‹‹RABbe verdikleri ilk ürünleri -zeytinyağının, yeni şarabın, tahılın en iyisini- sana veriyorum.كل دسم الزيت وكل دسم المسطار والحنطة ابكارهنّ التي يعطونها للرب لك اعطيتها.
‹‹RABbe verdikleri ilk ürünleri -zeytinyağının, yeni şarabın, tahılın en iyisini- sana veriyorum.凡 油 中 、 新 酒 中 、 五 榖 中 至 好 的 、 就 是 以 色 列 人 所 獻 給 耶 和 華 初 熟 之 物 、 我 都 賜 給 你
‹‹RABbe verdikleri ilk ürünleri -zeytinyağının, yeni şarabın, tahılın en iyisini- sana veriyorum.凡 油 中 、 新 酒 中 、 五 榖 中 至好 的 、 就是 以色列人 所 獻給 耶和華 初 熟 之 物 、 我 都 賜給你
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.A když upevnil města hrazená, osadil v nich knížata, a zdělal špižírny k potravám, k oleji a vínu.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.A keď opevnil ohradené mestá, dal do nich vojvodov a zásoby potravín a oleja i vína
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Egli rafforzò queste fortezze, vi prepose comandanti e vi stabilì depositi di cibarie, di olio e di vino
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Fortificou estas cidades e pôs nelas capitães, e armazéns de víveres, de azeite e de vinho.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Hän varusti linnoitukset ja sijoitti niihin päämiehiä sekä muonavarastoja, öljyä ja viiniä
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Il les fortifia, et y établit des commandants, et des magasins de vivres, d`huile et de vin.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.In utrdil je trdnjave in namestil poveljnike vanje in preskrbel živeža, olja in vina,
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.르호보암이 이 모든 성읍을 더욱 견고케 하고 장관을 그 가운데 두고 양식과 기름과 포도주를 저축하고
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Le -a întărit, a pus în ele căpitani şi magazii de bucate, de untdelemn şi vin.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Người làm cho các đồn lũy ấy vững chắc, đặt những quan tướng ở đó, chứa lương thực, dầu, và rượu;
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Người_làm cho các đồn_lũy ấy vững_chắc , đặt những quan tướng ở đó , chứa lương_thực , dầu , và rượu ;
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.También reforzó las fortificaciones y puso en ellas comandantes, provisiones, aceite y vino
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.und machte sie stark und setzte Fürsten darein und Vorrat von Speise, Öl und Wein.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Και ωχυρωσε τα φρουρια, και εβαλεν εις αυτα φρουραρχους και αποθηκας τροφων και ελαιου και οινου.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.И утвердил он крепости сии, и устроил в них начальников и хранилища для хлеба и деревянного масла и вина.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.Укрепи тия крепости, и тури в тях военачалници и запаси от храна, дървено масло и вино.
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.ויחזק את המצרות ויתן בהם נגידים ואצרות מאכל ושמן ויין׃
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.وشدد الحصون وجعل فيها قوادا وخزائن مأكل وزيت وخمر
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.羅 波 安 又 堅 固 各 處 的 保 障 、 在 其 中 安 置 軍 長 、 又 豫 備 下 糧 食 、 油 、 酒
Rehavam bu kentlerin surlarını güçlendirerek buralara komutanlar atadı; yiyecek, zeytinyağı, şarap depoladı.羅波安 又 堅固 各 處 的 保障 、 在 其中 安置 軍長 、 又 豫備 下 糧食 、 油 、 酒
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.우편 손가락으로 좌편 손의 기름을 찍어 그 손가락으로 그것을 여호와 앞에 일곱 번 뿌릴 것이요
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.nhúng ngón tay hữu vào dầu trong bàn tay tả mình, mà rảy bảy lần trước mặt Ðức Giê-hô-va.
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.nhúng ngón_tay hữu vào dầu trong bàn_tay tả mình , mà rảy bảy lần trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.וטבל הכהן את אצבעו הימנית מן השמן אשר על כפו השמאלית והזה מן השמן באצבעו שבע פעמים לפני יהוה׃
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.ويغمس الكاهن اصبعه اليمنى في الزيت الذي على كفه اليسرى وينضح من الزيت باصبعه سبع مرات امام الرب.
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.把 右 手 的 一 個 指 頭 、 蘸 在 左 手 的 油 裡 、 在 耶 和 華 面 前 用 指 頭 彈 七 次
Sağ elinin parmağını zeytinyağına batırıp RABbin huzurunda yedi kez serpecek.把 右手 的 一 個 指頭 、 蘸 在 左手 的 油裡 、 在 耶和華 面前 用指 頭彈 七 次
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.ajjal az én fejemet meg nem kented: ez pedig [drága] kenettel kené meg az én lábaimat.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Capul nu Mi l-ai uns cu untdelemn; dar ea Mi -a uns picioarele cu mir.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Du hast mein Haupt nicht mit Öl gesalbt; sie aber hat meine Füße mit Salbe gesalbt.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Du salvede ikke mit Hoved med Olie; men hun salvede mine Fødder med Salve.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.du salvet ikke mitt hode med olje, men hun salvet mine føtter med salve.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Du smorde icke mitt huvud med olja, men hon har smort mina fötter med smörjelse.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Engkau tidak menuang minyak di kepala-Ku, tetapi wanita ini sudah menuang minyak wangi di kaki-Ku
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Et sinä voidellut öljyllä minun päätäni, mutta tämä voiteli hajuvoiteella minun jalkani.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.너는 내 머리에 감람유도 붓지 아니하였으되 저는 향유를 내 발에 부었느니라
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Não me ungiste a cabeça com óleo; mas esta com bálsamo ungiu-me os pés.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Ngươi không xức dầu đầu ta ; nhưng người lấy dầu thơm xức chơn ta .
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Ngươi không xức dầu đầu ta; nhưng người lấy dầu thơm xức chơn ta.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Nie pomazałeś oliwą głowy mojej, ale ta maścią pomazała nogi moje.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Olejem hlavy mé nepomazal jsi, ale tato mastí mazala nohy mé.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.olejom si nepomazal mojej hlavy; ale táto masťou pomazala moje nohy.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Tu n`as point versé d`huile sur ma tête; mais elle, elle a versé du parfum sur mes pieds.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Tu non mi hai cosparso il capo di olio profumato, ma lei mi ha cosparso di profumo i piedi
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Tú no ungiste mi cabeza con aceite, pero ésta ha ungido mis pies con perfume
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Z oljem nisi mazilil glave moje, a ta mi je z mazilom pomazilila noge.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Με ελαιον την κεφαλην μου δεν ηλειψας αυτη δε με μυρον ηλειψε τους ποδας μου.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Оливою голови моєї не намастив єси; ся ж миром намастила ноги мої.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Ти с масло не помаза главата Ми; а тя с миро помаза нозете Ми.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.ты головы Мне маслом не помазал, а она миром помазала Мне ноги.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.בשמן לא משחת את ראשי והיא בשמן המור משחה את רגלי׃
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.بزيت لم تدهن راسي. واما هي فقد دهنت بالطيب رجليّ.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.你 沒 有 用 油 抹 我 的 頭 、 但 這 女 人 用 香 膏 抹 我 的 腳
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.你 沒 有用 油抹 我 的 頭 、 但 這 女人 用 香膏 抹 我 的 腳
‹‹ ‹Seni yıkadım, üzerindeki kanı temizledim, derine zeytinyağı sürdüm.Então te lavei com água, alimpei-te do teu sangue e te ungi com óleo.
‹‹ ‹Seni yıkadım, üzerindeki kanı temizledim, derine zeytinyağı sürdüm.És megmosálak vízzel és elmosám rólad véredet, és megkenélek olajjal.
‹‹ ‹Seni yıkadım, üzerindeki kanı temizledim, derine zeytinyağı sürdüm.I omyłem cię wodą, a spłukawszy krew twoję z ciebie, pomazałem cię olejkiem;