Ana içeriğe geç
Sözlük

zayıf ile cümle

zayıf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu ispat zayıf büyük sayılar yasasını ispat etmek için kullanılan yönteme çok benzemektedir.Todistus on samantapainen kuin heikon suurten lukujen lain.
O her yerde yatabilir miyim onun zayıf olduğu.Se on kaikkialla esiintymisessään paikoittainen.
En büyük zayıf noktası, sürekli aç olmasıdır.Suuri-suu, jätti joka on aina nälkäinen.
Bir sanzatu zayıftır (12 - 14 puan).Brommassa on vain yksi kiitotie (12/30).
İlhaka uluslararası tepkiler zayıf kaldı.Liettuan kansainvälinen tuki jäi heikoksi.
1929'da başlayan ekonomik bunalım sonucu iktidarı daha da zayıfladı ve 1930'da bir askeri darbeyle devrildi.Vuoden 1929 talouslama heikensi hänen valtaansa, ja presidenttikausi päättyi sotilasvallankaappaukseen 1930.
Dragaş'ta ekonomik durum, çok zayıftır ve işsizlik yüksek bir orandadır.Paluumuuttajien taloudellinen asema on heikko ja työttömyys korkea.
Her zaman daha zayıfını rastlamadım ki..En ole koskaan ... ollut näin epätietoinen...
Ancak, seçim zayıf olduğunda yanlı mutasyonlar fonksiyon kaybına rağmen evrimi etkileyebilirler.Silloin kuitenkin kun valinta on heikkoa, taipumus funktion menetykseen voi vaikuttaa evoluutioon.
Hastalar iyice zayıfladıklarından sık sık enfeksiyon hastalıklarına yakalanırlar.Potilaat esimerkiksi kärsivät usein vakavista infektioista ja laihtuvat.
Bu değer zayıf kimyasal bağ oluşturur.Näissä yhdisteissä on heikkoja kemiallisia sidoksia.
Köyün ekonomisi zayıftır.Piirin taloudellinen tilanne on heikko.
Sırtının üzerinden genelde zayıf olarak fark edilen koyu bir şerit geçer.Selkäevässä on usein tumma täplä.
Muharebeye sürülen hava gücü esasen zayıflamıştı.Nostavan ilmavirtauksen on täytynyt olla hyvin voimakas.
Görme duyusu zayıf da olsa koku ve tat duygusu çok gelişmiştir.Sen näköaisti on heikko, mutta kuulo- ja hajuaistit ovat hyvin kehittyneet.
Ancak her zaman İtalya'nın zayıf bir ülke olduğunu hissetmiştir.Unkari puolestaan oli tajunnut Italian olevan poika.
Ayrıca ülkesi de veba salgınından dolayı zayıf düşmüştü.Hänen kuntonsa oli heikko myös malarian vuoksi.
Binalarda yapısal hasar verebilir ve zayıf duvarlar yıkılabilir.Maahan voi tulla isoja kuoppia, ja talojen seinät voivat kaatua.
Fakat bu sistemin de zayıf tarafları vardı.Järjestelmällä oli tosin huonompikin puolensa.
Köylü cahil ve zayıftır.Poikanen on alaston ja sokea.
Güçlü firmalarar zayıfları yokeder.Virkamiehet sortivat heikkoja.
Onun zayıflık diğerleri gibi yüzmek olamaz.Ne eivät ole yhtä uskollisia pesimäpaikalleen kuin muut merilinnut.
Filmin gişe hasılatı zayıf olmuştur.Elokuvan yleisömenestys jäi heikoksi.
Bu yüzden Venedik savunması zayıftı.GLA:n puolustus on heikko.
Bu arada bataryalar zayıflıyordu.Samalla vuorovälejä tihennettiin.
Bu nedenle Ka­tarî döneminde Haricîler gitgide zayıfladı.Hänen mielestään lauseiden väliset suhteet heikkenivät lyhennysprosessin aikana.
Pisa 14. yüzyıldan itibaren zayıflamaya başladı.Baekje alkoi heikentyä 400-luvulta lähtien.
Çıkarmadan önce devrim zayıftı.Sen jälkeen vallankumous alkoi laantua.
Bizzat İslam Peygamberinin tüccar olması bu iddianın zayıf noktasıdır.Islamissa myös profeetta Muhammadin solvaaminen on jumalanpilkkaa.
Nabız zayıflar ve hızlanır.Verenpaine nousee ja pulssi kiihtyy.
İlâveten vokatif cümle parçalarında sıfatlar daima zayıfça dekline edilir.Pehmiksessä sääntötulkinnoista voi aina valittaa.
Bu bölgenin seçilmesinin sebebi İngilizler'in Irak'taki en zayıf bölgesinin burası olmasıdır.Tässä saattaa olla yksi syy siihen, miksi anglikaanit halusivat tuon alueen itselleen.
İngilizcesi çok zayıftı, repliklerini fonetik olarak söylüyordu.Jurado puhui vain vähän englantia, joten hän luki vuorosanansa foneettisesti.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Carrère on tuotannossaan keskittynyt kuvaamaan minuuden haurautta ja häilyvyyttä.
Bu çok zayıf bir sinyaldir ve alınması için hassas rayo alıcısı gerekir.Rautatie oli välttämätön jotta herkästi pilaantuva hiiva saatiin jakeluun.
(Nispeten zayıf gelgit gerilmeler hariç).Qəbələn piirikunta (azer.
Sudaki çözeltisi zayıf asittir.Toisaalta tunkeutuminen veteen on heikkoa.
Isabelle "Izzy" Sophia Lightwood; güzel, zayıf ve uzun olarak tarif edilen bir Gölgeavcısıdır.Isabelle "Izzy" Sophia Lightwood on varjometsästäjä.
Drago'nun anterönü ise Rocky'nin "zayıf" olduğu söyler.Toisella erätauolla Drago sanoo Rockyn olevan kuin rautakappale.
Görme duyusu çok zayıftır.Havainto on kuitenkin heikko.
(Zayıf etkileşme => büyük uzaklık, düşük kritik sıcaklık).Sen on oltava riittävän herkkä, (pieni minimisignaali).
Ancak zırhlı hedeflere karşı daha zayıftır.Ne ovat kuitenkin karboksyylihappoja heikompia.
Buna, canlı zayıflatılmış aşılar, ayrıca adjuvanlı ve adjuvansız ölü aşılar dahildir.Tautiin on olemassa sekä eläviä heikennettyjä että tapettuja rokotteita.
Tom zayıf hissetti.Tom tunsi olonsa heikoksi.
Sadako zayıflarken, ölüm hakkında daha çok düşündü.Kun Sadakon tila heikkeni, hän alkoi ajatella enemmän kuolemaa.
Bazı üreticiler bu zayıf noktaları aşmaya çalışmışlardır.Μερικοί κατασκευαστές έχουν προσπαθήσει να ξεπεράσουν αυτά τα αδύνατα σημεία.
Bu sistem tiplerinin her birinin kendi güçlü ve zayıf yanları vardır.Κάθε σύστημα έχει τα δυνατά και αδύναμα σημεία του.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Ο Βράνας ερμήνευσε την κίνηση αυτή ως δείγμα αδυναμίας και δειλίας.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Ενώ η κρίση του Σουέζ έκανε τη βρετανική δύναμη στη Μέση Ανατολή να αποδυναμωθεί, δεν κατέρρευσε.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Η κακή λειτουργία του ανοσοποιητικού συστήματος αποτελεί ακόμη έναν παράγοντα κινδύνου για τη νόσο.
Homojenlik bir zayıflık yaratabilir.Κατάχρηση ουσιών μπορεί να προκαλέσει ψύχωση.
Şu sorunlar düzeltildi: SMS zayıflığının düzeltilmesi.Περιείχε διόρθωση για ένα πρόβλημα ασφαλείας σχετικά με την αποστολή SMS.
Bununla birlikte Kızıl Ordu direnmesinde bir zayıflama işareti görülmedi.Ωστόσο, αυτή η επίθεση δεν έκαμψε την αντίσταση του Κόκκινου Στρατού.
Dünyanın hıfzıssıhha önlemleri zayıf olan ve yeterli temiz suya sahip olmayan bölgelerinde daha yaygındır.Είναι πιο συνηθισμένο σε περιοχές του κόσμου με κακές συνθήκες υγιεινής και έλλειψη ασφαλούς ύδατος.
Kozmik standartlara göre, güneş sistemi boyunca yerçekimi zayıftır.Σε κοσμικές κλίμακες, η βαρύτητα μέσα στο ηλιακό σύστημα είναι αδύναμη.
Bu yüzden devlet gittikçe zayıfladı.Η σταθερότητα της κυβέρνησης εξασθενούσε.
Kütleçekimi, doğanın dört temel etkileşiminin en zayıf yönüdür.Η βαρύτητα είναι μία από τις τέσσερις βασικές αλληλεπιδράσεις στη φύση.
Sendikaları zayıflatma çabaları de imajına zarar verdi.Οι πολιτικές της πεποιθήσεις είχαν αμαυρώσει την εικόνα της.
Yazarı, kendisini ve hatta zayıflığını kınar.Αυτός αρνείται, και αντιστέκεται ακόμα και στις φοβέρες και στα παρακάλια της.
W parçacığının adı, zayıf nükleer kuvvetten (İngilizce: weak nuclear force) gelir.Το σωμάτιο W ονομάστηκε έτσι από την ασθενή (weak) πυρηνική δύναμη.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod