicked on that day bound together in chains.
Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).And many others bound in bond.
O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
"Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun."And string him to a chain seventy cubits long.
Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğundaki zincire vurun!”And string him to a chain seventy cubits long.
Biz kâfirlere zincirler, kelepçeler, alevli ateşler hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
O gün suçluları, zincirlere vurulmuş olarak görürsün.You will see the wicked on that day bound together in chains.
Zincirlenmiş olarak onun dar bir yerinden atıldıkları zaman ölümü çağırırlarAnd when they are cast within a narrow space of it chained together, they would plead for death.
Ve zincirlerle birbirine bağlı bekleyen yedekleri de...And many others bound in bond.
Boyunlarında prangalar ve zincirlerle sürüklenecekler.When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.And string him to a chain seventy cubits long.