Ana içeriğe geç
Sözlük

zevk ile cümle

zevk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Eğer insanlar ondan zevk alır, onu sever ve fazlasını isterse bunu alırlar.И если любишь их, а они любят тебя и верят тебе — все будет хорошо.
Dişi drowlar erkek drowları hor görürler ve onlara ait oldukları yeri zevkle öğretirler.Дураки о добыче спорят, а умные её делят.
Giyim kuşamın en önemli işlevlerinden biri de kişinin stilini, zevklerini ve modayı yansıtmasıdır.Галстук в костюме делового мужчины является показателем статуса и вкуса.
Santa Monica'da pahalı zevkine uygun olarak döşediği bir ev satın aldı.В Санта-Монике он купил новый дом, обставив его в соответствии со своим вкусом.
Poliksines Sicilya Krallıgını ziyaret etmekte ve eski arkadasıyla tekar buluşmanın zevkini çıkarmaktadır.يزور بوليكسنس مملكة صقلية ويتمتع بصحبة أصدقائه القدامى.
Genç çocuklara tavsiyem, bu yaşamdan zevk almaya baksınlar" açıklamıştır.نحن مدينون للشباب ، لمنحهم الأمل. "
(Zevklere kapılma, ihtiras, maddi tutkular.)فالأولى عبادة رغبة وطمع، والثَّانية عبادة خوف ورهب .
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).منها سعد الجاري مولى عمر بن الخطّاب رضي اللّه عنه.
Aralarında İnsanların kısa şakıyan dilleri de olmak üzere pek çok dil öğrenmekten büyük zevk aldılar.من ناحية أخرى ، يقدم معلومات قليلة جدًا عن الأشخاص الذين يتحدثون اللغة.
Millî zevke uygun olarak 11’li heceyi yaygın olarak kullanmışlardır.يبلغ عددها حوالي (11) مبنى موزعه حسب الإحتياج.
Büyük Britanya'nın ilk sakinlerinin ham kozmetikleri kullanmaktan çok zevk aldığı sanılmaktadır.من المعروف أن فرعون الغنية للغاية كان مولعا جدا من بالسيجار.
Titanlar bundan zevk alır fakat tanrılar hoşlanmazlar.الفاكهة يغذي فقط آلهة، وإن كان.
Rati cinsel zevk, bedensel tutku ve cinsellik anlamına gelir.تتسم الحميمية الجسدية بـ الجنس الرومانسي أوالعاطفي و الارتباط أو النشاط الجنسي.
Onun giyimde çok kötü zevki var.لديها ذوق سيء جداً في الألبسة.
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.Não procure o prazer físico para seu proprio partido.
Son olarak Suetonius'un zevksiz diye tanımladığı sekiz ciltlik bir otobiyografi yazmıştır.Finalmente, escreveu uma autobiografia em oito volumes que Suetônio qualifica como falta de bom gosto.
Böylece dünyevi zevklerden kurtulurlar.Este surge dos prazeres do mundo.
Buna göre komedi kişinin zevkine göre değişir.Dividiu de acordo com o gosto de cada um.
Sadece çok çeşitli bir müzik dinleme zevkim var...Apenas tenho um gosto bem versátil de ouvir música...
Öldürmekten ve bunu herkesin bilmesinden özel bir zevk alır.Descobre qualquer coisa estranha na mata e avisa a todos.
Hayat hikayesi, aşk, ölüm, acı, zevk ve tutku.Uma viagem emocional, a história da vida, amor, morte, dor, alegria e paixão.
Nefsi Emmare: Kötülüğü emreden ve bundan zevk alan nefistir.Antes a misericórdia, depois coragem; Antes moderação, depois generosidade.
Titanlar bundan zevk alır fakat tanrılar hoşlanmazlar.Se dizes o que é injusto, os deuses te odiarão.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Gosta de ajudar as pessoas.
Onlar ancak dünyevi zevklerin peşinde koşar ve bunu mutluluk sanır.Antegoza os prazeres do céu e só pensa na bem-aventurança do Além.
Teiresias: "Erkek bir zevk duyarsa, kadın onun dokuz mislini duyar" diye buyurmuş.Tirésias decidiu a questão: "se dividirmos o prazer em dez partes, a mulher fica com nove e o homem com uma."
Sabahları, en büyük zevki sazları ile uğraşmak olurdu.Meia hora mais tarde, estão prontos para fazer o gosto dos mais gulosos.
Bu sebeptende onlara türlü cefa çektirmekten pek zevk alırdı.Eu achava engraçado que me desse tanta atenção.
Çok az öğrenci bu sıkıcı dersten zevk alır.Apenas poucos estudantes sobrevivem a essa escola infernal.
Ancak, Homer'ın dikkatini çekmekten zevk alır.Pelo lado positivo, ele passa a gostar da atenção recém descoberta de Homer.
10 sene boyunca erkek okulunda okumaktan zevk duymuş.Laborou em bibliotecas escolares durante dez anos.
Bu tip seri katiller heyecan peşindedirler ve öldürmekten zevk alırlar.Como torturador e assassino que sente prazer em torturar.
Kendisine İrlanda-Amerikalısı denmesinden zevk almıyor daha çok Amerikalı denilmesi hoşuna gidiyor.Durante sua vida, ele abertamente não gostava de ser referido como um "irlandês".
James Berardinelli başta yapım tasarımı olmak üzere filmden zevk aldığını söyledi.James Berardinelli chamou o filme de entretenimento, com o destaque do design de produção.
"Sette beklediğim her an zevksiz!".Agora você sabe como eu me sinto todos os dias!".
Operet bestelediğim yıllar hayatımın en zevkli, en neşeli yıllarıdır.Este projeto foi o mais divertido que eu tive em anos.
Karşılaşma oldukça zevkli ve izlemeye şahandı.As lutas são brutais e divertidas de assistir.
Sizinle iş yapmak bir zevkti.Foi um prazer negociar com você.
Bu bana çok zevk verdi.Isso me deu muito prazer.
Cehennemliklerin azap şekilleri ve cennetliklerin zevkleri.大有 (Het Bezit van het Grote) is samengesteld uit de trigrammen hemel en vuur.
Yine de hızlı bir biçimde eski zevklerine döndü.Hij valt echter al snel weer terug in zijn oude gewoontes.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.Hij genoot van straf en schaamte.
Sadece çok çeşitli bir müzik dinleme zevkim var...Ik heb gewoon een erg brede muzieksmaak...
Kendimizi deneme açısından zevkli bir maç olacak.Het zou een doelpuntrijke wedstrijd worden.
Bozulmuş radyoları tamir etmekten de zevk alırdı.Er werd verwoed aan reparatie van het radiotoestel gewerkt.
Pleasure Slaves (Zevk Köleleri): Köle evlerinde özel eğitim almış kölelerdir.Avadiem (עבדים , Slaven) - gaat over het bezit van slaven.
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).Wat betreft godsdienst behoorde hij tot de Mormonen.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Ze helpt ook graag de anderen.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Hij houdt ervan om mensen te plagen.
Her erkek ve kadın Vedalara karşı isyan etmekten zevk duyacak.Zowel mannetjes als vrouwtjes kunnen hun vijand laten schrikken met hun vleugels.
Sadisttir başkalarının acısından zevk alır.Homer lijkt plezier te beleven aan het ongeluk van anderen.
Operet bestelediğim yıllar hayatımın en zevkli, en neşeli yıllarıdır.De sinterklaastijd is de meest aangename tijd van het jaar.
Zor, ama bir o kadar da zevkliydi.Uiteraard was er grote vreugde, maar ook een probleem.
Nohuad, kırsal köy hayatından zevk alıyordu.Johans weduwe genoot echter het vruchtgebruik van het Nijenhuis.
Karşılaşma beklenenin üzerine oldukça iyi bir tempoda ve zevkli geçiyordu.Desondanks was men optimistisch en rekende op een snelle overwinning.
Bu üretim zevk ya da ticari amaçlı olabilir.De plant kan glad of enigszins behaard zijn.
Verdiği demeçte fetiş yapıtlardan zevk aldığını belirtmiştir.Zijn publicaties suggereren dat hij genoten heeft van zijn carrière als kerkvoogd.
Onlara Saldıranları Hep Sokarlar Ve Bundan Zevk Alırlar.Dit vinden de mannen grappig, en ze laten hem begaan.
Sapıkça yollardan zevk alıyor.Het is vooral bekend van de hit I like the way.
Dünyevi zevklerden kesinlikle feragat edilmelidir.Zijn landgoederen werden verbeurdverklaard.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod