Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazΓια να είναι ένας ενάρετος και καλά govern'd νεολαία: Δεν θα για τον πλούτο του συνόλου της πόλης
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazЗа да бъде добродетелен и добре govern'd младежта: Не бих за богатството на всички град
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazЧтобы быть добродетельным и хорошо govern'd молодежи: Я бы не за богатство всех городу
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazכדי להיות נער מוסרי היטב govern'd: אני לא לעושר של העיר כל
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazأن تكون فاضلة والشباب govern'd جيدا : لم أكن لثروة من بلدة جميع
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazここに私の家で彼に非難を行います。従って患者になる、、彼の何に注意を取りません -
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.A zomrel v dobrej starobe, sýty dní, bohatstva a slávy, a kraľoval Šalamún, jeho syn, miesto neho.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.E morreu numa boa velhice, cheio de dias, riquezas e honra; e Salomão, seu filho, reinou em seu lugar.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Han døde i en god Alder, mæt af Dage, Rigdom og Ære; og hans Søn Salomo blev Konge i hans Sted.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Hij stierf op hoge leeftijd, rijk en beroemd. Zijn zoon Salomo volgde hem op.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Ia kaya dan terhormat dan meninggal pada usia lanjut. Salomo putranya menjadi raja menggantikan dia
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.I umarł w starości dobrej, pełen dni, bogactw i sławy: a królował Salomon, syn jego, miasto niego.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.I umřel v starosti dobré, pln jsa dnů, bohatství a slávy, a kraloval Šalomoun syn jeho místo něho.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.저가 나이 많아 늙도록 부하고 존귀하다가 죽으매 그 아들 솔로몬이 대신하여 왕이 되니라
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Morì molto vecchio, sazio di anni, di ricchezza e di gloria. Al suo posto divenne re il figlio Salomone
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Murió en buena vejez y lleno de años, de riquezas y de gloria. Y su hijo Salomón reinó en su lugar
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Og han døde i høi alder, mett av dager, rikdom og ære, og hans sønn Salomo blev konge i hans sted.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.И умер в доброй старости, насыщенный жизнью, богатством и славою; и воцарился Соломон, сын его, вместо него.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.И умря в честите старост, сит от дни, богатство и слава; и вместо него се възцари син му Соломон.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.וימת בשיבה טובה שבע ימים עשר וכבוד וימלך שלמה בנו תחתיו׃
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.ومات بشيبة صالحة وقد شبع اياما وغنى وكرامة. وملك سليمان ابنه مكانه.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.他 年 紀 老 邁 、 日 子 滿 足 、 享 受 豐 富 、 尊 榮 、 就 死 了 . 他 兒 子 所 羅 門 接 續 他 作 王
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.他 年 紀 老邁 、 日子 滿足 、 享受 豐富 、 尊榮 、 就 死 了 . 他 兒子 所羅門 接續 他 作王
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirAz egészség érték, ahogy Hans Rosling mondaná.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirGesundheit ist Wohlstand, um es mit Hans Rosling zu sagen.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirGezondheid is rijkdom, aldus Hans Rosling.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirHans Rosling powiedział, że zdrowie to bogactwo.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktir한즈 로슬링의 말을 빌자면, 건강은 곧 부 입니다.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirLa salud es riqueza, en las palabras de Hans Rosling.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirLa salute è ricchezza, per citare Hans Rosling.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirNhư Hans Rosling nói: "Sức khỏe là sự giàu có".
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirSanatatea este bogatie, citandu-l pe Hans Rosling.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirЗдравето е богатство, по думите на Ханс Розлинг.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirКак сказал Ханс Рослинг: "Здоровье — это богатство".
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirבריאות היא עושר, במילותיו של האנס רוסלינג.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktirالصحة ثروة، بكلمات هانس روزلينغ.
Hans Rosling'in soyledigi gibi saglik zenginliktir健康であれば 早く豊かになります
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Alueilla on myös runsaasti matkailuinfrastruktuuriin liittyvää potentiaalia.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Frumuseţea naturală a Croaţiei este o sursă potenţială de bogăţie din punct de vedere economic.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Kroatiens naturlige skønhed er en mulig resource for økonomisk velstand.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Kroatiens Naturschönheiten bergen das Potenzial für seinen Wirtschaftsreichtum.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Ook bestaat er in deze regio’s een groot potentieel voor toeristische infrastructuur.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Přírodní krásy Chorvatska jsou potenciálním zdrojem ekonomické prosperity.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.οικονοία ε την ευρωpiαϊκή, ενώ η τρίτη αφορά θέατα piου άpiτονται τη διαχείριση έργων.
Hırvatistan’ın doğal güzellikleri ekonomik zenginlik için potansiyel bir kaynaktır.Наследството от 90-те години на миналия век инвестиционен климат.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Az első, hogy az emberi léleknek a méltóság fontosabb, mint a vagyon.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Den første er, at værdighed er vigtigere for den menneskelige ånd end velstand.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Die erste ist, dass Würde wichtiger ist für den menschlichen Geist, als Wohlstand.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Het eerste is dat waardigheid belangrijker is voor de menselijke geest dan rijkdom.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.첫번째는 자존감은 인간의 영혼에 있어 재산보다 더 중요하다는 것입니다.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.La première, c'est que la dignité est plus importante pour l'esprit humain que la richesse.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.La prima lezione è che la dignità è per l'animo umano più importante della ricchezza.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.La primera es que la dignidad es más importante para el espíritu humano que la fortuna.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Po pierwsze, że godność jest ważniejsza niż dobrobyt.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Po prvé, dôstojnosť je pre ľudskú dušu dôležitejšie ako bohatstvo.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Primeira: a dignidade é mais importante para o espírito humano do que a riqueza.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Primul este că demnitatea este mai importantă pentru spiritul uman decât bogăţia.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Первая — это то, что [чувство собственного достоинства намного важнее для духа человека, чем богатство].
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.Първо, достойнството е по-важно от богатството за човешкия дух.
İlki, saygınlığın insan ruhu için zenginlikten daha önemli olduğuydu.הראשון הוא שכבוד יותר חשוב לרוח האנושית מעושר.