Ana içeriğe geç
Sözlük

zevk ile cümle

zevk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Plăcerile senzuale sunt interzise, este dezaprobată orice fel de veselie sau de sărbătoare.
Cleo: Cleo, kurallara dikkat eden, çalışkan ve zevkli bir kız çocuğudur.Buena Girl) - o fetiță deșteaptă ce joacă tot timpul după reguli.
Bilimsel makaleleri okumaktan zevk alır.Îi place să citească articolele științifice.
Okumaktan zevk alırım.Îmi place să citesc.
Tom kalışından zevk aldı.Tom s-a bucurat de sejur.
Ancak, Homer'ın dikkatini çekmekten zevk alır.Otthon viszont élvezte Homer odaadását.
Öyle herkes zevk için ve ticaret için balık avlayamaz.Így mindenki élvezheti a halászat, vadászat és a kereskedelem hasznát”.
Baştan sona muzaffer bir edada okudum ve çok zevk aldım."Az elején tényleg mulattam, később kicsit meguntam.”
Sapıkça yollardan zevk alıyor.Roppantul élvezi a gondtalan vakációt.
Bozulmuş radyoları tamir etmekten de zevk alırdı.Ezt is hivatottak kiküszöbölni a légiszállítású rádiólokátorok.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.A vairágí megszabadul az önös vágyaktól és a földi élvezetekre vonatkozó minden kívánságtól.
Price onun ölüsüne bakarak purosunu yakar ve zevkle içer.A szivart a cigarettához hasonlóan meggyújtják, és a füstjét élvezik.
Les Trains de Plaisir (Zevk trenleri).Kedvelt turisztikai központ (téli sportok, túraútvonalak).
Kardeşlerini çok seviyor ama biraz yaramazlık yapmaktan da zevk alır, 8 yaşındadır.Kicsit több van köztük barátságnál, de 8 évesen még nem nagyon törődnek vele.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Azoknak, akik szívesen segítenek másoknak.
Zevk almaya çalışmak ve zevklere tatmin elde edilene dek dalmak.Megvetették az élvezetek, a gyönyör hajszolását.
Bununla birlikte musiki meclislerine katılmaktan zevk alırdı.Szívesen játszott kortárs zenét.
Bu eserinden büyük zevk aldım.Ennek a kitüntetésnek nagyon örült.
Zor, ama bir o kadar da zevkliydi.Kicsit szórakozott, de kedves volt.
Karşılaşma oldukça zevkli ve izlemeye şahandı.Egy jól megvágott klipet, mindig öröm megnézni.
O aileler bu işi usanmadan zevkle yaparlar.A fiatalok persze boldognak teljesítik a feltételt.
Poliksines Sicilya Krallıgını ziyaret etmekte ve eski arkadasıyla tekar buluşmanın zevkini çıkarmaktadır.Polixenes on vierailulla Sisiliassa ja nauttii vanhan ystävänsä kohtaamisesta.
Sadisttir başkalarının acısından zevk alır.Sadisti nauttii kivun aiheuttamisesta muille.
Sapıkça yollardan zevk alıyor.Kurvinen matkusteli mielellään.
Anhedonide hayattan zevk alamama söz konusudur.Anhedonia tarkoittaa kyvyttömyyttä kokea mielihyvän tunnetta.
Çok az öğrenci bu sıkıcı dersten zevk alır.Useiden oppilaiden mielestä kyseiset oppitunnit ovat Tylypahkan tylsimpiä oppitunteja.
Bundan acayip zevk aldım."Minulla on liian hauskaa tämän kanssa nyt.”
Operet bestelediğim yıllar hayatımın en zevkli, en neşeli yıllarıdır.Näytelmän musiikista tuli kaksi vuotta myöhemmin Griegin kuuluisin ja menestyksekkäin teos.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Hän on aina valmis auttamaan toisia.
Arkadaşlarını alıp getirmek ve onların da zevk almasını sağlamak istiyorlar.Hanki ystäviä, kunnioita muita ja pidä hauskaa!
Tüm bunlara bir de zevkli dizeler eklenince, birinci sınıf bir iş ortaya çıkmış." dedi.Tuloksena on pettymyksen tuottava puhelin, oli hinta mikä hyvänsä.”
Garip zevkleri var.Έχει μια ξεχωριστή γεύση.
Hadrianus bir Hümanist ve tüm zevklerinde bir Hellen hayranıydı.Ο Αδριανός ήταν ουμανιστής και βαθύτατα φιλέλληνας σε όλα του τα γούστα.
Verdiği demeçte fetiş yapıtlardan zevk aldığını belirtmiştir.Ο Ζαριφόπουλος τον θυμάται να λέει ότι θαύμαζε τις παραδοσιακές μορφές διασκέδασης.
Operet bestelediğim yıllar hayatımın en zevkli, en neşeli yıllarıdır.Τα επόμενα τρία χρόνια ήσαν από τα πιο ευτυχισμένα και παραγωγικά της ζωής του.
Öyle herkes zevk için ve ticaret için balık avlayamaz.Είναι δημοφιλές μέρους για τους λάτρεις των υδάτινων σπορ και του ψαρέματος.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Τα έργα αυτά είναι συνήθως μακροσκελείς αφηγήσεις περιπετείων των ηρώων.
Kundukviran Mahallesi'ndeki bahçesine eşini dostunu toplar, onları eğlendirmekten büyük zevk alırdı.Η γυναίκα του συγκυβερνήτη τον περίμενε με φίλους για να διασκεδάσουν.
Sadece çok çeşitli bir müzik dinleme zevkim var...Jeg har faktisk bare en meget alsidig smag i at lytte til musik...
Saray içindeki nakillerde, Cosimo Vasari'nin yapıyı kendi zevkine göre uydurmasına sahipti.Ved indflytningen i slottet fik Cosimo Vasari til at udvide bygningen til at passe i hans smag.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Han elsker at slå efter folk.
Teiresias: "Erkek bir zevk duyarsa, kadın onun dokuz mislini duyar" diye buyurmuş.Teiresias afgjorde, at af en skala på ti, får manden en tiendedel af fornøjelsen, og kvinden de ni.
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Det skal Peter Schaufuss have stor tak for.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.Det viste sig at begge musikere syntes om hinandens musik.
Bununla birlikte müzik derslerinden çok zevk alıyordu ve iyi bir harpçı ve dansçı olmuştu.Herudover havde han stor kærlighed til musik og var en kompetent pianist og dirigent.
Zevkine düşkün ve hazcı.Smag og Behag.
Köylülerin zevkle ve bir yarış halinde yaptığı işlerden biri de mantarcılıktır.Den materielle fordel med en dronning og 5 bønder for en løber og en springer er overvældende.
Eğer insanlar ondan zevk alır, onu sever ve fazlasını isterse bunu alırlar.Nogen derude vil elske dig - hvis du giver dem lov.
Her ikisinden de zevk alırlar.Han praktiserer med glæde begge dele.
Ertesi gün tekrar zevkle başka bir av macerası yaşanır.Men så er der jo forventningens glæde indtil næste gang.
Operet bestelediğim yıllar hayatımın en zevkli, en neşeli yıllarıdır.I 1973 oplever fabrikken det største og mest udbytterige år i sin historie.
Bu sebeptende onlara türlü cefa çektirmekten pek zevk alırdı.Søren heller, du skulle vært flau over å la ham gå rundt slik.
Verdiği demeçte fetiş yapıtlardan zevk aldığını belirtmiştir.Allerede da ble det bekreftet at han hatet gompefødte.
Sadisttir başkalarının acısından zevk alır.Sadisme: Nytelse av å påføre andre smerte.
Tam tersine, zevkine düşkün, tembel ve kendi değerlendirmesiyle zeka düzeyi düşük bir ayı idi.Han var en folkelivsskildrer av rang, ekte i sin kjensle og trøysom i sin fortellermåte.
Savaşmaktan zevk alır.De liker å sloss.
Sigara içme alışkanlığı ve köy göletinde balık tutma zevkine sahiptir.Dia hobi merokok dan suka memancing di kolam desa setempat.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.Meski begitu mereka berdua punya selera musik yang sama.
Sadece kişisel zevklerime göre cevaplayabilirim, bu benim kişisel görüşüm.Ini adalah situasi ketidakadilan, tapi itu adalah pandangan pribadi saya sendiri.
Bu çalışmaları ona hayatın ve aşkın zevklerlni tatmasını önlemiştir.Sesuai judulnya film ini mengisahkan senang susahnya cinta dan perjuangan hidup.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod