Zevklerimden biri TV izlemektir.One of my pleasures is watching TV.
Benim zevklerim seninkilerden oldukça farklı.My tastes differ greatly from yours.
İki saat boyunca TV izlemekten zevk aldım.I enjoyed watching TV for two hours.
Seni görmekten ve eski zamanlardan bahsetmekten zevk aldım.I have enjoyed seeing you and talking about old times.
Sana şehri gezdirmekten zevk alacağım.I'll enjoy showing you around the city.
Kız arkadaşımla konuşmaktan zevk aldım.I enjoyed talking with my girlfriend.
Sirk gösterisini izlemekten zevk aldım.I enjoyed watching the circus parade.
Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.I like to play sport for fun not for competition.
Yeni otobanda araba sürmekten zevk aldım.I enjoyed driving on the new highway.
Partide onunla konuşmaktan zevk aldım.I enjoyed talking with him at the party.
Onun renk zevkini sevmiyorum.I don't like his taste in color.
Biz partiden zevk aldık.We enjoyed ourselves at the party.
Biz futbol oynamaktan zevk aldık.We enjoyed playing football.
Pasifik Okyanusundaki uzun bir yolculuktan zevk aldık.We enjoyed a long voyage across the Pacific Ocean.
Biz kitaplardan çok zevk elde ederiz.We derive a lot of pleasure from books.
Tamamen zevkime göre bir ayakkabı bulmadım.I found no shoes completely to my taste.
Partinin her dakikasından zevk aldık.We enjoyed every minute of the party.
Kitaplar yaşamın zevklerini artırır.Books add to the pleasures of life.
Çocuk bir resim çizmekten zevk aldı.The boy enjoyed painting a picture.
Yemekler benim zevkime uymuyor.The meals don't suit my taste.
Hayattan zevk alıyorum.I get a kick out of life.
Bazılarına göre hayat zevktir, diğerlerine göre acı çekmektir.To some life is pleasure, to others suffering.
Hayatta büyük zevk insanların yapamayacağını söylediği şeyi yapmaktır.The great pleasure in life is doing what people say you cannot do.
Gemi ile seyahat etmek bize büyük zevk veriyor.Traveling by ship gives us great pleasure.
Başka insanların hatalarını işaret etmekte belli bir zevk var.There is a certain pleasure in pointing out other people's errors.
Ziyaretinizden zevk aldınız mı?Did you enjoy your visit?
O zevkten dört köşe.He's tickled pink.
Biz onu büyük bir zevkle yaptık.We did it with the greatest pleasure.
Kırsalda gezmeyi zevkli buldum.I found it pleasant walking in the country.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Okuma bize zevk verir.Reading affords us pleasure.
Okumak bana büyük bir zevk verir.Reading gives me great pleasure.
Okumak bana büyük zevk veriyor.Reading gives me great pleasure.
Onun müzik zevki muhteşemdir.His taste in music is superb.
O, o ziyaretlerden zevk aldı.He enjoyed those visits.
O, zevkten başka hiçbir şey için yaşamaz.He lives for nothing but pleasure.
O, insanları izlemekten zevk alır.He finds pleasure in watching people.
O dikkatsiz araç kullanmaktan çok büyük zevk alır.He gets a kick out of reckless driving.
O, beyzbol oynamaktan zevk aldı.He enjoyed playing baseball.
İskoçya'daki tatillerinden zevk aldılar mı?Did they enjoy their holiday in Scotland?
Hiçbir şey ona oğlunun büyüdüğünü görmekten daha büyük bir zevk vermedi.Nothing gave her greater pleasure than to watch her son growing up.
Onun elbisesi benim zevkime göre değil.Her dress is not to my taste.
Onun tek zevki müzik dinlemektir.Her only pleasure is listening to music.
O, çocuklarla oynamaktan çok büyük zevk alıyor gibi görünüyor.She seems to take immense pleasure in playing with children.
O, korku filmlerii izlemekten zevk alır.She takes pleasure in seeing horror films.
O yemede veya içmede hiç zevk almadı.She took no pleasure in eating or drinking.
O, konserden zevk aldı.She enjoyed herself at the concert.
O, arabada pahalı zevklere sahip.She has expensive tastes in cars.
İşinde büyük zevk alır.She takes great pleasure in her work.
O benim zevkime göre değil.She isn't to my taste.
O bana tamamen zevkime uygun bir kravat verdi.She gave me a necktie which was completely to my liking.
Gülümsemeler her zaman zevk göstermez.Smiles do not always indicate pleasure.
O, arkadaşları ile konuşmaktan zevk aldı.He took delight in talking with friends.
Sadece zevk için okula gelmeyin.Don't come to school just for fun.
Zevkten önce iş.Business before pleasure.
Onun son maçtan zevk alıp almadığını merak ediyorum.I wonder if he enjoyed the last match.
Büyük adamlar şehvetli zevklere düşkün.Great men are fond of sensual pleasures.
Zevk bir günahtır ve bazen günah bir zevktir.Pleasure's a sin, and sometimes sin's a pleasure.