Ana içeriğe geç
Sözlük

zengin ile cümle

zengin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Babası zengindir.Son père est riche.
Zengin ve Saygın kişiler bulunmaktadır.Il s'agit en tout cas de personnes riches et respectées.
Fauna zengin ve çeşitlidir.La faune est riche et variée.
Günümüzde Batı Avrupa'nın en zengin müzelerinden biri haline gelmiştir.C'est aujourd'hui un des musées les plus riches d'Europe orientale.
Babası imparatorluk sarayında zengin bir bürokrattı.Son père est un riche dignitaire du palais impérial.
Günlük olarak tüketilen gıdalar umami açısından zengindir.De nombreux aliments que nous consommons chaque jour sont riches en umami.
Bu eşyalara sahip olmak bir güç ve zenginlik göstergesi sayılmıştır.Tout cela indique une puissance et une richesse certaine.
Ticaret, ikisini de daha zengin yapacaktır.Ce faisant, il enrichit les deux.
Bu sebeple Roma'nın en zengin adamlarından olan Marcus Licinius Crassus'a başvurdu.Ils demandent donc le secours de Crassus, l'homme le plus riche de Rome.
Dorothea Brooke — Büyük işler yapmayı hedefleyen akıllı, zengin bir genç kadın.Dorothea Brooke — est une très belle jeune femme riche et intelligente aux grandes ambitions.
Şiirleri hem ele aldığı konu bakımından hem de kafiye yapısı bakımından çeşitli ve zengindir.Elle possède un sceptre, qui lui est propre et différent de Nikê (celui de Saori).
Yemeklik baklagiller de (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.Un polyèdre noble (en) est à la fois isoédrique (en) (faces égales) et isogonal (de coins égaux).
Bolkonskiler eski, saygın ve zengin bir ailedir.Les Hauts Elfes sont un peuple très ancien, fier et brave.
Annesi zengin bir tüccarın kızı idi.Elle est la fille d'un riche marchand.
Boulogne-Billancourt Paris bölgesinin en zengin yerlerinden biridir.Boulogne-Billancourt est un des principaux pôles économiques de la région parisienne.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Cupide, elle veut épouser un homme riche.
Ancak dünyanın en zengin adamı olduğu söylenen Mr. Arkadin'i bulmak o kadar kolay değildir.On disait de Philippe Égalité qu'il était l'homme le plus riche du monde.
Böylece deltanın yüzeyi sürekli yenilenir ve zenginleşir.La rythmique en elle-même sera revue et enrichie.
Zengin muhitlerdeki okullar, fakir olanlara nazaran daha iyi durumdadırlar.Les studios riches tournaient plus vite, les pauvres moins.
20 Temmuz - Gisele Bundchen, Brezilyalı, dünyanın en zengin süper modeli.20 juillet : Gisele Bündchen, top model brésilienne.
Bu eserde son dönem Osmanlı entelijensiyası hakkında zengin gözlem ve anekdotlara yer verdi.Il conte à une assistance crédule et attentive les périples de son huitième voyage.
Plütokrasi: Zengin sınıftan oluşan bir yönetimdir.Plutokratie - régime basé sur la richesse des dirigeants.
Çünkü o; Polat ve adamlarının gönül zenginliğidir.Il a pour titre (Listen for) The Rag and Bone Man.
Manchester United dünyanın en zengin ve en popüler futbol kulüplerinden biridir.Manchester United est l'un des clubs les plus riches et comptant le plus de supporters au monde.
Yüksek mevkiiden, zengin ve erdemli bir kimseydi.Supérieure à Cum laude et inférieure à Summa cum laude.
Sugar Kane ise Florida'da zengin bir milyoner bulup onunla evlenmeyi hayal etmektedir.Elle lui confie qu'elle espère rencontrer un millionnaire en Floride et l'épouser.
Şehire gittiklerinde çok zengin bir kadına dönüşümüş olan dadısını bulur.En ville, il retrouve sa nourrice, devenue une riche marchande.
Ailesi gayet zengin bir aile idi.Sa famille était relativement riche.
Manastırlar yüzyıllar içerisinde halktan aldığı her türlü bağışla oldukça zenginleşmişlerdi.Le monastère fut soutenu au cours des siècles par de nombreux bienfaiteurs.
Plankton bakımından zengin olan gölde çok çeşitli balıklar yaşar.La mer, riche en plancton y est très poissonneuse.
Esav, çok zengin oldu.Jujaka est devenu extrêmement riche.
Humus bakımından zengin topraklardır.Ainsi les sols sont naturellement riches en humus.
En büyük hayali zengin olmaktır.Son rêve est de devenir riche.
Lannister hanedanı kontrolü altındaki altın madenlerinden dolayı Yedi Krallık içindeki en zengin hanedandır.C'est la maison la plus riche des Sept Couronnes car elle contrôle de nombreuses mines d'or.
Zengin Rumlar gösterişli evler inşa ettiler.Certains d'entre eux s'enrichissent considérablement, faisant construire de belles demeures.
Bu duvarlar zengin mermersi ayrıntıya sahiptir.Cette Mer semble avoir des propriétés mortelles.
Yılbaşı kutlamalarında zengin iş adamı Max Shreck'i (Christopher Walken) kaçırır.Il kidnappe un industriel millionnaire, Max Shreck (Christopher Walken).
Çok da zengin kaynakları olmasına rağmen köyün ekonomisi zayıftır.Malgré un potentiel touristique énorme, l'économie des îles du sud est très affaiblie.
Onun zenginliği sayesinde, Kutná Hora Bohemya Krallığı'nın ikinci en önemli şehri haline geldi.Sous Roboam, elle semble devenir la deuxième ville plus importante du royaume de Juda.
Adı İspanyolcada zengin liman anlamına gelir.Son nom signifie Grande rivière en espagnol.
Annesi, Rıvka Gina Daum, Sopron Macaristan'dan gelen zengin bir ticari ailenin evladıymış.Sa mère, Rivka Gina Daum, vient d'une famille de commerçants prospères de Sopron, Hongrie.
Panama mutfağı özgün ve zengin bir mutfaktır.Enfin, la cuisine californienne est une cuisine légère et naturelle.
Sadece lenf dokusu bakımdan zengin bir yapıdır.On ne lui doit qu’une œuvre hagiographique.
Zengin nüfus ağırlıklı oturmaktadır.L'importante population de Russie semble stable.
Gece için zengin bir sanayicinin villasındaki partiye davetlidirler.Trois couples sont invités à passer la nuit dans la villa d'un riche industriel.
Ancak aradığı altın ve diğer zenginlikleri bulamadı.Cependant, il n'a pas trouvé les richesses qu'il a tant cherché.
İtalya bölgesinin en zengin ve en endüstrileşmiş bölgelerinden birisidir.La province est l'une des plus productives et des plus riches d'Italie.
Ama esas istediği bu zengin kadınlarain servetleridir.Scott visait spécialement les femmes riches.
Birçoğu onun politik inançları ve ekonomik zenginliğinin kesişmesiyle ilgilidir.Il critique notamment les notions d'efficacité économique et de rationalité économique.
Brabantio - bir Venedik Senatörü, Desdemona'nin babası ve Venedik'te zengin bir kişi.Brabantio est un sénateur vénitien, père de Desdémone, dans Othello ou le Maure de Venise.
Ek işi olan taksi şirketine gitmeyi boşverir ve zengin bir adam gibi bonkörce para harcamaya başlar.Au lieu de poursuivre la compagnie de taxis, elle envoie une boîte de bons cigares au conducteur.
Ailesi çok zengindir.Sa famille est très riche.
Zenginliği, saygınlığı ve gücü temsil eder.Elle désire la reconnaissance, la fortune et le pouvoir.
Ayrıca zengin mineral su kaynakları da vardır.Il y a également quelques sources d'eau minérale.
Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak bir dönem yaşandı.Il devint riche et puissant notamment dans le commerce des esclaves.
Afganistan çok zengin bakır rezervine sahiptir.L'Afrique est réputée avoir un sous-sol extrêmement riche.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.L'éléphant et le baobab africain représente la nature et les fondements du pays.
"Beyaz Nouma Erkan Zengin".Vertu est racine, richesse est moisson ».
Zain'in ailesi çok zengindir.La famille de Royā, de son côté, est riche.
Mutfağı çok zengin olup, kırmızı et ağırlıklıdır.C'est une viande rouge au grain très marqué.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod