Bu yolculuk sadece zevk içindir.This trip is purely for pleasure.
Belki de Tom bunu seninle yapmaktan zevk alır.Perhaps Tom would enjoy doing that with you.
Tom ile şarkı söylemekten zevk almıyorum.I don't really enjoy singing with Tom.
Belki Tom bunu yapmaktan zevk alırdı.Maybe Tom would enjoy doing that.
Tom bunu yapmaktan zevk alıyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to enjoy doing that.
Bunu yapmaktan çok zevk aldım.I've enjoyed doing that a lot.
Tom araba konusunda pahalı zevklere sahip.Tom has expensive tastes in cars.
Bunu yapmaktan zevk alıyor gibisin.You seem to enjoy doing that.
Tom, Mary'ye neden bu işten zevk aldığını söyledi.Tom told Mary why he enjoyed doing that.
Boston'a gelmekten zevk alıyorum.I enjoy coming to Boston.
Tom Mary'nin partiden zevk aldığını söyledi.Tom said Mary was enjoying the party.
Meydan okumaktan zevk aldım.I enjoyed the challenge.
Eminim bunu yapmaktan zevk alırsınız.I'm sure you'll enjoy doing that.
Bunu yapmaktan zevk alacağınızdan eminim.I'm sure you'll enjoy doing that.
Boston'da kalışımdan zevk aldım.I enjoyed my stay in Boston.
Hepimiz konserden zevk aldık.We all enjoyed the concert.
Hepimiz piknikten zevk aldık.We all enjoyed the picnic.
Hepimiz bunu yapmaktan zevk aldık.We all enjoyed doing that.
Tom ve Mary'nin farklı zevkleri var.Tom and Mary have different tastes.
Yine evimde olmak ne zevkti.What a pleasure to be in my home again.
Tom bunu yapmaktan zevk alacak.Tom is going to enjoy doing that.
Hem Tom hem de Mary filmden zevk aldılar.Both Tom and Mary enjoyed the movie.
Tom hayattan nasıl zevk alacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to enjoy life.
Tom yemek pişirmekten zevk alırdı.Tom used to enjoy cooking.
Tom, Mary'nin bunu yapmaktan zevk aldığını düşünmediğini söyledi.Tom said that he doesn't think that Mary enjoyed doing that.
Tom bunu yapmaktan gerçekten zevk aldı.Tom really enjoyed doing that.
Bunu yapmama gerek yok ama bunu yapmaktan zevk alıyorum.I don't need to do this, but I enjoy doing it.
Pahalı zevklerim yok.I don't have expensive tastes.
Pahalı zevklere sahip değilim.I don't have expensive tastes.
Sami hayatın güzel şeylerinden zevk alıyordu.Sami enjoyed the fine things of life.
Sami kırsal yaşam tarzından zevk alıyordu.Sami enjoyed the country lifestyle.
Sami hayatından zevk alıyordu.Sami was enjoying his life.
İyi bir film zevkin var.You have good taste in movies.
Sami sakin bir hayattan zevk alıyordu.Sami was enjoying a leisurely life.
Sami hayattan zevk alıyordu.Sami enjoyed life.
Onu tanımaktan zevk aldım.I enjoyed getting to know her.
Sami hayattan tamamen zevk alıyordu.Sami enjoyed life fully.
Korku filmlerini izlemekten zevk alır mısınız?Do you enjoy watching horror movies?
Bunu Tom'la yapmaktan zevk almıyorum.I don't enjoy doing that with Tom.
Tom zevk ve eğlenceye düşkün biridir.Tom is fun-loving.
Tom'un pahalı zevkleri ailenin mali durumuna bir yük oluyordu.Tom's expensive tastes put a strain on the family's finances.
Mary'nin pahalı zevkleri var.Mary has expensive tastes.
"Onu benim için yapar mısın, Tom?" "Zevkle sevgilim!""Will you do that for me, Tom?" "With pleasure, my darling!"
Tom'un golü zevksiz geçen maçı canlandırdı.Tom's goal livened up an otherwise dull game.
Tom'un grubunu dinlemekten zevk aldım.I enjoyed listening to Tom's band.
Bisikletimi sürmekten zevk alıyorum.I enjoy riding my bicycle.
Tom ve Mary müzikte aynı zevke sahipler.Tom and Mary have the same taste in music.
Tom ve ben birbirimizle konuşmaktan zevk aldık.Tom and I enjoyed talking with each other.
Boston'u ziyaret etmekten zevk aldım.I enjoyed visiting Boston.
Oyun gösterilerini izlemekten zevk almıyorum.I don't enjoy watching game shows.
Piknik yapmaktan zevk alır mısınız?Do you enjoy going on picnics?
Mutluluğun anahtarlarından biri yapmaktan zevk aldığınız şeyi yapmaktır.One of the keys to happiness is to do what you enjoy doing.
Televizyonda futbol izlemekten zevk alıyorum.I enjoy watching football on TV.
Uçmak zevklidir.Flying is fun.
Bunu yapmaktan zevk alacağımı düşünmemiştim.I didn't think that I'd enjoy doing that.
Bana oyun oynamaktan zevk alır.He enjoys playing tricks on me.
Yaptığı her şeyin zevkini çıkarır.He enjoys himself at everything he does.
Müzik zevki benimkine benziyor.Her taste in music is similar to mine.
Kız arkadaşınız bayağı zevkliymiş.Apparently, your girlfriend has great taste.
Kız arkadaşınız çok zevk sahibi biriymiş.Apparently, your girlfriend has great taste.