Ana içeriğe geç
Sözlük

zayi ile cümle

zayi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Büyüyüp, yetişkin bir fareye dönüştüğünde zayıf, kahverengi ve sağlıklı bir birey haline gelecektir.So it will be born and grow up to be an adult mouse that's thin, and brown, and healthy.
Bak, Bay zayif hazifali Goo Joon Pyo.Look here, Mr. Goo JoonPyo with a bad memory.
Senin Hafizan'da zayif ama bunu iyi hatirladin.Your memory is bad too, but you remember that well.
Haiti bizi şu konuda uyarıyor: yönetim zayıf olduğunda kurallar kötü olabiliyor.What Haiti warns us is that rules can be bad because governments are weak.
Ve genellikle süper-anneleri tanıyabilirsiniz, çünkü kendi çocuklarından daha zayıftırlar.And you can usually tell the uber-moms because they actually weigh less than their own children.
Bakın ışık yolculuğu boyunca nasıl zayıflıyor.Here's how the light attenuates as it travels.
Neden? çünkü onlar hem yaşlı ve zayıftılar.Why?
Sen zayıfsın, içeriye kolayca girebilirsin sanırım.I think you will slide right in because you are slim.
Kalbiniz zayıflar.Your heart would be impaired.
Gidip benim zayıf noktamı kollardı sonra da üstüme gelirdi.He would just look for the buttons, then push 'em.
- Sinyal zayıf olabilir. - Houston?- It may have a faint signal.
LDF, Van der Waals kuvvetleri arasında en zayıf olanıdır. Doğru telaffuz ettiğime emin değilim.London dispersion force, and it's the weakest of the van der Waals forces.
En zayıf olanı da London dispersion force'dur.And the weakest of them are the London dispersion forces.
Diğer bağlarla karşılaştırdığınız çok zayıf kalır.It's just that it's very weak when you compare it to pretty much anything else.
London dispersion kuvveti en zayıf van der Walls kuvvetidir.So van der Waals, the weakest is London dispersion.
İşte burada çok zayıf bir gümüş lehimi yapacağım.Now here, I'm going to do a very poor job of silver soldering.
Wong, biliyorsun ki kredin çok zayıf !Wong, you know for sure you have a poor credit!
Birincisi incinebilirliğin bir zayıflık olmadığı.The first is: vulnerability is not weakness.
Bu zayıflık." diye düşünüyor? Kaçınız incinebilirliği ve zayıflığı eş anlamlı olarak görüyor?How many of you think of vulnerability and weakness synonymously?
İncinebilirlik bir zayıflık değil.Vulnerability is not weakness.
Hepimiz, zayıflığı ve başarısızlı itiraf etmenin ne kadar zor olduğunu biliyoruz.We all know how hard it is to admit weakness and failure.
İlk seviye, şiddete karşı sivil hareketin en zayıf seviyesi, inkar ve ilgisizlik.The first level, the weakest level of civil response against violence, is denial and apathy.
Bunun zayıf bir asit olduğunu biliyoruz-- tamamen ayrışmıyor.We know that this is a weak acid-- it doesn't disassociate completely.
Ama zayıf bir asit olduğunu biliyoruz, yani bu reaksiyon iki yöne de gidebilir.But we know it's a weak acid, so this reaction goes in two directions.
Yani bu zayıf asit dengesini zayıf baz dengesi olarak da yazabilirim.So I could rewrite the same weak acid equilibrium as a weak base equilibrium.
Ve şimdi amonyağı bir zayıf baz olarak görüyoruz.And so now this looks ammonia is a weak base.
Amonyumsa zayıf bir asit.Ammonium is a weak acid.
Amonyum zayıf bir asit.Ammonium is a weak acid.
Amonyak zayıf bir baz.Ammonia is a weak base.
Hidroflorik asit zayıf bir asit, sadece flor anyonu.Hydrofluoric acid is a weak acid, just a fluorine anion.
Eksi Flor zayıf bir baz.A negative fluorine is a weak base.
Zayıf asit yazayım.So let me write weak acid.
Ve sonra zayıf baz yazalım.And then you have your weak base.
Yani zayıf bazlar-- ya da önce zayıf asitleri yazayım.So your weak base-- let me write our weak acid is first.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.And we'll see that actually, you don't have to be using a weak acid or a weak base.
Yani ne zaman zayıf bir asit varsa, onun eşlenik bazı zayıf bir bazdır.So whenever you have a weak acid its conjugate base will be a weak base.
Ancak dizlerim ise bir o kadar zayıftı.But my knees were far too weak
Oyunların en zayıf noktasını alıp, en güçlüye çevirmek.Taking the game's weakest point and making it into the strongest.
Eğer arılar olmasaydı, açlıktan ölecek değiliz, ama beslenmemiz kesinlikle zayıflayacaktı.So if we did not have bees, it's not like we would starve, but clearly our diet would be diminished.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.The differences are much bigger than the weakness of the data.
Ancak nispeten zayıf zırhının dezavantajını, Amerikan tankının etkili açılarıyla kapatır.But its relatively weak armor is compensated with the effective angles of the American tank.
Coulomb kuvveti zayıftır, sonuçta bu elektronlar daha zayıf bağlanmıştır.So the coulomb force is weaker, so those electrons are more weakly bound.
Bu nedenle elektron veya Coulomb kuvveti daha zayıf olacaktır.So the electron force is going to be weaker-- or the coulomb force is going to be weaker.
Endişelenmeniz gereken şey müşteri zayiatı da denen müşteri kaybı durumudur.And the key thing that you want to worry about is churn or sometimes called customer attrition.
Onlar düşünüyorlar ki, bizim çocuklarımızı öldürdüklerinde biz zayıflayacağız.Hayır, tam tersi!They think that when they attack our children that we will be weakened. It is the opposite.
Bu çok anlamsızdı. Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.But what you realize, it's got an Achilles' heel.
Bu markanın zayıf noktaları var.The brand has an Achilles' heel.
Fakat zayıf bir noktası da var.But there is an underbelly.
Gençlik 'eski', dedi 've çeneleri çok zayıf'You are old,' said the youth, 'and your jaws are too weak
'Bir gün, Majesteleri!' Düşesi düşük, zayıf bir sesle başladı.'A fine day, your Majesty!' the Duchess began in a low, weak voice.
Sesin neden bu kadar zayıf çıkıyor?Why do such physical work?
Akademik olarak öyle zayıf, öyle yetersiz sınıflarım oldu ki kendimi tutamayıp ağladım.I have had classes that were so low, so academically deficient, that I cried.
Öğrenci, "Bayan Pierson, bu F (zayıf) mı?"(Laughter) He said, "Ms. Pierson, is this an F?"
Ama bundan hoşlanmadım çünkü eğitim çok zayıftı.But I didn't like the way -- the instruction I got was very poor.
Ve erkek cinselliğinin zayıflığından bahsettim.And I talked about the weakness of male sexuality.
En zayıf kuvvet London dağılım kuvvetiydi.The weakest, of course, was the London dispersion force.
Sonuç ise, zayıflatıcı, acılı sezonsal etkili bir rahatsızlık dönemi.And the result is an episode of debilitating, painful, seasonal affective disorder.
Bir dakika, zayıf omurilik fonksiyonları.Wait, poor spinal capacity.
Ailenizin erkek tarafı zayıf olmalı.Your family must have a weak male line.
En büyük dezavantajı ise, Hanların kültürel farkları kavrayışının çok zayıf olması.The great disadvantage of it is that the Han have a very weak conception of cultural difference.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod