Denizlerde hayatın çok zengin olması bakımından en uygun ortamı oluşturur.Par contraste, la vie marine y est très riche.
Uranyum açısından çok zengin bir bölgedir.Le sous-sol est très riche (uranium).
Çok zengin bir adamdır.Il est un homme extrêmement riche.
İzlanda, bugün etkin durumda olan 30 kadar volkana ve zengin termal kaynaklarına sahiptir.Aujourd'hui existent en Italie au moins 80 ordres goliardiques actifs et vivants.
Zengin maden yataklarına sahip olan Yakutsk, 1632'de Lena Nehri kıyısında kuruldu.Iakoutsk a été fondé par un détachement de cosaques en 1632 sur la rive droite de la Léna.
Köyün arkeoloji Tarihi bakımından zengin olduğu düşünülmektedir.Son fonds archéologique témoigne des richesses historiques de la cité.
C vitamini açısından oldukça zengindir.Sa richesse en vitamine C est élevée.
Nihayet Memphis, Tennessee'de zengin bir pamuk tüccarı oldu.Duvivier est devenu un homme d'affaires astucieux à Louisbourg.
Zengin, 2010'un başında Eskişehirspor'a kiralandı.Plainte avait été déposée auprès de la HALDE par un invité à un mariage début 2010.
Köy ünlü yemek zenginliğine sahiptir.La commune de connaît une gastronomie riche.
Bitki örtüsü yönünden zengin olup endemik türler de bulunmaktadır.L'écosystème de la Réunion est riche en termes d'espèces endémiques.
Bu zengin tip eğlenceye düşkündür ve etrafına para saçar.C'est une riche mondaine qui aime colporter des ragots de toutes sortes.
Bu havza, bioçeşitlilik açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir.Cette région est l'une des plus riches du monde en matière de biodiversité.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.La richesse naturelle entraîne pauvreté et misère.
Adam çok zengin ve güçlü biri olmuştur.C'est un homme riche et puissant.
Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo)'un zengin bir kadınla mutsuz bir evliliği vardır.Philip Marshall (Charles Laughton) est un homme malheureux dans son mariage.
Lizbon bölgesi Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin bölgesidir.Lisbonne est la ville la plus riche du Portugal avec un PIB par habitant supérieur à la moyenne européenne.
Genç, güzel ve zengin bir kızı bir arabanın takip ettiğini ve arabadaki adamla tartıştığını görürler.Une femme riche, belle, active, renverse un homme sur la route.
Rothschild ailesi son 200 yıldır, dünyanın en zengin ve nüfuzlu ailesidir.Depuis plus de 200 ans, la banque Rothschild est au cœur des marchés financiers mondiaux.
Yumurta sarısı, vitamin, mineral, lipit ve protein bakımından zengindir.De plus, il est riche en minéraux, vitamines et protéines.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Il ne s'intéressait qu'aux femmes et à l'alcool.
Kasım 1984'te, üç zengin iş adamı ortaklığı satın alarak El Nisr Yayımcılık olarak yeniden biçimlendirdiler.En avril 1980, les trois collègues ont réuni suffisamment de fonds pour produire par eux-mêmes The Rocket.
Böylece karıkoca o dönemde İngiltere'deki en zengin kişiler arasına girdiler.Il est à l'époque, l'un des hommes les plus riches en Angleterre.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.L'opposition de la richesse, est la pauvreté.
Bulabidiği bütün kitapları satın almış ve zengin bir kütüphane oluşturmuştur.C'est sans doute là-bas qu'il prend goût pour les livres enluminés et se constitue une riche bibliothèque.
Yaşadığı şehirdeki en zengin kızlardan biridir.C'est une des villes les plus riches du pays.
Kalker madeni bakımından zengin bir mahalledir.Le département est une zone riche en minéraux.
Park, nadir hayvan ve bitki türleri bakımından da zengindir.Il s'enrichit au fil du temps d'animaux et de végétaux rares.
Mevlâna İdris Zengin (d.Ürək yaman şeydir (Déchirant).
Nişastaca zengindirler.Agachon (affût) des Blaquières.
Ayrıca dünyaya gelmiş en zengin insan ve peygamberdir.Il en est l'homme le plus riche et le plus influent, ainsi que le fondateur.
Çok zengin ve görkemli bir toplantıdır.C’est une grosse et riche fondation.
Bu isim mahallede yaşayan zengin bir kişiden gelmektedir.Le nom vient d'un riche marchand habitant dans l'une de ces venelles.
Çetin Özder zengin iş adamı.Personne ne résiste à cet homme d’affaires richissime.
Böylesine zengin kaynaklara sahip olmak Filip'e Yunanistan üzerinde daha etkili olma fikrini verdi.Philippe y voit l'occasion de pousser son influence en Grèce centrale de façon définitive.
2002 yılında Dünyanın en zengin dördüncü kişisi oldu.En mars 2010, il était la 12e personne la plus riche au monde.
Zengin ve nüfuz sahibi Britanya Yahudisi bir ailenin parçasıydı.Sa famille, riche et instruite, faisait partie de l'aristocratie juive.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Sorte de Robin des Bois japonais, il vole les riches pour distribuer aux pauvres.
Zengin uyağın özel bir durumudur.Un jeune renard constitue un cas particulier.
Club América dünyanın en zengin futbol kulüplerinden birisidir.Ce qui en fait un des clubs les plus vieux du soccer américain.
Deniz ürünleri zenginliğinin yanı sıra Dünya'nın en kaliteli kiremitleri burada üretiliyor.La qualité des matières premières étant de la plus haute importance, elles sont fabriquées sur place.
Çünkü bunun için ben güçlüyüm. hayvancılık yapacağız ve zengin olacağız.Et aujourd'hui, comme vous savez, je suis célèbre, je suis riche.
Özel hayatları didik didik edilen kızlar,dünyanın ünlü ve zengin erkekleriyle de anılıyorlardı.Le genre de garçons qu'elle fréquente sont des célébrités ou des gosses de riches.
Devreye girdikten sonra daha fazla zenginleştirme gerekmez.Une fois la prothèse placée, il ne faut plus effectuer de retouches.
İlçe Jeotermal Kaynak Suları açısından da oldukça zengindir.Le gypse est aussi un dépôt de précipitation assez commun à partir de sources thermales.
Amsterdam büyüdü ve zenginleşti.L’église s’agrandit et s’enrichit.
Bu nedenle şehir çok zengin oldu.La ville devint alors très pauvre.
Bu yönde ortaya koyduğu zengin tartışmalarla, zamanının en etkili filozoflarından biri olmuştur.La fortune de Le Ber fit de lui une des personnalités les plus influentes de son temps.
Çok zengindir.Elle est riche.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Dorsten est une ville allemande.
Kurucusu 2008 yılında dünyanın en zengini olan milyarder Warren Buffett'tir.Le milliardaire Warren Buffett l'a rachetée en 1998.
Babası, zengin bir tüccar idi.Son père était un riche commerçant.
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.Écrivains La Côte d'Ivoire possède une grande richesse intellectuelle et culturelle.
Filmin konusu ise çok zengin olan iki kız kardeşin hayatı idi.Le film est l’histoire de deux frères.
XVI-XVII yüzyıllarda, da farklı binalar eklenerek zenginleştirilmiştir.Au cours des XVIe et XVIIe siècles, les constructions se multiplient.
O zengin oldu.Él se ha hecho rico.
Fakir olmayı zengin olmaya tercih ederim.Prefiero ser pobre a ser rico.
Van Horn ailesi zengindi.La familia Van Horn era rica.
Sağlık zenginlikten daha önemlidir.La salud es más importante que la riqueza.
Ben zenginleri sevmiyorum.No me gustan los ricos.