Ana içeriğe geç
Sözlük

zengin ile cümle

zengin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ailesi şu an dünyanın en zengin 19. ailesidir.Infatti, la famiglia rimane la diciassettesima famiglia più ricca nella storia.
Kızıldağ Milli Parkı, flora bakımından da oldukça zengindir.La fauna del parco è ricca quanto la sua flora.
Hepburn, Conneticut'ta zenginlik içinde büyüdü ve oyunculuğa Bryn Mawr College'da eğitim görürken başladı.Cresciuta in Connecticut, Katharine Hepburn ha incominciato a recitare mentre studiava al Bryn Mawr College.
Zengin bir hayatı var..Ha una ricca fauna.
Tabii bu zengin alternatif seçenekleri yeni mezunların karar verme sürecini geciktirmektedir.Questa disciplina secondaria ha introdotto dei nuovi criteri di attribuzione dei contributi.
Daha çok ünlü kişilerin resimlerini çizen ressam Vicari Britanya'nın yaşayan en zengin ressamlarındandı.Fra le commissioni pittoriche più curiose ci fu quella dell'inglese mr.
Varlıklı ve zengin bir patronun, epeyce cimri oluşu ailesinde problem yaratmaktadır.Per un lurido frate goloso di ricchezze c'è una brutta giornata che l'aspetta.
Balık ve özellikle de kuşlarca zengindir.La fauna è particolarmente ricca di pesci e uccelli.
Onun zenginliği sayesinde, Kutná Hora Bohemya Krallığı'nın ikinci en önemli şehri haline geldi.Sotto Roboamo, essa divenne la seconda più importante città del regno di Giuda.
Kızını çok sever ve ona zengin bir koca bulmaya çalışır.Sembra ben determinata a proseguir nella ricerca d'un ricco fidanzato.
Şehirler zenginleşmiş ve dünya yeni bir refah dönemine girmiştir.La repubblica ha unito i popoli e li ha introdotti a un'era di prosperità.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.Predicava anche la povertà.
Sonra zengin ve başarılı olursam pisliğe dönüşmemeyi hatırlayacağımı düşündüm.Avendo guadagnato ricchezza e potere, la ragazza si rende conto che non vale la pena denigrarsi per denaro.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Ancor peggio, le politiche economiche di Sādāt accentuarono il divario tra ricchi e poveri in Egitto.
Trixie Tang: Zengin bir kız çocuğudur.Trixie Tang: compagna di classe di Timmy, è una bambina vanitosa, ricca e viziata.
Bu dönemde 'Kiki' takma adıyla çağrılan Sagan, zengin bir ailenin en küçük kızıydı.Nella sua "vita precedente" era infatti il primo bambino mangiato dalla Regina.
Sistemdeki herhangi yerbenzeri gezegenler, bu malzeme ile zenginleştirilmiş olabilir.Planetesimi formati al di là di questo raggio furono in grado di accumulare ghiaccio.
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.Il ricco divenne sempre più ricco ed i poveri sempre più derelitti.
Park ayrıca kuşlardaki zenginliği ile ünlüdür.Il parco è inoltre famoso per la sua ricchissima avifauna.
Köy su yönünden zengin olduğu için insanlar çok eskiden beri yerleşim yeri olarak kullanmışlardır.La ricchezza di acqua nella valle ha favorito fin da allora l'insediamento umano.
Zengin nüfus ağırlıklı oturmaktadır.Molto ricca la sentieristica locale.
Bu özellikleri itibarıyla tüm dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilmektedirler.È in questo periodo che si guarda a lei come all'erede naturale della Toti.
Babası bir diplomattır ve çok zengindir.Il padre è stato ingegnere alla NASA ed è molto ricco.
Maxablanty Ailesi: Çok zengindirler.Gli abitanti di Uttarakuru si dice che siano straordinariamente ricchi.
Suriyeliler genellikle zengin bir kahvaltı tercih ederler.I suoi uomini preferirono la Siria, più ricca di cibo.
Yine de tanrıça Neftis ve Hathor'un kireçtaşından yapılma heykelleri, çağın zenginliğinden izler taşımaktadır.I versi della Divina Commedia e dell’Orlando Furioso fanno parte dei ricordi della sua infanzia.
Ayrıca dünyanın en zengin petrol yataklarının bir kısmı da buradadır.Nella città è situata la miniera di diamanti più ricca del mondo.
Porto şarabı ya da Sherry, bu tür zenginleştirilmiş şaraplardandır.Fanno parte di questa tipologia lo Sherry o alcuni Porto bianchi secchi.
Tad ve Chad: Zengindirler.Shaka e Kanzeon: gli dei.
Halkı zenginleşti ve iyice güçlendi.La città in effetti si arricchiva e si espandeva.
İlçe tarihi eser bakımından zengin sayılmaz.Di qui comincia un tratto meno ricco di storia.
Kosta Rika adı İspanyolcada zengin sahil anlamına gelmektedir.Il nome della cittadina significa in spagnolo "fiume ricco".
Bolluk ve zenginliğin kişileştirilmiş halidir.Rappresenta il progresso e la ricchezza materiale.
Yüzyıllar öncesinde kullanılan söz dizimleri, kurallar üzerine yenileri eklenerek zenginleşir.La ricerca con il passare degli anni si è affinata, arricchendosi di nuove tecniche.
Zengindir herkes onun gibi olmaya çalışmaktadır.È molto elegante e tutte aspirano a diventare come lei.
Toprakları zengin demir madenleri barındırır.La regione è ricca di miniere di ferro.
Böylece karıkoca o dönemde İngiltere'deki en zengin kişiler arasına girdiler.Nel corso della sua vita riuscì con la sua attività a diventare uno degli uomini più ricchi d'Inghilterra.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.La sua famiglia non è ricca, ma fanno tutto il possibile per lei.
İnsan yerleşimi açısından zengin bir bölgeydi.Era la domus di un ricco abitante.
Roma'yı gelenlerin ziyaret ettiği zengin ve etkili bir kadındı.Rappresentava un imponente ingresso per chi proveniva da Roma.
Gaziantep, halk oyunları yönünden de çok zengindir.Lo Yeti è molto popolare anche nel mondo dei fumetti.
Avustralya ayrıca dünyanın keseli memeliler bakımından en zengin ülkesidir.L'Australia è anche il paese dei serpenti più velenosi al mondo.
Ailesi zengin değildi ve dindar insanlardı.La sua famiglia era numerosa e lui molto religioso.
"Forbes 400" listesinde yer alan, dünyanın en zengin insanlarından biridir.Il padre è considerato, secondo Forbes uno dei 400 uomini più ricchi degli Stati Uniti.
Bay Johnson, zengin bir adam.Мистер Джонсон — богатый человек.
O zengindir ama ağabeyi fakirdir.Он богат, но его старший брат бедный.
O zengin fakat bir dilenci gibi yaşar.Он богат, но живет как нищий.
O zengin ve bir dilenci gibi yaşıyor.Он богат, но живет как нищий.
Tom zengin bir aileden geldiğini iddia etti.Том заявил, что вырос в богатой семье.
Tom Mary'nin nasıl o kadar zengin olduğunu bilmek istedi.Том хотел узнать, как Мэри так разбогатела.
Ben sizin zengin olduğunuzu biliyorum.Я знаю, что Вы богаты.
O, zengin bir adam için çalıştı.Он работал на богатого человека.
O zengin ve ben fakirim.Он богат, а я беден.
Güçlerini zengin olmak için kullanmaya başladılar.Они стали использовать свою силу, чтобы разбогатеть.
Zengin olsam yurt dışına giderdim.Если бы я был богатым, я бы поехал за границу.
İnsanlar zengin olmak için bir şans istedi.Эти люди искали шанс разбогатеть.
Onu alacak kadar zengin değilim.Я не достаточно богат, чтобы это купить.
Zengin olmak acaba nasıl bir şey?Интересно, каково это — быть богатым?
Babam zengindir.Мой отец богат.
Gerçek zenginlik dostluktur.Дружба - это настоящее богатство.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod