Norveç, Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biridir.Румыния остаётся одной из беднейших стран Европы.
Zengin olduktan da beri eski mahallesine gitmek çok sever.До глубокой старости любил совершать пешие прогулки за город.
Ardından Kutsal Kase'yi arayan zengin koleksiyoncu Walter Donovan, Jones'tan yardım ister.После этого к нему обращается бизнесмен Уолтер Донован с просьбой разыскать Святой Грааль.
Kısa sürede başarılı bir sanatçı haline geldi, zengin bir hayal gücünün ürünü olan eserler verdi.Был плодотворным автором, оставил богатое наследие.
Zengin bir köydür.Богатырево — деревня.
Aziz Bademus (ayrıca Bademe olarak da çağrılır) İran'ın Bethlapete yöresinde zengin, kutsal bir vatandaştı.(Хебидя Я священный остров ненецкого народа) Культурное и природное наследие.
Zenginlik göstergesiydi.Отношение к богатству.
Zengin bir iş adamıyla evlendi.وتزوجت برجل أعمال ثري.
Filmin konusu ise çok zengin olan iki kız kardeşin hayatı idi.أما موضوع الفيلم فكان عن حياة أختين ثريتين جداً.
İş, "insan doğası"nın gerçekleşmesi yerine sadece daha fazla zenginlik yaratmak içindir.العمل يستخدم لخلق المزيد من الثروة فحسب بدلا من تحقيق الطبيعة البشرية.
Fred, o bölgenin zengin bir senatörünün oğludur ve bir gece önce dans salonunda Lizzie'yi kiralamıştır.Fred ، هو ابن أحد أغنى أعضاء مجلس الشيوخ في المنطقة ، واستأجر ليزى في ليلة من قبل في ديسكو .
Soyut bir yapı bir kavram ya da fikirden daha zengin bir yapıya sahiptir.تمتلك البنية المجردة بنية أكثر ثراءً من مفهوم أو فكرة.
Positano, ortaçağda Amalfi Cumhuriyeti'nin bir limanıydı ve 16 ve 17. yüzyıllarda zenginleşti.كانت بوسيتانو ميناء أمالفي في العصور الوسطى، و ازدهرت خلال القرنين السادس عشر والسابع عشر.
Senatöre göre Mary zengin ama çaresiz bir kadındır çünkü oğlunun kaderi Lizzie'nin ellerindedir.وفقاً لطوماس مارى هى امرأة غنية ولكن بلاحيلة حيث أن قدر ولدها في أيد ليزى .
Günümüzde Türk öykücülüğü geniş bir konu ve üslup zenginliğiyle sürmektedir.ومازالت القصة التركية تحتوى على اسلوب ثري ومواضيع شاسعة في يومنا هذا.
Yaşamının sonlarına doğru büyük ölçekli siparişleri tamamlaması sayesinde oldukça zengin olmuştur.صار مور غنياً جداً بفضل إتمامه لطلبيات واسعة النطاق إلى آخر حياته .
Fakat Fred bir senatörün oğlu olduğunu açıklayınca zenginlikten ve ihtişamdan çok etkilenen Lizzie yumuşar.ولكن عندما وضح Fred أنه ابن أحد أعضاء مجلس الشيوخ وعندما أفصح عن ثروته ومكانته لانت ليزى .
Bu kitaplarda zenginlere kızan yazar, fakirleri övecekti.كما كان ناقماً على الأغنياء مادحاً للفقراء في تلك الكتب.
Ölümüne kadar on bir yıl boyunca Sy, Filipinler'de en zengin kişi olarak "Forbes" dergisinde yer almıştır.لمدة 11 سنة مستمرة حتى وفاته ، تم تعيين سي من قبل فوربس كأغنى شخص في الفلبين.
Mimari zengin buluşlar ve yaratıcılık içindedir.التراث الطبيعي هو الذي خلقه الله تعالى مثل الكهوف والمغر.
Annesi, Rıvka Gina Daum, Sopron Macaristan'dan gelen zengin bir ticari ailenin evladıymış.أمه ريفكا جينا داوم تنحدر من عائلة تجار أثرياء من سوبرون، المجر.
Gerçekte kapitalist sınıf zenginleşirken aynı anda hayvanlaşma seviyesine geri dönülmüştür.يتم إرجاعها إلى مرتبة الحيوان في حين تكسب الطبقة الرأسمالية الثروة.
En zengin adam olmak için her şeyi yapar.فقد جمع ثروة كبيرة، جعلته أغنى رجل بالعالم.
Yükseköğretim Saraybosna'da uzun ve zengin bir geleneğe sahiptir.التعليم العالي له تقليد طويل وغني في البوسنة والهرسك .
"Beyaz Nouma Erkan Zengin".من يأتي فقيراً إلى أسوارها يذهب غنياً».
"Forbes Dergisine" göre Dünya'nın en zengin Amerikalılarından birisiydi.وفقا لمجلة فوربس، تعتبر واحدة من أغنى الناس في العالم.
Döndüğünde Türkan'ın zengin bir adam ile evlendiğini öğrenir; halbuki yalandır.وكذلك لو كذب على إنسان كذبًا يعلم أنه يقتل بسببه، أما إذا كذب عليه كذبًا يؤخذ منه بسببه ثمرة فليس من الكبائر.
Doğu genellike batıdan daha zengindir.الشمال أغنى من الجنوب.
Tarihçi Marc Boyer'in dediği gibi "otomobil yalnızca zenginlerin mülklerini gezmeye yaramaktadır".وكما قال المؤرخ مارك بوير "إن امتلاك السيارات مقتصر فقط على الأغنياء لتساعدهم في التنزه والتجوال".
Oldukça zengin kültürel bir mirasa sahiptirler.وبالتالي فهي تمتلك تراثاً ثقافياً غنياً.
Burada da patlayacak zengin malzemenin üretimi çalışmaları başladı.حتى أنهم بدأوا في تنفيذ أنشطة مدرة للدخل.
Genellikle havada yanabilen maddeler filojiston açısından zengin görülmektedir.قال بشكل عام، فإن المواد التي تحرق في الهواء لابد أن تكون غنية بمادة فلوجيستون.
En zengin olanlar siyasete hükmeden ve orduya kumandanlık eden Senato mensubu sınıftı.وكانت الأغنى هي طبقة أعضاء مجلس الشيوخ، الذين كانوا يهيمنون على الحياة السياسية وقيادة الجيش.
Ankara orman varlığı bakımından pek zengin değildir.تعد أنقرة فقيرة من ناحية وجود الغابات.
İsrailoğulları'ndan olduğu ve çok zengin olduğu söylenir.وقيل رجل من بني إسرائيل من علمائهم.
Aşağıdaki kırmızı alanda altın bir boynuz resmedilir ki bu da ülkedeki zengin mineralleri temsil eder.وفي جزئه السفلي يوجد قرن خصب من الذهب تتدفق منه قطع نقدية على أرضية حمراء ويمثل هذا الموارد المعدنية للبلاد.
Su kaynakları bakımından zengindir.وهو غني بالمياه.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.مثل : الثرى و تعني الرماد و الثري و هو الغني .
2006 - İran Devlet Başkanı Mahmut Ahmedinejad, uranyum zenginleştirdiklerini açıkladı.في 11 أبريل 2006، أعلن الرئيس الإيراني محمود أحمدي نجاد أن إيران نجحت في تخصيب اليورانيوم.
Ülke; nikel, kromit ve çinko açısından da zengindir.كما أنها غنية بالنيكل، والكروم، والزنك.
İlçe höyükler açısından çok zengindir.يعرف نفسه في الفصل الأول بأنه الغني.
Sait Faik yazdığı ilk hikâyelerde zenginlere kızmakta, emekçileri yüceltmektedir.وفي أول قصة لسعيد فائق نجده يغضب من الأغنياء ويمدح العمال.
Şehir bu dönemde oldukça zengin bir hale geldi.وكانت المدينة في ذلك الوقت في غاية الازدهار.
Salih Tatlıcı Forbes Dergisi tarafından 2006 yılında Türkiye'nin en zengin 27. kişi olarak gösterilmişti.في عام 2006، صنفته مجلة فوربس في المرتبة العاشرة كأغنى شخص في أرمينيا.
Celtx ana hatları için de bir zengin metin editörü içermektedir.ريسج هو صاحب مدونة مقروءة على نطاق واسع.
Ailesi şu an dünyanın en zengin 19. ailesidir.وهي حاليا تاسع أغنى مقاطعة في البلاد.
Bundan dolayı çok zengin bir mutfağı vardır.فهو مطبخ غني متنوع.
Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin açısından baldan daha zengin olduğunu ortaya koymaktadır.وللدفع بهذا فرض بريمو دي ريفيرا ضرائب أعلى على الأغنياء.
Eserleri sayesinde zengin oldu.فأصبح مستهدفًا بسبب ثروته.
2006 Forbes Zengin Listesi'nde 15 Çinli milyarder olduğu belirtildi.في قائمة فوربس لأثرياء العالم لعام 2006 كان هناك 15 صيني.
18 tane lehçeye sahip zengin bir dildir.كان أبوه مهندس تعدين يجيد التحدث بثماني لغات.
Ülke genelinde zengin de bir yaban hayat bulunmaktadır.وكان في المدينة رجل غنى وثنى.
Bilhassa sazan balığı bakımından çok zengindir.وقد اشتهر بالماضي بالثروة السمكية.
1858 yılında Jasło'ya taşınan Łukasiewicz, 1863'de artık oldukça zengin ve etkin biri olmuştu.وفي عام 1863، صار لوكاسيفيتش من أثرى الأثرياء، وكان في تلك الآونة قد انتقل إلى غاسلو في عام 1858.
Yunanistan'ın sahip olduğu on sekiz UNESCO Dünya Mirası, ülkenin zengin tarihsel geçmişini yansıtmaktadır.وينعكس الإرث التاريخي الغني لليونان بانتساب 18 موقعا لقائمة اليونسكو للتراث العالمي.
Derenin kendine özgü zengin hayvan (fauna) ve bitki (flora) alemi vardır.من النبات والحيوان، ما اجتمعت فيه الذكورة والأنوثة، فإن فيه خنوثة، والخنثى اسم لنبتة البروق.
Yabanıl hayvan varlığı zengindir.تملك البلاد ثروة حيوانية ضخمة.
Özlem Zengin kabineye girdi mi?"."لماذا كلف ماجد القصبي بوزارة البلديات ؟".
Bu reformlar zengin toprak sahiplerini tehdit ettiği için öldürülmüştür.وقد مثلت هذه الإصلاحات تهديدًا لممتلكات مُلاك الأراضي الأغنياء في إيطاليا.
Az zenginleştirilmiş uranyum, içeriğindeki 235U konsantrasyonu %0.9 ila %2 arasında olan uranyum yakıtıdır.اليورانيوم المخصب قليلا (SEU) لديه 235U تركيز 0.9٪ إلى 2٪.