Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Na każdy czas niech będą szaty twoje białe, a olejku na głowie twojej niech się nie przebiera.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Ob vsakem času naj bodo čista oblačila tvoja in olja naj ne manjka na glavi tvoji!
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Qu`en tout temps tes vêtements soient blancs, et que l`huile ne manque point sur ta tête.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Sejam sempre alvas as tuas vestes, e nunca falte o óleo sobre a tua cabeça.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Tvoje rúcho nech je každého času biele, a oleja na tvojej hlave nech nie je nedostatok.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Vaatteesi olkoot aina valkeat, ja öljy älköön puuttuko päästäsi.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Εν παντι καιρω ας ηναι λευκα τα ιματια σου και ελαιον ας μη εκλειψη απο της κεφαλης σου.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Да будут во всякое время одежды твои светлы, и да не оскудевает елей на голове твоей.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Дрехите ти нека бъдат винаги бели, И миро да не липсва от главата ти.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.בכל עת יהיו בגדיך לבנים ושמן על ראשך אל יחסר׃
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.لتكن ثيابك في كل حين بيضاء ولا يعوز راسك الدهن.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.你 的 衣 服 當 時 常 潔 白 . 你 頭 上 也 不 要 缺 少 膏 油
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.你 的 衣服 當時 常 潔白 . 你 頭上 也 不 要 缺少 膏油
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.저는 20명을 상대로 이 올리브유를 포함한 6가지의 올리브유에 대해 눈가림 실험을 진행했습니다.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Am făcut un test orb pe 20 de oameni cu cinci uleiuri de măsline diferite.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Ich habe das in einem Blindversuch, zusammen mit 20 anderen Leuten, gegen fünf andere Olivenöle ausprobiert.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Jeg udførte en blindtest af den med 20 mennesker og fem andre olivenolier.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Je l'ai testée à l'aveugle avec 20 personnes et 5 autres huiles d'olives.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.L'ho testato alla cieca con 20 persone e altri 5 olii di oliva.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Przeprowadziłem test smakowy dla 20 osób, używając tej i 5 innych oliw.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Saya melakukan tes rasa pada 20 orang dengan menutup matanya dan lima minyak zaitun lainnya.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Skupaj z 20 osebami sem naredil slepi test s petimi različnimi olivnimi olji.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Tôi đã làm một thử nghiệm bịt mắt với 20 người và 5 loại dầu oliu khác.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Έκανα ένα τυφλό τεστ μαζί με άλλα 20 άτομα όπου δοκιμάσαμε αυτό το ελαιόλαδο μαζί με άλλα 5.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.Я провел тест вслепую с 20 людьми и пятью другими видами оливковых масел.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.ערכתי מבחן טעימה עיוור ל-20 איש עם השמן הזה ו-5 שמני זית נוספים.
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.وقد قمت باختبار تذوق مع مجموعة من عشرين شخص لتقييم الزيت مع خمسة أنواع أخرى بطريقة التعمية
Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte.おいしかったし 面白い味でした
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Ariile se vor umplea de grîu, vor geme tocitoarele şi teascurile de must şi de untdelemn,
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.daß die Tenne voll Korn werden und die Keltern Überfluß von Most und Öl haben sollen.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.E as eiras se encherão de trigo, e os lagares trasbordarão de mosto e de azeite.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.És megtelnek a csûrök gabonával, és bõven öntik a sajtók a mustot és az olajat.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Humná sa naplnia obilím a preše budú oplývať vínnou šťavou a olejom.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.I będą gumna zbożem napełnione, a prasy opływać będą moszczem i oliwą.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.I budou naplněny stodoly obilím, a oplývati budou presové mstem a olejem.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.In gumna bodo polna žita in v kadeh bo preobilo vina in olja.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Ja puimatantereet tulevat jyviä täyteen, ja kuurna-altaat pursuvat viiniä ja öljyä.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.마당에는 밀이 가득하고 독에는 새 포도주와 기름이 넘치리로다
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Las eras se llenarán de trigo, y los lagares rebosarán de vino nuevo y de aceite
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Le aie si riempiranno di grano e i tini traboccheranno di mosto e d'olio
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Les aires se rempliront de blé, Et les cuves regorgeront de moût et d`huile.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Maka gandum akan mengisi lagi tempat pengirikan; anggur dan minyak zaitun akan meluap dari tempat pemerasan
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Những sân sẽ đầy lúa mì, những thùng tràn rượu mới và dầu.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Những sân sẽ đầy lúa_mì , những thùng tràn rượu mới và dầu .
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Så skola logarna fyllas mod säd och pressarna flöda över av vin och olja.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Tærskepladserne skal fyldes med Korn, Persekummerne løbe over med Most og Olie.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Treskeplassene blir fulle av korn, og persekarene flyter over av most og olje.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Και τα αλωνια θελουσι γεμισθη απο σιτου και οι ληνοι θελουσιν υπερεκχειλισει απο οινου και ελαιου.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.Гумната ще се напълнят с жито, И линовете ще се преливат с вино и масло.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.И наполнятся гумна хлебом, и переполнятся подточилия виноградным соком и елеем.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.ומלאו הגרנות בר והשיקו היקבים תירוש ויצהר׃
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.فتملأ البيادر حنطة وتفيض حياض المعاصر خمرا وزيتا.
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.禾 場 必 滿 了 麥 子 . 酒 醡 與 油 醡 必 有 新 酒 和 油 盈 溢
Harman yeri tahılla dolacak. Şarap ve zeytinyağı tekneleri taşacak.禾場必滿 了 麥子 . 酒醡與 油 醡必 有 新酒 和 油 盈溢
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Après avoir chanté les cantiques, ils se rendirent à la montagne des oliviers.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Après voir chanté les cantiques, ils se rendirent à la montagne des oliviers.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A sezpívavše písničku, vyšli na horu Olivetskou.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A zaspievajúc pieseň vyšli na Olivový vrch.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A zaśpiewawszy pieśó, wyszli na górę oliwną.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.După ce au cîntat cîntarea, au ieşit în muntele Măslinilor.