Ana içeriğe geç
Sözlük

zevk ile cümle

zevk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Burada çalışmaktan zevk alıyorsun, değil mi?You enjoy working here, don't you?
Bunu yapmaktan zevk aldın, değil mİ?You enjoyed doing that, didn't you?
Bundan benim aldığım kadar çok zevk alıyor gibi görünüyorsun.You seem to be enjoying this as much as I am.
Tercih zevk meselesidir.Choice is a matter of taste.
Yapmaktan zevk aldığın bir şey yapmalısın.You should do something you enjoy doing.
Jane ile birlikte olmak zevkli.Jane is fun to be with.
Heberi duyduğumda zevkten dört köşe oldum.I jumped for joy when I heard the news.
Evet, zevkle.Yes, with pleasure.
Müstehcen fıkraları sevmem fakat onları anlattığında ondan çok zevk alırım.I don't like dirty jokes, but I get a kick out of it when you tell them.
Tom ondan zevk aldı.Tom enjoyed it.
Zevkime uymuyor.That isn't to my liking.
Ben seyahat etmekten zevk almıyorum.I don't enjoy traveling.
Daha çok zevk alacağım bir şey düşünemedim.I couldn't think of anything I'd enjoy more.
Ben bilmecelerden zevk almıyorum.I don't enjoy riddles.
Burada çalışmaktan zevk alıyorum.I enjoy working here.
Onun moda zevki yok.She has no fashion sense.
Partinden ne kadar zevk aldığımı söyleme fırsatım olmadı.I haven't had the chance to tell you how much I enjoyed your party.
Senin kalışından zevk alacağını umuyorum.I hope you'll enjoy your stay.
Ben sadece burada olmaktan ne kadar zevk aldığımı hepinize söylemek istiyorum.I just want to tell all of you how much I enjoyed being here.
Partinden ne kadar zevk aldığımı sana söyleme şansım yoktu.I never got the chance to tell you how much I enjoyed your party.
Bu kitabı okumaktan gerçekten zevk alacağını düşünüyorum.I think you'll really enjoy reading this book.
Burada olduğum için zevkten dört köşe oldum.I'm tickled pink to be here.
Boston'da yaşamaktan zevk alacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy living in Boston.
Tom Mary'nin mektuplarını okumaktan zevk aldı.Tom enjoyed reading Mary's letters.
Bunu yapmaktan zevk alacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy doing that.
Yüzmekten zevk aldığını sanıyordum.I thought you enjoyed swimming.
Bundan zevk alacağını sanmıyorum.I don't think you'd enjoy it.
Bu bir zevk olacak.It'll be a pleasure.
Ondan zevk alıyordum.I was enjoying that.
Bu bir zevkti.It was a pleasure.
Bundan zevk alacağım.I'll enjoy this.
Bu kişisel zevkinizle ilgili bir soru.It's a question of personal taste.
Bu sadece kişisel bir zevk meselesi.It is just a matter of personal taste.
Boş zamanında ne yapmaktan zevk alırsın?What do you enjoy doing in your free time?
Seninle sohbet etmekten bir zevkti.It's been a pleasure chatting with you.
Tom ve Mary birbirlerinden zevk alıyorlar gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be enjoying themselves.
Tom bu tür şeyden zevk alıyor.Tom gets a kick out of this kind of thing.
Hem Tom hem de onun karısı satranç oynamaktan zevk alırlar.Tom and his wife both enjoy playing chess.
Tom Mary'nin uzun yürüyüşten zevk alıp almadığını merak ediyordu.Tom was wondering if Mary enjoyed hiking.
Tom'la tenis oynamaktan zevk alırdım.I used to enjoy playing tennis with Tom.
Tom yeni şeyleri denemekten zevk alır.Tom enjoys trying new things.
Tom kalışından zevk aldı.Tom enjoyed his stay.
Tom'un değişik damak zevkleri var.Tom has varied tastes.
Bu her zaman bir zevktir.It's always a pleasure.
Mary her zaman Tom'un şiirsel mektuplarını okumaktan büyük zevk aldı.Mary always greatly enjoyed reading Tom's poetic letters.
O, roman okumaktan zevk alır.He enjoys reading novels.
Onlar roman okumaktan zevk alır.They enjoy reading novels.
Yapabiliyorken onun zevkini çıkarsan iyi olur.You'd better enjoy it while you can.
Kadınlar sürekli aynı zevk için değiştirilebilir enstrümanlardır.Women are interchangeable instruments for a constantly identical pleasure.
Okumaktan zevk alırım.I enjoy reading.
Acısız zevk yoktur.There is no pleasure without pain.
Zevkten sonra acı gelir.After pleasure comes pain.
Karımın elbiselerdeki zevki benimkinden farklıdır.My wife's taste in clothes is different from mine.
Tom filmlerden zevk alıyor.Tom enjoys movies.
O, filmlerden zevk alıyor.She enjoys movies.
Mary filmlerden zevk alıyor.Mary enjoys movies.
Biz filmlerden zevk alıyoruz.We enjoy movies.
Bu bana çok zevk verdi.That gave me a lot of pleasure.
Zamanım olsaydı, ben sizi büyük bir zevkle ziyaret ederdim.If I had time, I'd visit you with great pleasure.
Size yardımcı olabilmek bir zevk.It's a pleasure to be able to help you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod