Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Skarb pożądany i olej są w przybytku mądrego; ale głupi człowiek pożera go.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Tesori preziosi e profumi sono nella dimora del saggio, ma lo stolto dilapida tutto
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Tesoro precioso y aceite hay en la morada del sabio, pero el hombre necio lo disipará
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Vzácny poklad a olej je v príbytku múdreho; ale človek blázon ho pohlcuje.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Zaklad predrag in mazilo je v modrega prebivališču, človek bedak pa ga pogoltne.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Θησαυρος πολυτιμος και μυρα ευρισκονται εν τω οικω του σοφου ο δε αφρων ανθρωπος καταδαπανα αυτα.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Вожделенное сокровище и тук – в доме мудрого; а глупый человекрасточает их.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.Скъпоценно съкровище и масло се намират в жилището на мъдрия, А безумният човек ги поглъща.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.אוצר נחמד ושמן בנוה חכם וכסיל אדם יבלענו׃
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.كنز مشتهى وزيت في بيت الحكيم اما الرجل الجاهل فيتلفه.
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.智 慧 人 家 中 積 蓄 寶 物 膏 油 . 愚 昧 人 隨 得 來 隨 吞 下
Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, Akılsızsa malını har vurup harman savurur.智慧人 家中 積蓄寶物 膏油 . 愚昧 人 隨得來隨 吞下
Birçok araştırma zeytin yaprağında kimyasalBanyak studi riset yang menunjukkan bahwa
Birçok araştırma zeytin yaprağında kimyasalDe nombreuses études ont prouvé que
Birçok araştırma zeytin yaprağında kimyasalDiversos estudos já demonstraram que a
Birçok araştırma zeytin yaprağında kimyasalMuchos estudios han demostrado que
Birçok araştırma zeytin yaprağında kimyasalМногочисленные исследования показали, что
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Det hendte engang at trærne vilde salve sig en konge, og de sa til oljetreet: Vær konge over oss!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Die Bäume gingen hin, daß sie einen König über sich salbten, und sprachen zu dem Ölbaum: Sei unser König!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Drevesa so šla, da si pomazilijo kralja, in so dejala oljki: Kraljuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Engang tog Træerne sig for at salve sig en Konge. De sagde da til Olietræet: Vær du vor Konge!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Foram uma vez as árvores a ungir para si um rei; e disseram � oliveira: Reina tu sobre nós.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.하루는 나무들이 나가서 기름을 부어 왕을 삼으려 하여 감람나무에게 이르되 너는 우리 왕이 되라 하매
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Los árboles iban a elegir un rey sobre ellos y dijeron al olivo: "¡Reina sobre nosotros!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Puut lähtivät voitelemaan itsellensä kuningasta. Ja he sanoivat öljypuulle: `Ole sinä meidän kuninkaamme`.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Raz boly odišly stromy pomazať nad sebou kráľa a povedaly olive: Kraľuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Sešlo se některého času dříví, aby pomazalo nad sebou krále. I řekli olivě: Kraluj nad námi.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Si misero in cammino gli alberi per ungere un re su di essi. Dissero all'ulivo: Regna su di noi
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Zeszły się drzewa, aby pomazały nad sobą króla, i rzekły do oliwnego drzewa: Króluj nad nami.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Υπηγον ποτε τα δενδρα να χρισωσι βασιλεα εφ' εαυτων και ειπον προς την ελαιαν, Βασιλευσον εφ' ημων.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.еднъж дърветата отишли да помажат цар, който да ги владее, и рекли на маслината: Царувай над нас.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Пошли некогда дерева помазать над собою царя исказали маслине: царствуй над нами.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.הלוך הלכו העצים למשח עליהם מלך ויאמרו לזית מלוכה עלינו׃
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.مرّة ذهبت الاشجار لتمسح عليها ملكا. فقالت للزيتونة املكي علينا.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時 樹 木 要 膏 一 樹 為 王 、 管 理 他 們 、 就 去 對 橄 欖 樹 說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時樹 木 要 膏一樹為王 、 管理 他 們 、 就 去 對 橄欖樹說 、 請 你 作 我 們 的 王
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.thì_phải dâng chung với con bò tơ một của lễ chay bằng ba phần mười ê - pha bột lọc nhồi với nửa hin dầu ,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.harus dipersembahkan juga tiga kilogram tepung dicampur dengan dua liter minyak zaitun untuk kurban sajian
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.소제로 고운 가루 한 에바 십분지 삼에 기름 반 힌을 섞어 그 수송아지와 함께 드리고
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.naj se z volom vred daruje jedilna daritev, tri desetinke bele moke, omešene s polovico hina olja,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.oltre il giovenco si offrirà, in oblazione, tre decimi di efa di fior di farina intrisa in mezzo hin di oli
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.on présentera en offrande, avec le veau, trois dixièmes de fleur de farine pétrie dans un demi-hin d`huile,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.skal du foruden Tyren frembære som Afgrødeoffer tre Tiendedele Efa fint Hvedemel, rørt i en halv Hin Olie;
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.so sollst du zu dem Rind ein Speisopfer tun, drei Zehntel Semmelmehl, mit einem halben Hin Öl gemengt,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.thì phải dâng chung với con bò tơ một của lễ chay bằng ba phần mười ê-pha bột lọc nhồi với nửa hin dầu,
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.והקריב על בן הבקר מנחה סלת שלשה עשרנים בלול בשמן חצי ההין׃
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.تقرب على ابن البقر تقدمة من دقيق ثلاثة اعشار ملتوتة بنصف الهين من الزيت
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.就 要 把 細 麵 伊 法 十 分 之 三 、 並 油 半 欣 、 調 和 作 素 祭 、 和 公 牛 一 同 獻 上
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.就要 把 細麵 伊法 十分之三 、 並油半欣 、 調 和 作素 祭 、 和 公牛 一同 獻上
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,come oblazione, fior di farina intrisa in olio: tre decimi per il giovenco, due decimi per l'ariete
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,của lễ chay sẽ bằng bột lọc nhồi dầu, ba phần mười ê-pha về con bò đực, hai phần mười ê-pha về con chiên đực,
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,in jedilno daritev k njim: belo moko, omešeno z oljem, tri desetinke k voliču, dve desetinki k ovnu,
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,그 소제로는 고운 가루에 기름을 섞어서 쓰되 수송아지 하나에는 에바 십분지 삼이요 수양 하나에는 에바 십분지 이요
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,mit ihren Speisopfern: drei Zehntel Semmelmehl, mit Öl gemengt, zu dem Farren, zwei Zehntel zu dem Widder,
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,og som Afgrødeoffer dertil fint Hvedemel, rørt i Olie, tre Tiendedele Efa for Tyren, to Tiendedele for Væderen
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,Vous y joindrez l`offrande de fleur de farine pétrie à l`huile, trois dixièmes pour le taureau,
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,ומנחתם סלת בלולה בשמן שלשה עשרנים לפר שני עשרנים לאיל האחד׃
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,وتقدمتهنّ من دقيق ملتوت بزيت ثلاثة اعشار للثور وعشران للكبش الواحد
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,同 獻 的 素 祭 用 調 油 的 細 麵 、 為 一 隻 公 牛 要 獻 伊 法 十 分 之 三 、 為 一 隻 公 羊 要 獻 伊 法 十 分 之 二
Boğayla birlikte tahıl sunusu olarak zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa, koçla birlikte onda iki efa,同 獻 的 素祭 用 調油 的 細麵 、 為 一 隻 公牛 要 獻伊法 十分之三 、 為 一 隻 公羊 要 獻伊法 十分之二