İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.الأول هو أن الكرامة أكثر أهميةً للنفس البشرية من الثروة.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.エレーナが言ったように 収入を得たとき 人は選択肢を得ます
"Irak'ı işgal etmek" ve "Irak'ı özgürleştirmek" "zenginlik dağıtmak", "kazanca el koymak"Só para dar alguns exemplos: "interromper uma gravidez" contra "matar um feto",
Kafayı verip düşündüğünüzde, bugün keyfini sürdüğümüz modern yaşama standardındaki tüm zenginlik생각해 보시면, 지금의 생활 수준을 위해 우리가 향유하고 있는 모든 부는
Kafayı verip düşündüğünüzde, bugün keyfini sürdüğümüz modern yaşama standardındaki tüm zenginlikכאשר אתם באמת חושבים על זה, כל העושר שממנו אנחנו נהנים היום עבור רמת חיים מודרנית
Kafayı verip düşündüğünüzde, bugün keyfini sürdüğümüz modern yaşama standardındaki tüm zenginlikعندما نفكر بجد بهذا الأمر، كل تلك الثروات التي نتمتع بها اليوم بمستوى عال من الرفاهية
Kafayı verip düşündüğünüzde, bugün keyfini sürdüğümüz modern yaşama standardındaki tüm zenginlik金石、土壌、太陽光線、植物、そして水の上に成り立っています。
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Dì a te stesso che non sei abbastanza poeta per evocare le sue ricchezze."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Dis-toi que tu n'est pas assez poète pour en convoquer les richesse. "
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Dite a tí mismo que debes ser más poeta para descubrir sus riquezas".
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Katakan pada diri Anda bahwa Anda bukan penyair yang cukup berpuisi untuk memanggil kekayaannya. "
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."여러분이 충분한 시인이 아니어서 그 부를 야기시킬만 하지 않다고 스스로에게 말하세요
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Nói với mình rằng mình không đủ thi vị để gọi giàu sang đến." Trích dẫn từ Rilke.
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Powiedz sobie, iż za mało w tobie poety, by obudzić wszystkie jego bogactwa".
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Sagen Sie sich, dass Sie nicht genug Dichter sind, um die Reichtümer des Alltags zu wecken."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Spune-ţi că nu eşti destul de poet pentru a-i evoca bogăţiile."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Zeg tegen jezelf dat je niet genoeg dichter bent om de rijkdom van het leven op te roepen."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Кажи си, че не си достатъчно поет, за да изтъкнеш богатствата му."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."Скажіть собі, що ви недостатньо поетичні, щоб розкрити його багатства."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."אמור לעצמך שאינך מספיק משורר כדי למנות את אוצרותיו."
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."قل لنفسك أنك لست شاعراً بما يكفي لتجتذب ثرواتها".
Kendinize onun zenginliklerini çağıramayacak kadar şair olmadığınızı söyleyin."日常の富に恵まれないのだと言い聞かせることです。」 「どうありたいのか、まず自分自身に語り
Martha bu zenginlikleri bulunuyor "dedi.Dat is rijkdom ", zegt Martha.
Martha bu zenginlikleri bulunuyor "dedi.To je bohatství, "říká Martha.
Martha bu zenginlikleri bulunuyor "dedi.To je bohatstvo, "hovorí Martha.
Martha bu zenginlikleri bulunuyor "dedi.Αυτός είναι ο πλούτος ", δήλωσε η Μάρθα.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.A za väčšie bohatstvo ako poklady Egypta považoval pohanenie Kristovo, lebo hľadel preč od toho na odplatu.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.Égyiptom kincseinél nagyobb gazdagságnak tartván Krisztus gyalázatát, mert a megjutalmazásra tekintett.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.idet han agtede Kristi Forsmædelse for større Rigdom end Ægyptens Skatte; thi han så hen til Belønningen.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.in je imel sramoto Kristusovo za večje bogastvo nad zaklade egiptovske: kajti gledal je na povračilo.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.그리스도를 위하여 받는 능욕을 애굽의 모든 보화보다 더 큰 재물로 여겼으니 이는 상 주심을 바라봄이라
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.người coi sự sỉ nhục về Ðấng Christ là quí hơn của châu báu xứ Ê-díp-tô, vì người ngửa trông sự ban thưởng.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.og aktet Kristi vanære for en større rikdom enn Egyptens skatter; for han så frem til lønnen.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.und achtete die Schmach Christi für größern Reichtum denn die Schätze Ägyptens; denn er sah an die Belohnung.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.Větší sobě pokládaje zboží nad Egyptské poklady pohanění Kristovo; nebo prohlédal k hojné odplatě.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.Za większe pokładając bogactwo nad skarby Egipskie urąganie Chrystusowe; bo się oglądał na odpłatę.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.більшим багацтвом над Єгипецькі скарби вважаючи наругу Христову; озиравсь бо на нагороду
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.בחשבו את חרפת המשיח לעשר גדול מאצרות מצרים כי הביט אל הגמול׃
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.حاسبا عار المسيح غنى اعظم من خزائن مصر لانه كان ينظر الى المجازاة.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.他 看 為 基 督 受 的 凌 辱 、 比 埃 及 的 財 物 更 寶 貴 . 因 他 想 望 所 要 得 的 賞 賜
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.他 看為 基督 受 的 凌辱 、 比 埃及 的 財物 更 寶貴 . 因 他 想望 所要 得的 賞賜
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Cand a fost ,cand ziceai ca oamenii aia nu stiu decat sa se laude cu banii lor?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Co się stało? Jeszcze nie dawno mówiłaś, że oni umieją się tylko chwalić swoim bogactwem!
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Kdaj si rekla da ti ljudje ne znajo drugega kot pa se važiti glede svojega bogastva?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Kedy to bolo, keď tu niekto vravel, že tí ľudia sa vedia chváliť len svojím bohatstvom?!
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Khi nào, khi nào mẹ nói rằng họ là những người chỉ biết khoe khoang khoác lác về gia sản của họ hả?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?-엄마야말로 부자들 학교에다가 돈지랄한다고 입에 거품물 땐 언제고!
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Koska se oli kun sanoit, että ne ihmiset tietävät vain, miten leuhkia omaisuudellaan?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?När var det, när du sa att de där människorna bara visste hur man skryter om sin rikedom?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Není to tak dávno, co jsi říkala, že tihle lidi se umí jen chlubit svým bohatstvím.
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Quand était-ce, la fois où tu as dit que ces gens ne savaient que se vanter de leur richesse ?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Wann war es als Du gesagt hast, daß diese Leute nur mit ihrem Reichtum angeben?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Πότε ήταν που είπες οτι αυτοί οι άνθρωποι ξέρουν μόνο να επιδεικνύουν τα λεφτά τους.
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Кога беше, когато каза, че тези хора само знаят да се хвалят с парите си?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Разве не ты сама говорила, что богачи выпендриваются и поэтому построили школу только для себя?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?يا امى الا تقولين لى دائما انهم لا يعرفون سوى الأفتخار بأموالهم!!؟
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?そ、そ、それは、嫉妬心よ。
O günlerde zenginlik hayatta kalmak için yeterli olan yiyecekti.A l'époque, la richesse consistait à avoir assez de nourriture pour rester en vie.
O günlerde zenginlik hayatta kalmak için yeterli olan yiyecekti.Ale v určitém bodě se spojili, aby lovili ve velkém.
O günlerde zenginlik hayatta kalmak için yeterli olan yiyecekti.A vagyont azokban az időkben az életben maradáshoz elegendő táplálék jelentette.