Ana içeriğe geç
Sözlük

zevk ile cümle

zevk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Ve orada emri zevk güzelliği kalem bulmak, her evli Çizgisellik inceleyin.And find delight writ there with beauty's pen; Examine every married lineament,
Ben köle gibi ve sizin zevk Emek Ama geceleri yakında yükünü taşımalıdır.I am the drudge, and toil in your delight; But you shall bear the burden soon at night.
Ben hiçbir erkeğin zevk, I. hiç oralı olmadı.I will not budge for no man's pleasure, I.
Aslında bütün bahçeyi... ..kendi zevkime göre, kendi ellerimle... ..yeniden düzenlemek istedim.On the whole, I wanted to redo the garden in my own taste... with my own hands.
Prisoner of Power ve Operation Bagration, bu oyunları büyük bir zevkle arada bir oynuyorum.Prisoner of Power and Operation Bagration, from time to time I play these games with great pleasure.
Zevk için buraya geldim, sizin gibi bir müşteriyimI come here as a hooker, just like all of you I'm a consumer
" Dünyevi Zevklerin Bahçesi.""The Garden of Earthly Delights."
Aşkım, bana öyle geliyor ki, sen benim ağladığımı görmekten zevk alıyorsun.Aw gee, honey, it seems to me, you love to see me cryin'
Bu projelere bakmaktan gerçekten çok zevk aldım.So I really enjoyed looking at these projects and interacting with these projects.
Yani kullanmaktan zevk aldığımız bir şey üretmiyorduk.So, we weren't building something that we loved to use.
Görevimiz üzerinde çalışmaktan zevk alacağımız... ...bir iş fikri bulmaktı.We were given an assignment to come up with an idea of something you'd like to work on.
Yalnızca zevk ile idare edilseydik hayatta kalamazdık.If we were only governed by pleasure we would not survive.
Biz aynı zamanda zevk arayıcıları olarak doğarız.We're also born pleasure-seekers.
Bebekler gerçekten de pek çok doğuştan zevkle dünyaya gelir.Babies really are born with a lot of innate pleasures.
Bu aslında beynin zevk sistemi olarak görülen bir sistemdi.This was originally seen as a system that was the pleasure system of the brain.
Zevklerimiz gerçekten eskiden kalma.Our pleasures are really ancient.
Ve biz, tabi ki, çok çok fazla zevk öğreniyoruz ama bunların çoğu temel şeyler.And we learn, of course, many, many pleasures, but many of them are base.
Neredeyse Duccio o tür yılankavi bir hattan zevk almakta.Almost as if Duccio is taking pleasure in that kind of sinuous line.
Biz, aslına bakarsanız kolay ve aynı zamanda zevk verecek bir oyun yarattık.We have created a fun animation game that is easy to enjoy.
Oyunumuzda aksiyonun her türlüsünden zevk alabilirsiniz.You can enjoy all aspects of action with our game.
Evin erkeği de karısından ya da kadınından-- hanımından zevk almıyor.Man not enjoying his wife or his woman--his lady.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.A tunnel has become a death trap.
Biz Twitter'da bu yeni özelliklerden zevk almanı diliyoruz, "Mutlu tweetlemeler!"We here at Twitter hope you enjoy these new features and as always, "Happy tweeting!"
Seung Jo'nun kızlar konusunda zevki oldukça iyiBaek Seung Jo has good taste in girls.
Zevkin varmış.You have some taste.
Deniz ürünlerinin küçük porsiyonlarından da zevk alabilmeliyiz.We need to savor smaller portions of seafood.
Birçok bilgi-işlem cihazımızın aksine, bu nesneleri kullanmak çok daha zevkli.Unlike most of our computing devices, these objects are much more fun to use.
Eski Ahit'in sayfalarını karıştırmaktan zevk alıyorum."I really like turning the pages of the Old Testament."
Evet, beni davet ettiğiniz için iyi bir zevkiniz var.So, you know, you guys have the good taste of inviting me.
Şimdi, sadece zevkine, biliryorsunuz, henüz gerçek ikinci derecedenlerle bunu yapmadım, .Now, just for fun and, you know, I really didn't do this yet with the regular quadratics,
Daha zevkli olan diğer fırsatın maliyeti. ne olabilir?Now what is the hedonic opportunity cost on spending six billion pounds on those railway tracks?
10 sayfa sonra neler olacağını bilememekten zevk alıyorum.I like not knowing what will happen 10 pages later.
Sizinle birlikte olmak büyük bir zevk, büyük bir şeref.It's a great pleasure to be with you. It's a great honor.
Küçükken eminim ki ilkel sanatın zevkini tatmışsınızdır.When you were little, I bet you spent time enjoying the pleasure of primitive art.
Arabanızı aldığınıda, sürmesi daha zevkli gelir.When you drive away, your car feels as if it drives better.
Yasaklanmis zevk gibi.Like a forbidden pleasure.
İş benim zevkime uymuyor...A business that doesn't fit my liking...
Benim için zevktir.My pleasure.
Ben de. Ben zevk aldığınızı mutluyum.I'm happy that you enjoyed.
Sana zevk.I enjoy you.
Benim için büyük bir zevkti.It's been a great pleasure.
Belki de bize zevk verecek akşam yemeği-gece şirket, Sayın Wooster?Perhaps you will give us the pleasure of your company at dinner to-night, Mr. Wooster?
Bir kez bunu yaparken zevk gibi parçaları, kaçak para almak.Once you get your money on the run, it parts as if it enjoyed doing it.
Eğer neyi çevirmekten zevk aldığınızı bilmiyorsanız... ... " Tümü " kısmına tıklayın.This will produce a list of all phrases in need of translation, regardless of their section.
Beyler bu benim için bir zevk ve onurdur.Gentlemen it's been a pleasure and an honor.
Ne zahmeti canım, zevkti...It's the least we could do...
Söyle anne, Windows Radyosu, bütün aile için daha zevkli ve daha kolay kullanılır demek.Say, mom, Windows for Radio means more enjoyment and greater ease of use for the whole family.
Zevkten dört köşe olup, öleceğimI would die in ecstasy
Çok zevkli.It's very cool.
O yüzden bu süre boyunca ben de , en azından yaşamdan zevk almaya bakacağım.So for the time being, I'm planning on at least living a fun life.
Onların damak zevklerini genişlettiğinizde kelime dağarcıklarını da genişletmiş oluyorsunuz.And when you expand their palates, you expand their vocabulary.
Meselenin özü, Tanrı sizin siz olduğunuzu seyrederek zevk alır.Why? He made you.
Kendi zevkime göre dekore ettim ama sever misin bilmiyorum.I decorated it according to my taste, but I don't know if you will like it.
Artık zevk vermiyordu.No sport at all.
Yani gelecekteki acı için halihazırdaki zevk.It's current pleasure in exchange for future pain.
Hindistanın soylu topraklarında büyüyen ve yükselen gelişmeleri görmekten elbetteki zevk alıyorum.TD:
Burada olmak gerçekten bir zevk.It's a real pleasure to be here.
Seninle çalışmak zevkti. AR:It's a pleasure to work with you.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.They get no great pleasure from what they do.
Zevk almak yerine, o işe tahammül ediyorlar ve haftasonunu bekliyorlar.They endure it rather than enjoy it, and wait for the weekend.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod