Abominable onun zehir döker içine tumbler.Abominable sont les gobelets dans lesquels il déverse son poison.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Abominable to kubki, do którego nalewa jego trucizny.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Abomináveis são os copos em que ele derrama seu veneno.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Abominevoli sono i bicchieri in cui versa il suo veleno.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Afskyelige er de tumblere, hvori han hælder sin gift.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Avskyvärda är de tumlare där han häller sitt gift.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Keji adalah gelas yang ke dalamnya ia menuangkan racun nya.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Odporné jsou sklenice, do které se nalije jeho jed.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Odporné sú poháre, do ktorej sa naleje jeho jed.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.가증스러운 그가 독약을 붓고있는에 tumblers 있습니다.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Utálatos a poharat, amelybe ő önti a mérget.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Αποτρόπαιο είναι οι ανατροπείς στο οποίο χύνει δηλητήριο του.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Гнусни са чаши, в които той излива своята отрова.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Огидний знаходяться тумблери, в який він наливає його отрутою.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.Отвратительный находятся тумблеры, в который он наливает его ядом.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.הנורא הם כוסות תוך שהוא שופך את הרעל שלו.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.البغيضة هي التي البهلوانات في انه يصب سمومه.
Abominable onun zehir döker içine tumbler.しかしなしの真のシリンダ - 内で、villanous緑gogglingのメガネ
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.(106:12) Он смирил сердце их работами; они преткнулись, и не было помогающего.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.a preto zohnul ich srdce trápením; klesli, a nebolo toho, kto by bol pomohol.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Azért megalázta az õ szívöket nyomorúsággal: elestek és nem volt segítségök.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Daarom had Hij hen in de moeilijkheden gebracht. Toen zij vielen, was er niemand die hen hielp.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.dafür ihr Herz mit Unglück geplagt werden mußte, daß sie dalagen und ihnen niemand half;
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Deres Hjerte var knuget af Kummer, de faldt, der var ingen, som hjalp;
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Derfor bøide han deres hjerter ved lidelse; de snublet, og det var ikke nogen hjelper.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Dla czego poniżył biedą serce ich; upadli, a nie był, ktoby ratował.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Egli piegò il loro cuore sotto le sventure; cadevano e nessuno li aiutava
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.eis que lhes abateu o coração com trabalho; tropeçaram, e não houve quem os ajudasse.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.El le -a smerit inima prin suferinţă: au căzut, şi nimeni nu i -a ajutat.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Han kuvade deras hjärtan med olycka; de kommo på fall och hade ingen hjälpare.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Hän masensi heidän sydämensä kärsimyksellä; he sortuivat, eikä ollut auttajaa.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Ia meremukkan hati mereka dengan kerja berat; mereka jatuh dan tak ada yang menolong
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Il humilia leur coeur par la souffrance; Ils succombèrent, et personne ne les secourut.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.그러므로 수고로 저희 마음을 낮추셨으니 저희가 엎드러져도 돕는 자가 없었도다
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Nhơn đó Ngài lấy sự lao khổ hạ lòng họ xuống; Họ vấp ngã không ai giúp đỡ.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Nhơn đó Ngài lấy sự lao_khổ hạ lòng họ xuống ; Họ vấp_ngã không ai giúp_đỡ .
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Por eso sometió sus corazones con dura labor; cayeron, y no hubo quien les ayudase
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Pročež ponížil bídou srdce jejich, padli, a nebylo pomocníka.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.zato je ponižal njih srce z nadlogo, padli so, in ni ga bilo, ki bi jim bil pomagal.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.δια τουτο εταπεινωσε την καρδιαν αυτων εν κοπω επεσον, και δεν υπηρχεν ο βοηθων.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.Затова смири сърцето им с труд; Те паднаха и нямаше кой да им помогне.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.ויכנע בעמל לבם כשלו ואין עזר׃
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.فاذل قلوبهم بتعب. عثروا ولا معين.
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.所 以 他 用 勞 苦 治 服 他 們 的 心 . 他 們 仆 倒 、 無 人 扶 助
Ağır işlerle hayatı onlara zehir etti, Çöktüler, yardım eden olmadı.所以 他用 勞苦 治服 他 們的心.他們仆倒 、 無人 扶助
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Deres strupe er en åpnet grav; med sine tunger gjorde de svik, ormegift er under deres leber.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››"En åbnet Grav er deres Strube; med deres Tunger øvede de Svig;" "der er Slangegift under deres Læber;"
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››En öppen grav är deras strupe, sina tungor bruka de till svek. Huggormsgift är inom deras läppar.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Gîtlejul lor este un mormînt deschis; se slujesc de limbile lor ca să înşele; supt buze au venin de aspidă;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Grobem otworzonym jest gardło ich, językami swemi zdradzali, jad żmiji pod wargami ich.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Heidän kurkkunsa on avoin hauta, kielellänsä he pettävät, kyykäärmeen myrkkyä on heidän huultensa alla;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Họng chúng nó như huyệt mả mở ra; Dùng lưỡi mình để phỉnh gạt; Dưới môi chúng nó có nọc rắn hổ mang.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Họng chúng_nó như huyệt mả mở ra ; Dùng lưỡi mình để phỉnh gạt ; Dưới môi chúng_nó có nọc rắn hổ_mang .
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Hrob otevřený hrdlo jejich, jazyky svými lstivě mluvili, jed lítých hadů pod rty jejich.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Ich hrdlo otvorený hrob; svojimi jazyky hovorili lesť, jed ľútych hadov pod ich rtami;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Ihr Schlund ist ein offenes Grab; mit ihren Zungen handeln sie trüglich. Otterngift ist unter den Lippen;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››저희 목구멍은 열린 무덤이요 그 혀로는 속임을 베풀며 그 입술에는 독사의 독이 있고
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Nyitott sír az õ torkuk; nyelvökkel álnokságot szólnak; áspis kígyó mérge van ajkaik alatt.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Odprt grob je njih grlo, s svojimi jeziki varajo; kačji strup je pod njih ustnicami.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Sepulcro abierto es su garganta; con su lengua engañan. Hay veneno de serpiente debajo de sus labios