Ana içeriğe geç
Sözlük

zayıf ile cümle

zayıf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hamle: Zayıf oyuncu beyaz taşları alır.The Beautiful Game활동 중 들어온 Fred가 흰색 키보드를 연주했다.
Ağırlık taşırken ipin belli yerlerini zedeleyip zayıflatmaz.초구 정리는 구간을 ( 1 , 4 ] {\displaystyle (1,4]} 에서 {\displaystyle } 로 약화시키면 성립하지 않는다.
Görme duyusu çok zayıftır.시야는 매우 불량하다.
NGC 5466 zayıf küresel yıldız kümesidir ve pek çok teleskopla gözlenebilir.NGC 5466은 성긴 구상성단으로, 대부분의 망원경으로 관측할 수 있다.
O her yerde yatabilir miyim onun zayıf olduğu.관리법 : 어느 곳에서나 잘 자란다.
"'Atasagun çok zayıf ve kapasitesizdi...'".“베낀 예능, 대박 없다”.
Bu sistem tiplerinin her birinin kendi güçlü ve zayıf yanları vardır.각각의 시스템은 모두 강점과 약점이 있다.
Tahkimatın belirgin bir zayıflığı vardır.사계절이 뚜렷한 특징이 있다.
Mısır'daki halk açlıktan büyük zayiat verdi ve geride kalanlar gayet sıhhatsiz ve zayıf kalmışlardı.당시 이집트의 국민들은 가난했고, 정치인들은 무능하고 부패했다.
Onun bir zayıflığı varsa, dansıdır.그러나 약점이 있다면 벌레이다.
Bölgedeki Avrupa gücü zayıflamıştı.북주의 군사력이 약해졌다.
Yazarı, kendisini ve hatta zayıflığını kınar.자신의 우유부단하고 나약함을 탓하고 있다.
Böylece ne kuvvetli olan zayıfı ne de zayıf olan kuvvetliyi ezemeyecekti.고위 권력자임에도 청렴하였으며 권력자로 행세하지 않았다.
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.참고로 대한민국 사학계에서는 해당 귀면와의 도안과 치우는 무관하다고 보고 있다.
Wu’nun NBS’deki deneyleri bu fikri doğruladı: zayıf nükleer etkileşim altında eşlem korunmuyordu.이 예상은 적중했고, 우젠슝의 실험은 반전성이 약한 핵 상호작용 아래에서 보존되지 않음을 증명했다.
Ayrıca ortak en zayıf noktaları kadınlardır.비남성 중 가장 큰 집단이 여성이다.
Var olan insan verileri ise zayıf sonuçlar verdi.장비의 품질이 낮았기 때문에 실험은 부정적인 결과를 낳았다.
Savunma mekanizması zayıflar.방어력은 약해졌다.
İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.아일랜드 사람들은 해양적 기질이 강하다.
Filmin gişe hasılatı zayıf olmuştur.초창기 그룹의 공연 방식은 빈약했다.
(Çok Şişman, Çok Zayıf, Hiç memnun olmayacak mıyız?) adlı panele tartışmacı olarak katıldı.별명이 없는 집단(별명을 만들어도 정착되지 않음)의 키도 크고 덩치도 큰 사람이다.
Sudaki çözeltisi zayıf asittir.배의 구멍이 약점이다.
Güçlü firmalarar zayıfları yokeder.양국의 경계가 약해지자 거도는 습격하여 이들을 병합하였다.
Portekiz baskısı, gücü zayıflatmıştır.이 성명으로 포르투갈의 보교권은 약화되었다.
Kuvvet oldukça zayıftır.그러나 체력은 약하다.
Sputnik 2, Dünya'nın radyasyon kuşağını tam olarak saptadı ve kuzey enlemlerinde zayıfladığını kaydetti.스푸트니크 2호는 북쪽 고위도에서 지구 외부의 방사선 벨트를 감지하였지만, 높은 방사선 수치의 중요성을 깨닫지는 못했다.
Homojenlik bir zayıflık yaratabilir.평탄성에 의하여 이는 게이지 불변임을 보일 수 있다.
Ancak her zaman İtalya'nın zayıf bir ülke olduğunu hissetmiştir.그러나 말기로 접어들면서 이탈리아는 점점 세력이 없어졌다.
Tankları zayıf fakat hızlıdır.전력을 많이 소모하지만 매우 빠르다.)
Daha sonra yeniden iskan ediliş zayıf fakat kesintisiz olarak günümüze değin sürmüştür.그녀가 옥방으로 돌아왔을 때, 그녀는 다시는 일어설 수 없을 정도로 병들고 쇠약해져 있었다.
O her yerde yatabilir miyim onun zayıf olduğu.מסוגל לישון בכל מקום ובכל מצב.
Yazarı, kendisini ve hatta zayıflığını kınar.בעלה אטום לחוסר האונים שלה, ובכלל אליה.
Çünkü ağzını açmasına yarayan kaslar çok zayıftır.עם זאת, השרירים שתפקידם לפתוח את הפה חלשים יחסית.
Öte yandan, Beyazın avantajı, hızlı oyunlar ile zayıf oyuncular arasındaki oyunlarda daha azdır.אולם, נמצא כי היתרון לפתיחה בכלים לבנים הוא פחות במשחקי בליץ, ובמשחקים בין שחקנים שרמת משחקם נמוכה.
Biri zayıf düşerse bu öbürünü de etkiler.אם אחד מהם חלה, גם השני חלה.
Gruptaki en zayıf takım Rusya idi.החלק החלש ביותר בצבא הרוסי היה הקצונה.
Hannibal, en zayıf piyade birliklerini merkeze, süvarisini ise kanatlara yerleştirmiştir.חניבעל, מצידו, מיקם את הפרשים הנומידיים באגפים ואת הפרשים הכבדים יותר הציב במרכז צבאו.
Elektrostatik zayıflatıcılar da vardır.כאמור, קיימים גם אלקטרוליטים מוצקים.
Beslenme kaynakları zayıftır.סבלנו ממחסור במזון.
Bu nedenle Ka­tarî döneminde Haricîler gitgide zayıfladı.כצפוי, ירידה משמעותית בזמני הנסיעה נצפתה גם כן.
Onun zayıflık diğerleri gibi yüzmek olamaz.התבודדות כזו לא הייתה חייבת להיות הנתקות מכל אדם אחר.
Tankları zayıf fakat hızlıdır.הם יכולים לעוף אך בצורה חלשה מאוד.
Bolivya Güney Amerika'nın en zayıf takımlarından biri.בוליביה היא אחת המדינות העניות באמריקה הדרומית.
Isabelle "Izzy" Sophia Lightwood; güzel, zayıf ve uzun olarak tarif edilen bir Gölgeavcısıdır.איזבל "איזי" לייטווד - ציידת צללים מיומנת, יפהפייה ועוקצנית בת 16.
Her zaman daha zayıfını rastlamadım ki..לעולם אל תיראו מושלמים מדי.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.המחלה מפסיקה להתקדם במידה ומפסיקים לעשן.
Bu da millî şuurun zayıflığına sebep olmuştur.כל זה נובע מהדיכאון שלה.
Bu durum zayıf bir şok dalgası yaratır.הדבר עורר גל הפגנות סוער.
Hastalık genellikle direnci zayıf orta yaşlı veya yaşlı kişileri etkiler.המחלה לרוב פוגעת באנשים בגילאי העמידה ואנשים מבוגרים.
Son testte Warrior bir yılan tarafından ısırılıp zayıf düştü.אדם שעבר על התקנה נעקץ על ידי נחש ומת.
Bir insanın davranışları ile güçlenir ya da zayıflar.אלה הם מצבים שונים שבהם מתחזקת או נחלשת התנהגות כלשהי.
İşte bu oyunun zayıf yönlerinden biridir.אלה הן היחידות החלשות ביותר במשחק.
Kendilemenin sonunda çıkan bireyler ebeveynlerinden daha zayıf görünmektedir.כדי להתגבר על טיפש עליכם להיראות יותר טיפשים ממנו.
Her zayıf hayvan, kendinden daha zayıf olanı yok eder.דגים טורפים אלה ניזונים מכל יצור קטן יותר.
Nabız zayıflar ve hızlanır.לחץ הדם נמוך והדופק מהיר .
Bu ülkenin politik ve ekonomik gücünü bir hayli zayıflattı.כוחם הכלכלי והפוליטי היה רב.
Sonunda Charles fiziksel zayıflıklarına galip geldi.במקביל, מתמודדת רייצ'ל עם בעיותיה האישיות.
Hitler, gücünün zayıflayacağından korkarak bu teklifi defalarca reddetti.היטלר לא קיבל את דעתו, אך אישר לו לדחות את נסיגת כוחותיו במספר ימים.
Evet ise ilişkinin derecesi zayıf, orta veya güçlü şekilde belirtilir.הדחף להארה עצמו עשוי להיות חלש, בינוני או חזק.
Ölmesi ülkede zayıflığa yol açtı.וחולשת הבית גרמה למותו.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zayıf ile cümle - Sayfa 38 - zayıf kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App