Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Aber meiner Meinung nach war die wichtigste Bedingung, die Marktkräfte der jeweiligen Umstände zu nutzen.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Ale osobně bych řekl, že nejdůležitější bylo zapracovat do projektu principy trhu.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Ale povedal by som, že ten najdôležitejší pre mňa bola práca v rámci trhovej sily v danej situácii.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Ale według mnie najważniejszym z nich była praca wykorzystująca okoliczności tej sytuacji.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Aş putea spune că cel mai important pentru mine a fost să lucrez între forţele de piaţă ale situaţiei.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.하지만, 제가 가장 중요하게 마음에 담고 있는 것은 경제적으로 가능한 시스템이라는 것입니다.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Maar ik zou zeggen dat de meest belangrijke volgens mij was het werken binnen de krachten van de lokale markt.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Mas diria que a mais importante na minha cabeça foi trabalhar com as forças de mercado da situação.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Pero yo diría que la más importante para mí fue trabajar dentro de las fuerzas del mercado de la situación.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Αλλά θα έλεγα ότι το σημαντικότερο ήταν η δουλειά μέσα στις δυνάμεις της αγοράς της όλης κατάστασης.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Но аз ще ви кажа най-важното според мен в тази ситуация, беше да работим с подкрепата на пазара.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.Но, на мой взгляд, самое важное -- это работать вместе с рыночными силами сложившевшейся ситуации.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.אך לדעתי החשוב ביותר מביניהם היה העבודה יחד עם כוחות השוק המעורבים במצב.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.و لكن في رأيي أهم شرط منهم هو العمل في نطاق قوى السوق المحيطة بالموقف.
Fakat diyebilirim ki zihnimdeki en onemli şey... ...durumun ticaret şartlarıyla... ...çalışmaktı.市場経済の中で うまくいっていることです このやり方を前に進められることが 保証されました
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Aber am wichtigsten war es, mental zu trainieren, um mich auf das Kommende vorzubereiten.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Dar cel mai important lucru a fost să îmi antrenez mintea pentru a mă pregăti pentru ce urma să se întâmple.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.De a legfontosabb dolog az elmém edzése volt, hogy felkészítsem arra, ami történni fog.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.그러나 가장 중요한 훈련은 머리속에서 앞으로 일어날 일에 대해 스스로를 준비시키는 일이었습니다.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Lecz najwazniejszą rzeczą był trening umysłu aby przygotować się na to, co ma się stać.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Maar het belangrijkste was het trainen van mijn geest om me voor te bereiden op wat zou gaan gebeuren.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Mais la chose la plus importante fut d'entrainer mon esprit pour me préparer à ce qui allait se passer.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Ma la cosa più importante era allenare la mia mente e prepararmi per quello che sarebbe successo.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Najdôležitejšie bolo, aby som sa v mysli pripravil na to, čo som sa chystal spraviť.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Nhưng điều quan trọng là phải rèn luyện tinh thần để chuẩn bị cho những điều sắp tới.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Pero lo más importante fue entrenar mi mente en preparación para lo que iba a suceder.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Но най-важното беше да тренирам ума си, за да се подготвя за онова, което щеше да се случи.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.Но самом главным было - закалить свою волю, подготовить себя к тому, что произойдет.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.אבל הכי חשוב היה לאמן את התודעה שלי להכין את עצמי למה שעתיד היה להתרחש.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.و لكن الشيء الاكثر اهمية كان تدريب عقلي لاجهز نفسي لما سوف يحدث.
Fakat en önemli şey zihnimi eğitmekti maydana gelecek şeylere kendimi hazırlamak için.心を鍛えることでした イメージトレーニングもしました
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Apakah dia adalah objek yang terlalu umum fungsinya ?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Còn những thứ quá thực dụng thì sao?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Czy to przedmiot użytkowy?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Est-ce un objet utilitaire ?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Este un obiect de uz zilnic?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?¿Es un objeto útil?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?É um objeto utilitário?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?È un oggetto utilitario?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Használati tárgy?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Is het een gebruiksvoorwerp?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Ist es ein Gebrauchsgegenstand?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?그건 실용적인 물건인가요?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Είναι χρηστικό αντικείμενο;
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?А если это предмет практичный?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?А якщо це практичний предмет?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?Утилитарен обект ли е?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?האם זהו חפץ שימושי?
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?هل هو شيء نفعي؟
Faydacı zihniyetle mi hazırlanmıştır?その場合保護されるに値しません
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,A v okamžiku, kdy to přišlo, to vybuchlo v mé hlavě a udeřilo mi to do srdce, něco úplně odlišného.
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,E no minuto que me apercebi e explodiu na minha cabeça e no meu coração algo diferente,
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,És aztán egy perc alatt beugrott, berobbant a fejembe és szíven ütött -- valami más.
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,Giây phút nó đến nó nổ tung trong tâm trí tôi và trong trái tim, một điều khác biệt,
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,I w momencie, w którym nadeszło wybuchło w mojej głowie i uderzyło w moje serce, coś innego,
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,그 순간, 제 머리 속에서는 폭발이 일어났고, 가슴은 요동쳤어요.
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,Nästa ögonblick kom det det växte fram i mitt huvud och mitt hjärta sade någonting annorlunda
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,Op het moment dat het kwam, blies het mijn hoofd op en het sloeg in op mijn hart. Iets anders.
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,Pada menit ide itu datang hal itu benar-benar membongkar pikiran menerobos hati saya sesuatu yang berbeda,
Geldiği anda, bir anda zihnimde patladı, ve kalbimde çarptı, farklı bir şey,Potom prišla minúta, keď to vybuchlo v mojej hlave a udrelo do môjho srdca, niečo iné,