Zevk bütünüyle benim.The pleasure's all mine.
Kışın dondurma yemekten zevk almam.I don't enjoy eating ice cream during the winter.
Bilimsel makaleleri okumaktan zevk alır.She enjoys reading scientific articles.
Yemek hayattaki büyük zevklerden biridir.Food is one of the great pleasures in life.
Yemek hayatın en büyük zevklerinden biridir.Food is one of life's greatest pleasures.
Bu, hayatın en büyük zevklerinden biridir.It's one of life's greatest pleasures.
Yemek hayatın harika zevklerinden biridir.Eating is one of life's great pleasures.
Hayatın en büyük zevki nedir?What is life's greatest pleasure?
Seks hayatın en büyük zevklerinden biridir.Sex is one of life's greatest pleasures.
İşi ve zevki ayrı tutmaya çalışırım.I try to keep business and pleasure separate.
Diğer insanların zevkle cevap vereceği sorular sorun.Ask such questions that other people would answer with pleasure.
Ebeveynleri etraftayken çocuklara yüzme öğretmekten zevk almıyorum.I don't enjoy teaching children to swim when their parents are around.
Fransızca öğretmekten zevk almıyorum.I don't enjoy teaching French.
Genç çocuklara yüzme öğretmekten zevk almıyorum.I don't enjoy teaching young children to swim.
Tom'un televizyonda beyzbol izlemekten zevk almadığından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom doesn't enjoy watching baseball on TV.
Tom'la çalışmak gerçek bir zevkti.It was a real pleasure to work with Tom.
Tom ve ben birbirimizle konuşmaktan zevk alırız.Tom and I enjoy talking with each other.
Tom ve Mary genellikle aynı şeylerden zevk almazlar.Tom and Mary don't usually enjoy the same things.
Tom ve Mary birlikte şarkılar söylemekten zevk aldılar.Tom and Mary enjoyed singing songs together.
Tom tüm bundan zevk alıyor gibi görünüyor.Tom seems to be enjoying all this.
Plaja gitmekten zevk aldığını duydum.I heard you enjoy going to the beach.
Umarım Boston'da kalmaktan zevk almışsındır.I hope you enjoyed your stay in Boston.
Tom'un torunları onun için büyük bir zevk kaynağıydı.Tom's grandchildren were a source of great pleasure for him.
Tom'un pahalı zevkleri yok.Tom doesn't have expensive tastes.
Sizi tekrar görmek bir zevk.It's a pleasure to see you again.
Bu roman eğlenceli ve zevkli.This novel is fun and enjoyable.
Sizinle çalışmak bir zevkti.It's been a pleasure working with you.
Tom bizimle hayvanat bahçesine gitmekten zevk alabileceğini öne sürdü.Tom suggested that you might enjoy going to the zoo with us.
O seni gördüğünde zevkten dört köşe olacak.Tom will be tickled pink when he sees you.
Bizimle kalmaktan zevk aldığını düşünüyorum.I hope you enjoyed your stay with us.
Tom yeni işinden gerçekten zevk alıyor.Tom's really enjoying his new job.
Ondan zevk alacağını söylemedim.I didn't say you were going to enjoy it.
Ondan zevk aldığımı düşünüyor musun?Do you think I enjoyed that?
Bundan zevk alacaksın.You'll get a kick out of it.
Burada çalışmaktan zevk alacaksın.You'll enjoy working here.
Sizin için çalışmak bir zevk.You're a pleasure to work for.
Tom ondan zevk aldı mı?Did Tom enjoy it?
Tom bundan zevk alıyor mu?Does Tom enjoy it?
Tom'un eklektik bir müzik zevki var.Tom has an eclectic taste in music.
Sadece Tom'a burada olmandan ne kadar zevk aldığımızı söylüyordum.I was just telling Tom how much we enjoyed having you here.
Seninle tanışmak bir zevkti, Tom.It was a pleasure meeting you, Tom.
Seninle tanışmak bir zevk, Tom.It's a pleasure to meet you, Tom.
Tom'la konuşmak her zaman bir zevk.It's always a pleasure to talk with Tom.
Tom televizyonda basketbol maçlarını izlemekten zevk alıyor.Tom enjoys watching basketball games on TV.
Hayatın zevklerinden kendinizi mahrum etmeyin.Don't deprive yourselves of the pleasures of life.
Ne zevksiz bir elbise!What a tawdry dress!
"Teşekkür ederim!" "Benim için zevkti.""Thank you!" "It was my pleasure."
Tom konserden zevk aldığını söylüyor.Tom says that he enjoyed the concert.
Şarkı söylemeni duymaktan her zaman zevk alıyorum.I always enjoy hearing you sing.
Ben bundan zevk aldım.I enjoyed it.
Tom'la çalışmaktan zevk aldım.I enjoyed working with Tom.
O projede Tom ile çalışmaktan zevk aldım.I enjoyed working with Tom on that project.
Boston'da geçen hafta Tom ile çalışmaktan zevk aldım.I enjoyed working with Tom last week in Boston.
Zevk meselesi.It's a matter of taste.
En çok hangi sporu izlemekten zevk alırsın?Which sport do you most enjoy watching?
Güzel şeyler bize zevk verir.Beautiful things give us pleasure.
Sizinle konuşmak benim için bir zevkti.It was a pleasure for me to speak with you.
Size yardımcı olmak bir zevk olur.It would be a pleasure to assist you.
İnsanlarla iletişim kurmaktan zevk alıyorum.I enjoy communicating with people.
Zevk bana ait.The pleasure's mine.