Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Er was brood, er waren van die inni mini kleine augurken, Er waren olijven en van die kleine witte uitjes.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Es gab Brot, da waren auch diese kleinen Mini-Dillgürkchen, es gab Oliven, diese kleinen weißen Zwiebeln.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Había pan, había de esos pepinillos bien pequeños, había aceitunas, cebollas blancas en conserva.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Havia pão, havia aqueles pequenos picles, havia azeitonas, cebolas brancas pequeninas.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.빵이 있었고, 작은 딜 피클이 있었습니다. 올리브와 하얀 양파가 있었죠.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Volt kenyér, apró kis salátauborka, olivabogyó, azok a kis gyöngyhagymaszemek.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Είχε ψωμί, είχε διάφορα τουρσί, είχε ελιές, κάτι μικρά λευκά κρεμμυδάκια.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Имало хляб, малки кисели краставички, маслини, малки бели лукчета.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.היה שם לחם, היו שם מלפפונים חמוצים קטנים, היו זיתים, הבצלים הלבנים הקטנים האלה.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.الكثير من انواع الخبز .. والكثير من المخللات .. وانواع الزيتون .. والبصل الابيض الصغير ..
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.オリーブやパールオニオンがありました サンドイッチ用のターキーや
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.Drejebogen for de fleste tegnefilm involverede Skipper Skræk, der reddede en kidnapped Olivia.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.Formuła większości z tych krótkich filmów polegała na tym, że Popeye ratował porwaną wcześniej Oliwkę Olejek.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.In de meeste filmpjes moest Popeye een ontvoerde Olive Oyl bevrijden.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.In den meisten dieser Kurzfilme rettete Popeye die entführte Olive Oyl.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.대부분 에피소드가 뽀빠이가 올리브를 구하는 형태였죠
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.La formula, in breve, prevedeva che Braccio di Ferro salvasse Olivia, che era stata rapita.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.La fórmula para la mayoría de los cortos trataba de Popeye rescatando a la secuestrada Olivia Olivo.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.Le schéma pour la plupart des épisodes sera Popeye sauvant Olive d'un kidnapping.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.הנוסחה ברוב הסירטונים תציג את פופאי מציל את אוליב אוייל החטופה.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.次に、同年の3月、RKO ピクチャーズが 空前のヒット映画「キングコング」を公開しました。
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.야곱이 아침에 일찌기 일어나 베개하였던 돌을 가져 기둥으로 세우고 그 위에 기름을 붓고
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.Người dậy sớm , lấy hòn đá của mình dùng gối_đầu , dựng_đứng lên làm cây trụ , đổ dầu lên trên chót trụ đó ;
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.Người dậy sớm, lấy hòn đá của mình dùng gối đầu, dựng đứng lên làm cây trụ, đổ dầu lên trên chót trụ đó;
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.וישכם יעקב בבקר ויקח את האבן אשר שם מראשתיו וישם אתה מצבה ויצק שמן על ראשה׃
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.وبكّر يعقوب في الصباح واخذ الحجر الذي وضعه تحت راسه واقامه عمودا وصب زيتا على راسه.
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.雅 各 清 早 起 來 、 把 所 枕 的 石 頭 立 作 柱 子 、 澆 油 在 上 面
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.雅各 清早 起 來 、 把 所 枕 的 石頭立 作 柱子 、 澆油 在 上面
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.(127:3) Жена твоя, как плодовитая лоза, в доме твоем; сыновья твои, как масличные ветви, вокруг трапезы твоей:
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Din hustru er som et fruktbart vintre der inne i ditt hus, dine barn som oljekvister rundt om ditt bord.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Feleséged, mint a termõ szõlõ házad belsejében; fiaid, mint az olajfacsemeték asztalod körül.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.네 집 내실에 있는 네 아내는 결실한 포도나무 같으며 네 상에 둘린 자식은 어린 감람나무 같으리로다
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Manželka tvá jako vinný kmen plodný po bocích domu tvého, dítky tvé jako mladistvé olivoví vůkol stolu tvého.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Som en frugtbar Vinranke er din Hustru inde i dit Hus, som Oliekviste er dine Sønner rundt om dit Bord.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Tvoja žena bude jako plodný vinič vo vnútri tvojho domu, tvoji synovia ako mladistvé olivy vôkol tvojho stola.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Uw vrouw die bij u woont, zal vruchtbaar zijn; uw zonen zitten bij u aan tafel.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Žena tvoja bode kakor trta rodovitna znotraj v hiši tvoji, otroci tvoji kakor oljkovo mladje okrog mize tvoje.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Жена ти ще бъде като плодовита лоза всред дома ти, Чадата ти като маслинени младоци около трапезата ти,
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.אשתך כגפן פריה בירכתי ביתך בניך כשתלי זיתים סביב לשלחנך׃
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.امرأتك مثل كرمة مثمرة في جوانب بيتك. بنوك مثل غروس الزيتون حول مائدتك.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.你 妻 子 在 你 的 內 室 、 好 像 多 結 果 子 的 葡 萄 樹 . 你 兒 女 圍 繞 你 的 桌 子 、 好 像 橄 欖 栽 子
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.你 妻子 在 你 的 內室 、 好像 多 結 果子 的 葡萄樹 . 你 兒女 圍繞 你 的 桌子 、 好像 橄欖 栽子
Gazze'nin El Zeytin'i, "renkli mahalle" olarak bilinmekte.Al Zaytoun (Gaza), es conocido como "el barrio colorido".
Gazze'nin El Zeytin'i, "renkli mahalle" olarak bilinmekte.Al Zaytoun in Gaza is gekend als "de kleurrijke stadswijk".
Gazze'nin El Zeytin'i, "renkli mahalle" olarak bilinmekte.Η Ζεϊτούν της Γάζας είναι γνωστή ως "η πολύχρωμη γειτονιά".
Gazze'nin El Zeytin'i, "renkli mahalle" olarak bilinmekte.Ал Зейтун в Газа е познат като "Цветният квартал" (Източник: Институт за разбиране на Близкия изток (IMEU))
Gazze'nin El Zeytin'i, "renkli mahalle" olarak bilinmekte.أصبح حي الزيتون في غزة يُعرف "بالحي الملون" (المصدر: معهد دراسة الشرق الأوسط)
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Biarlah wajahmu cerah dan berseri
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Dine Klæder være altid hvide, lad Olie ikke savnes på dit Hoved!
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Draag feestkleren en zorg dat u er goed verzorgd uitziet.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.En todo tiempo sean blancas tus vestiduras, y nunca falte aceite perfumado sobre tu cabeza
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Hainele să-ţi fie albe, în orice vreme, şi untdelemnul să nu-ţi lipsească de pe cap.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.In ogni tempo le tue vesti siano bianche e il profumo non manchi sul tuo capo
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Každého času ať jest roucho tvé bílé, a oleje na hlavě tvé nechť není nedostatku.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Khá hằng mặc áo trắng , chớ thiếu dầu thơm trên đầu ngươi .
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Khá hằng mặc áo trắng, chớ thiếu dầu thơm trên đầu ngươi.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.네 의복을 항상 희게하며 네 머리에 향 기름을 그치지 않게 할지니라
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.La dine klær alltid være hvite, og la ikke olje fattes på ditt hode!
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Laß deine Kleider immer weiß sein und laß deinem Haupt Salbe nicht mangeln.
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.Låt dina kläder alltid vara vita, och låt aldrig olja fattas på ditt huvud.