Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Assim se proverão o cordeiro, a oferta de cereais, e o azeite, de manhã em manhã, em holocausto contínuo.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››A tak budou obětovati beránka i obět suchou, i olej každého jitra, zápal ustavičný.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››A tak pripravujte baránka a obetný dar obilný a olej každé ráno, zápalnú to obeť ustavičnú.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Hết thảy những buổi mai, người ta sẽ sắm chiên con, của lễ chay, và dầu, làm của lễ thiêu mãi mãi.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Hết_thảy những buổi_mai , người_ta sẽ sắm chiên con , của lễ chay , và dầu , làm của lễ thiêu mãi_mãi .
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Hozzátok azért a bárányt és az ételáldozatot és az olajat minden reggel állandó égõáldozatul.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››I skolen offra lammet och spisoffret och oljan var morgon såsom dagligt brännoffer.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››이와 같이 아침마다 그 어린 양과 밀가루와 기름을 갖추어 항상 드리는 번제를 삼을 지니라
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Niin uhratkaa joka aamu karitsa, ruokauhri ja öljy jokapäiväiseksi polttouhriksi.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Ofrecerán, pues, el cordero, la ofrenda vegetal y el aceite cada mañana en holocausto continuo.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››On offrira, tous les matins, l`agneau et l`offrande avec l`huile, comme holocauste perpétuel.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Således skal de hver Morgen ofre Lammet, Afgrødeofferet og Olien som dagligt Brændoffer.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Således skal de hver morgen ofre lammet og matofferet og oljen; det skal være et stadig brennoffer.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Setiap pagi, harus selalu dipersembahkan kepada TUHAN: seekor anak domba, kurban gandum dan minyak zaitun.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Si offrirà dunque l'agnello, l'oblazione e l'olio, ogni mattina: è l'olocausto quotidiano»
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Tako naj darujejo jagnje in jedilno daritev in olje vsako jutro v neprestano žgalno daritev.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Tak tedy ofiarować będą baranka i ofiarę śniedną i oliwę na każdy poranek, całopalenie ustwiczne.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Und also sollen sie das Lamm samt dem Speisopfer und Öl alle Morgen opfern zum täglichen Brandopfer.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Пусть приносят во всесожжение агнца и хлебноеприношение и елей каждое утро постоянно.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››Така нека принасят агнето, хлебния принос, и дървеното масло всяка сутрин, за всегдашно всеизгаряне.
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››ועשו את הכבש ואת המנחה ואת השמן בבקר בבקר עולת תמיד׃
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››ويعملون الحمل والتقدمة والزيت صباحا صباحا محرقة دائمة
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››每 早 晨 要 這 樣 豫 備 羊 羔 、 素 祭 、 並 油 為 常 獻 的 燔 祭
Böylece günlük yakmalık sunu olarak her sabah kuzu, tahıl sunusu ve zeytinyağı sunulacak.› ››每 早晨 要 這樣 豫 備 羊羔 、 素祭 、 並油為 常獻 的 燔祭
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.do zeme pšenice, jačmeňa, viníc, fíkov a granátových jabĺk, do zeme olejových olív a medu,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.et Land med Hvede og Byg, med Vinstokke, Figentræer og Granatæbletræer, et Land med Oliventræer og Honning,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.et land med hvete og bygg og vintrær og fikentrær og granatepletrær, et land med oljetrær og honning,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ett land med vete och korn, med vinträd, fikonträd och granatträd, ett land med ädla olivträd och med honung,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.밀과 보리의 소산지요 포도와 무화과와 석류와 감람들의 나무와 꿀의 소산지라
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.Negeri itu menghasilkan macam-macam gandum, anggur, buah ara, buah delima, pohon zaitun dan madu
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.paese di frumento, di orzo, di viti, di fichi e di melograni; paese di ulivi, di olio e di miele
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.pays de froment, d`orge, de vignes, de figuiers et de grenadiers; pays d`oliviers et de miel;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ţară cu grîu, cu orz, cu vii, cu smochini şi cu rodii; ţară cu măslini şi cu miere;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.terra de trigo e cevada; de vides, figueiras e romeiras; terra de oliveiras, de azeite e de mel;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.tierra de trigo, de cebada, de vides, de higueras y de granados; tierra de olivos ricos en aceite y de miel
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.xứ có lúa mì, lúa mạch, dây nho, cây vả, cây lựu; dầu ô-li-ve và mật;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.xứ có lúa_mì , lúa_mạch , dây nho , cây vả , cây lựu ; dầu ô - li-ve và mật ;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.za-, árpa-, szõlõtõ- fige- és gránátalma-[termõ] földre, faolaj- és méz-[termõ] földre.
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.γην σιτου και κριθης και αμπελων και συκων και ροδιων γην ελαιων και μελιτος
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.в земя богата с жито, ечемик, лозя, смокини и нарове; в земя богата с маслини и мед;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ארץ חטה ושערה וגפן ותאנה ורמון ארץ זית שמן ודבש׃
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ارض حنطة وشعير وكرم وتين ورمان. ارض زيتون زيت وعسل.
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.那 地 有 小 麥 、 大 麥 、 葡 萄 樹 、 無 花 果 樹 、 石 榴 樹 、 橄 欖 樹 、 和 蜜
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.那 地 有 小麥 、 大麥 、 葡萄樹 、 無花果樹 、 石榴樹 、 橄欖樹 、 和蜜
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Asta nu înseamnă că e din cauza vegetalelor sau a uleiului de măsline.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Cela ne signifie pas que c'est grâce aux légumes et à l'huile d'olive.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Das heißt nicht, dass es das Gemüse oder das Olivenöl sind.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Điều đó không có nghĩa là do rau và dầu ô liu.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Ez nem jelenti azt, hogy a zöldségek vagy az olívaolaj az oka.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor. (Gülüşmeler)Αυτό δε σημαίνει πως ευθύνονται τα λαχανικά ούτε το ελαιόλαδο.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Itu tidak berarti bahwa itu berkat sayuran atau minyak zaitun.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.그건 야채와 올리브유라는 것을 의미하는 것은 아닙니다
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Men det betyder ikke at det er grønsagerne eller olivenolien.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Men det betyder inte att det är grönsakerna eller olivolja.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Não quer dizer que seja por causa dos vegetais ou do azeite.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Neznamená to, že je to zeleninou nebo olivovým olejem.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Nie oznacza to, że wszystko dzięki warzywom czy oliwie.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Niet door de groenten en de olijfolie.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.No significa que sea por los vegetales o el aceite de oliva.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.Questo non significa che sia per le verdure o per l'olio di oliva.