Takımımızın kazanma şansı zayıf.It's unlikely that our team will win.
Ben zayıflıyorum.I'm getting thinner.
Bu, pil zayıf olduğu için çok iyi çalışmıyor.It doesn't work so well because the battery is low.
Japonca bilgim oldukça zayıftır.My knowledge of Japanese is rather poor.
Tom'un zayıf bir hafızası var.Tom has a poor memory.
Tom zayıf hissetti.Tom felt weak.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'un bu raporu yazmış olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom wrote this report.
Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
Tom'un kovulacak olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will be fired.
Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will agree to work for that salary.
Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom survived the crash.
Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom acts that way at home.
Mary evlenmeden önce, çok daha zayıftı.Before Mary got married, she was much thinner.
Başkalarının zayıflığından yararlanmamalısın.You should not take advantage of others' weakness.
O, o kadar zayıftır ki bir iskelet gibi görünüyor.He's so thin that he looks like a skeleton.
Tom oldukça çok yemesine rağmen zayıf kalabiliyor gibi görünüyor.Tom seems to be able to stay thin even though he eats quite a bit.
Tom Mary'nin nasıl zayıf kaldığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know how Mary stays so thin.
Tom zayıf görünmek istemez.Tom doesn't want to appear weak.
Tom diyet yapmaya ve biraz zayıflamaya karar verdi.Tom decided to go on a diet and lose some weight.
Tom biraz zayıflamam konusunda kesinlikle beni ikna etti.Tom certainly convinced me that I should lose some weight.
Bacaklarım zayıftır.My legs are weak.
Tom çok zayıfladı.Tom lost a lot of weight.
Zayıf insanlar kaybederler.Weak people lose.
Tom zayıflamak zorunda.Tom has to lose weight.
Amcam zayıf fakat teyzem şişman.My uncle is slim, but my aunt is fat.
Amcam zayıf ama teyzem şişman.My uncle is thin, but my aunt is fat.
Tom'un idam edileceği şansı çok zayıf.The chance that Tom will be executed is very slim.
Çok zayıfsın!You are too skinny!
Tom zayıf ve uzun boylu.Tom is lean and tall.
Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.A chain is only as strong as its weakest link.
Zayıf bir şeker solüsyonu hazırladım.I prepared a weak sugar solution.
O çok zayıf.She is too weak.
En büyük zayıflığınız nedir?What is your greatest weakness?
İnsanların zayıf hafızaları vardır.People have short memories.
Zzengin veya fakir her ulusun kendi güçlü ve zayıf yönleri vardır.Every nation, rich or poor, has its strengths and weaknesses.
Şimdi zayıf olduğumdan dolayı bu kıyafeti giymek benim için daha kolay.It's easier for me to wear this dress now that I'm thin.
Şimdi zayıf olduğum için bu kıyafeti giymem daha kolay.It's easier for me to wear this dress now that I'm thin.
O onun zayıf noktası.That's his weak spot.
Laurie zayıftır.Laurie is slim.
Nasıl zayıflayabilirim?How can I lose weight?
Nasıl çabucak zayıflayabilirim.How can I lose weight quickly?
Eğer biraz daha az yersen birkaç pound zayıflarsın.If you'd eat a bit less, you'd lose a few pounds.
Tom nasıl bu kadar zayıf kalmayı başarıyor?How does Tom manage to stay so slim?
Düşman zayıf.The enemy is weak.
Senin aksanın iyi ama telaffuzun biraz zayıf.Your accent's good, but your pronunciation's a little bit off.
Zayıflamayı gerçekten ister misin?Do you really want to lose weight?
Gerçekten ne kadar çok zayıflamak istiyorsun?How bad do you really want to lose weight?
O uzun ve zayıf.He's tall and slim.
O zayıf ama kısa.She's slim, but short.
Rüzgar zayıf.The wind is weak.
Oğlan zayıf.The boy is thin.
Ne kadar zayıf olmak istiyorsun?How much thinner do you want to be?
Doktor Tom'un biraz zayıflamasını istiyor.The doctor wants Tom to slim down a little.
Sadece zayıf olduğumu düşünen insanlara sahip olmak istemiyorum.I just don't want to have people thinking I'm weak.
Benim Japonca düzeyim zayıf, bu yüzden iyi yazamam.My level of Japanese is weak, so I can't write well.
Din, insan zayıflığının veya insan bilgisinin sınırlılığının sonucudur.Religion is the outcome of human weakness or the limitation of human knowledge.
Sen zayıfsın.You're thin.
Tom zayıf.Tom is thin.
Ben zayıfım.I'm thin.