Ana içeriğe geç
Sözlük

zevk ile cümle

zevk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Her zaman etrafında aktör ve müzisyenler, bol miktarda ziyafet ve hayatın diğer zevkleri vardı.In de serie waren veel sketches en muziekstukken te zien, met elke week een andere gast of andere gasten.
O zevk bize ait.Het is ons een genoegen.
Zevkler ve renkler tartışılmaz.Over smaak valt niet te twisten.
Zevkle çalışacağınız bir projeyle ilgilenir miydiniz?Zou u geïnteresseerd zijn in een project waaraan u met plezier zou werken?
Zevk aldın.Je hebt je vermaakt.
Onun başarısından ben de zevk duyarım.Ik geniet ook van zijn succes.
Okumaktan zevk duyuyorum.Ik heb plezier in lezen.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Lubi pomagać innym.
Sadece çok çeşitli bir müzik dinleme zevkim var...Słucham po prostu bardzo różnej muzyki...
Rati (Sanskritçe: रति, Rati) Hindu aşk, cinsel nefis, şehvet, ihtiras ve cinsel zevk tanrıçası.Rati (sanskryt रति trl. rati) – hinduistyczna bogini miłości, rozkoszy i pożądania.
Edmondo gençliğin zevkleri hakkında bir şarkı tutturur.Student Edmund śpiewa o urokach młodości.
Eğer insanlar ondan zevk alır, onu sever ve fazlasını isterse bunu alırlar.Jesli to rada widzisz, a życzysz mi tego...
Her ikisinden de zevk alırlar.Oboje cieszą się ze spotkania.
Yine de hızlı bir biçimde eski zevklerine döndü.On sam zresztą szybko odzyskał dawne zaufanie.
Hedef, türün hayranlarının zevkine uyacak "karanlık bir kahramanlık içeren fantastik bir hikayeydi."Ich celem było stworzenie „mrocznego heroic fantasy”, które przypadnie do gustu każdemu fanowi gatunku.
Derin denizlerde balık avlamaktan zevk alıyor.W sprzyjających warunkach chętnie zjadają ryby.
Zevk için öldürür, fakat aynı zamanda bunu bir sanat olarak görür.Z czasem zaczął to postrzegać jako swoistą sztukę, siebie zaś jako artystę.
Zevk alarak onun gölgesinde oturdum, Ve meyvası damağıma tatlı idi."W upragnionym jego cieniu usiadłam, a owoc jego słodki memu podniebieniu" (PnP 2,3).
Öyle herkes zevk için ve ticaret için balık avlayamaz.Nie przepadała za rozrywkami męża, czyli wędkarstwem i polowaniami.
Bozulmuş radyoları tamir etmekten de zevk alırdı.Pomagał w montowaniu nielegalnych radioodbiorników.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Uwielbiał imprezować i spotykać się z dziewczynami.
Bu çalışmaları ona hayatın ve aşkın zevklerlni tatmasını önlemiştir.Ten fakt utrudniał jego misję głoszenia miłości i pokoju.
Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.Lubię uprawiać sport dla zabawy, nie dla współzawodnictwa.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Denna väg innebar materiens övervinnande, försakelse av alla jordiska ägodelar och njutningar.
Giove ve Mercurio Calisto'ya tanrısal zevkler sağlamaya hazır olduklarını açıklarlar.Giove, Mercurio och Calisto firar Calistos upphöjelse till himlen.
Garip zevkleri var.Han har gjort sig känd för att ha konstiga smaker.
Bu çalışmaları ona hayatın ve aşkın zevklerlni tatmasını önlemiştir.Livet skulle lärt honom att ta vara på livet och njuta.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.I stället visade de varandra musik de gillade.
Meyvelerini yemesi zevkli idi ancak eğer çok fazla yenilirse kafayı buldurup, sarhoş ederdi.Om du äter för mycket blir du tjock, dricker du för mycket öl blir du berusad.
Kendisine İrlanda-Amerikalısı denmesinden zevk almıyor daha çok Amerikalı denilmesi hoşuna gidiyor.Någon uttryckte att de blev mer irländska än irländarna själva.
De facto Fiilî olarak De gustibus et coloribus, non disputandum Zevkler ve renkler tartışılmaz.De gustĭbus et colorĭbus non est disputandum – Про смаки та кольори не сперечаються.
Zevk için öldürür, fakat aynı zamanda bunu bir sanat olarak görür.Він вбиває людей головним чином для власного задоволення, хоча при тому він бачить у цьому форму мистецтва.
İkisi de aynı müzik türünden zevk almaktaydı.У них обох були спільні музичні смаки.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.Вони обожнювали Сонце, грім і блискавку.
Garip zevkleri var.Має відмінні смакові якості.
Bundan zevk almanın tek bir yolu vardı, o da kendimi serbest bırakmaktı."Це був єдиний відпочинок, що вона собі дозволяла» .
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Петро про себе дивувався тому, що відбулося.
Köye gelen misafirleri zevk alarak gezdiriyorlar.Веселих гостей скрізь чекають.
Biz isteyerek vazgeçiyoruz Tüm boş şeylerden, Tüm dünyevi zevk ve hazlardan.Вдавався зі всією пристрасністю до світських веселощів і гульні.
"Sette beklediğim her an zevksiz!".«Кожний день я знаю, на якому рівні знаходжусь».
Price onun ölüsüne bakarak purosunu yakar ve zevkle içer.На побаченні Лорейн запалює цигарку і стає випивати спиртне.
Onlar ancak dünyevi zevklerin peşinde koşar ve bunu mutluluk sanır.Вони проводять ніч кохання і відчувають себе щасливими.
Bunu zevkle yapacağız.Ми зробимо це із задоволенням.
O aileler bu işi usanmadan zevkle yaparlar.Pážata se této služby vesele ujímají.
Yazısında: "Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir." diyordu.Svaté Písmo praví: „Vešli jsme do ohně i vody, avšak Ty jsi nás vyvedl k hojnosti“ (Ž 66,12).
Glauque yaptığı işten çok büyük bir zevk aldı ve kimya mühendisi olmaya karar verdi.Práce ho bavila a rozhodl se stát chemickým inženýrem.
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.Vyhýbej se rozkoši, která plodí zármutek.
Savaşmaktan zevk alır.Těší vás bojovat.
Buna göre komedi kişinin zevkine göre değişir.Záleží už pak na vkusu jednotlivého člověka.
Mantar toplama da köylüler için zevkli bir uğraştır.Pošmourný Hromnice – sedlákům milý velice.
Acımasız ve dövüşmekten zevk alır.Je citlivý a nemá rád bití.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Bojí se ale toho mít někoho rád.
Bu durumda da orucun arkasındaki amaç, zevk düşkünü ve bağımlısı olmamak ve zevki olağan hale getirmemektir.Aby člověka v novém roce nepotkalo nic zlého, je zvykem vyhýbat se hořkým a kyselým jídlům a pochutinám.
Çünkü Margeret huysuz bir böcektir ve kırıntıların hepsini zevkle yiyebilir.Margutte je špatným do morku kostí a jsou mu k smíchu všechny víry.
Büyük Britanya'nın ilk sakinlerinin ham kozmetikleri kullanmaktan çok zevk aldığı sanılmaktadır.První Číňan ve vesmíru přiznal, že astronauti jedli psí maso.
Uçuştan aldığı zevke önemli bir katkısı oldu.Un factor important care a contribuit la aceasta a fost plăcerea zborului.
Her ikisinden de zevk alırlar.Amândoi merită un bine-ai venit.
Yine de hızlı bir biçimde eski zevklerine döndü.Dar curând perechile au revenit la vechile lor metode.
Titanlar bundan zevk alır fakat tanrılar hoşlanmazlar.Americanii iubesc învingătorii și nu o să tolereze învinșii.
Tina'ya göre markanın genel tarzı, kendisinin ve Beyoncé'nin zevkini yansıtmaktadır.Tina Knowles spune că linia vestimentară reflectă perfect stilul și gusturile fiicei sale, Beyoncé.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod