Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Eliminação dos extremos de riqueza e pobreza.
İş, "insan doğası"nın gerçekleşmesi yerine sadece daha fazla zenginlik yaratmak içindir.O trabalho é usado apenas para criar mais riqueza, em vez de alcançar o cumprimento da natureza humana.
Domus Aurea adı modern zamanlarda zenginlik, bolluk ve lüksle eş anlamlı hale geldi.O nome latino Domus Aurea acabou por significar, nos tempos modernos, riqueza, opulência e luxo.
Pareto her iki kavramı da nüfustaki gelir ve zenginlik dağılımı bağlamında geliştirmiştir.Pareto desenvolveu tais conceitos no contexto da distribuição de renda e riqueza entre a população.
8 yıl sonra, zenginlik içinde Paris'te öldü.Morreu oito anos depois, na Espanha.
Bu şekilde ülkenin zenginliklerinin artması amaçlanmaktadır.O Objetivo é tornar o nível de competitividade mais acirrado .
Kilise zenginlik, askeri insan gücü ve kendisinin okuryazarlık tekelini sunuyordu.De kerk bood rijkdom, militaire mankracht en haar monopolie in geletterdheid.
Kısacası, servet, zenginlik, ihtişam bu caddede toplanıyordu.Wellust, driestheid en veroveringslust komen samen in deze vrouw.
8 yıl sonra, zenginlik içinde Paris'te öldü.Twee jaar later stierf hij in Oxford.
Sonraki yıllar besteciye ün getirdi ama zenginlik getirmedi.De club draaide de volgende jaren bovenaan de rangschikking mee, maar kon geen promotie afdwingen.
Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.De zandmannetjes leggen uit dat rijkdom niet gelukkig maakt.
Yine de genellikle zenginliklerini göstermezler.Toch lopen ze over het algemeen niet met hun rijkdom te koop.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Zniesienie skrajności ubóstwa i bogactwa.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.Słoń i baobab reprezentują dziką przyrodę.
Doğal ve tarihsel zenginlikleriyle ilgi çekmektedir.Interesował się historią naturalną i technologią.
Hepburn, Conneticut'ta zenginlik içinde büyüdü ve oyunculuğa Bryn Mawr College'da eğitim görürken başladı.Hepburn początkowo uczyła się w domu, później zaczęła uczęszczać do Bryn Mawr College.
Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.Carion säger att rikedom inte kan köpa lycka.
Yapının zengin dizaynı için, Bizans mozaikleri Venedik'in zenginlik ve gücünün bir sembolu olarak yaldızlandı.Som material till mosaiken har man använt glas från Venedig och natursten.
Carnage'in diğer süperkötülerin gösterdiği tipik zenginlik ya da dünyayı ele geçirme gibi istekleri yoktur.Карнидж не проявляє інтересу до таким бажанням суперлиходіїв, як багатство і світове панування.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.Слон і баобаб символізують природу і фортецю країни.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.Slon a baobab představují přírodu a pevnost charakteru země.
Bu durum da köy için ayrıca bir zenginlik kaynağıdır.Statul, deci, este o necesitate pentru cei bogați.
Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.Și ai nevoie și de foarte mult noroc, ca să nu-ți facă altcineva viața un iad.
Geminin bulunduğu zamanda, Titanic lüks, zenginlik ve ihtişam konusunda tüm rakiplerinin üzerindeydi.Titanic a surclasat toate rivalele în lux și opulență.
Cumhuriyet için barış ve zenginlik zamanlarıydı.Aceasta a fost o epocă de bogăție și putere pentru Egipt.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Fenntartásának módjai: a gazdagság és a szegénység szélsőségeit kerülni kell.
Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.Rájön, hogy önmagában a jólét nem teszi boldoggá az embert.
Zenginlik göstergesiydi.A gazdagodás útján.
Bununla birlikte temel bir zenginlik ölçüsüdür.Tágabb értelemben vagyonösszességet jelent.
Kraliyet tarafından zenginlik ve ihtişama boğulur.Arcáról erő és fenség sugárzik.
Zenginlik ve kutsallık içerir.Erény és/vagy gazdagság.
Mozambik halkı, İşçiler ve köylüler, çalışarak Her zaman zenginlik üretecek.Mosambikin kansa, työläiset ja talonpojat, yhdessä työtä tehden tuovat alati hyvinvointia.
Zenginlik, yücelik ve kutluluk bildirir.Kunnianosoituksista, rikkauksista ja ylellisyydestä kehotetaan irtaantua.
Zenginlik tanrısı ve çiftçilerin koruyucusudur.Hän oli maanviljelyn ja peltojen jumala.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Οι ακρότητες του πλούτου και της φτώχειας έχουν καταργηθεί.
Zenginlik tanrısı ve çiftçilerin koruyucusudur.Είναι απλός θεός, ο προστάτης των αγροτών.
Chris zenginlikten vazgeçememektedir.Άγγελος Ακοτάντος ο Κρης.
Kilise zenginlik, askeri insan gücü ve kendisinin okuryazarlık tekelini sunuyordu.Kirken tilbød rigdom, soldater og sit monopol på læse- og skrivekundskab.
Zenginlik ve kutsallık içerir.Det handler om velstand og velfærd.
Zenginlik göstergesiydi.Rikt illustrert.
Başlangıçta gözlenenler gelir ve zenginlik ile bağlantılıydı.Idéene var i begynnelsen innflytelsesrike.
Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler.Padahal, ia bukanlah seorang yang kaya waktu itu.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.Gajah dah pohon baobab mewakili alam sebagai tulang punggung negara.
Birinci Seti ve İkinci Ramses zamanında, artan zenginlikle birlikte kapsamlı inşalar gerçekleşti.Pada masa Seti I dan Ramses II, dilangsungkan pembangunan skala besar seiring dengan meningkatnya kemakmuran.
Zenginlikleri biriktirenlere cehennem ateşini vadeden Kur'an ayetleri okumuştur.彦火火出見尊(ひこほほでみのみこと) 主祭神は彦火火出見尊(山幸彦)である。
Odanın iç kısmında başka zenginlik göstergeleri de var.他に同社の名鉄高富線などがある。
Doğal zenginlikleri nedeniyle turistlerce ilgi gören bir mahalledir.豊かな自然を求めて観光客が訪れる。
Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler.そのために北孫庇とはならなかった。
Zenginlik tanrısı ve çiftçilerin koruyucusudur.鍛冶と農業の神の末裔。
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.お金持ちと貧者の格差が激しい。
Zenginlik mal mülk sahibi olmakla ilgili bir şey değildi.冬子の欲しかったのは財産ではないのだ。
Zenginlik göstergesiydi.是你的富贵之兆。
Ayrıca, iki farklı yöntemle yapılan kimyasal zenginlik ölçümlerinde çok büyük çelişkiler ortaya çıkmıştır.此外,通過兩種方法測量的化學物質豐度的結果出現重大差異,其原因目前仍不能肯定。
Zenginlik tanrısı ve çiftçilerin koruyucusudur.掌管土地和農業的神祇。
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.코끼리와 바오밥나무는 나라의 자연과 산맥을 의미한다.
Zenginlik mal mülk sahibi olmakla ilgili bir şey değildi.주우는 사람됨이 검소하여 재산이 없었다.
Zenginlik ve kutsallık içerir.이는 탐욕과 어리석음의 일부분이다.
Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.לדעת שהרכוש והעושר לא יביאו לנו בהרכח את האושר.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.הפיל ועץ הבאובב מסמלים את הטבע ואומץ הלב של המדינה.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.U gornjem redu su slon i baobab koji simboliziraju prirodu države.