Zayıf görünüyorsun.You're looking thin.
Çok zayıfsın.You're so thin.
Sen çok zayıfsın.You're so thin.
Tom zayıflıyor.Tom is weakening.
Tom zayıf görünüyor.Tom looks weaker.
Çok zayıfız.We're too weak.
Onlar zayıftı.They were weak.
Biraz zayıfla.Lose some weight.
Bu evin temeli, zayıflamaya başlıyor.The foundation of this house is beginning to weaken.
Bu kaslar zayıfsa, diz kaputunu doğru konumda tutamazlar.If these muscles are weak, they cannot hold the kneecap in the correct position.
Zayıf bahanelerinizi duymak istemiyorum.I don't want to hear your feeble excuses.
Zayıf bir hayal gücüm var.I have a poor imagination.
Birleşik Devletlerin Irak'ı zayıflatmak için on yıllık bir ambargoya ihtiyacı vardı.The United States needed ten years of embargo in order to weaken Iraq.
Tom'un zayıf bir midesi vardır.Tom has a weak stomach.
Hatam, özgüvenimi zayıflatmadı.My failure did not weaken my self-confidence.
O, bacaklarındaki zayıf kan dolaşımından sıkıntı çekiyor.He suffers from poor blood circulation to his legs.
Sen onu yapmak için çok zayıfsın.You're too weak to do that.
Tom zayıflamak istiyordu.Tom wanted to lose weight.
Ben hala çok zayıfım.I'm still too weak.
Onların zayıflıkları nedir?What are their weaknesses?
Onların hepsi zayıftı.They were all weak.
İnsanların zayıf yönlerini araştırmayın ama güçlü yönlerini araştırın.Do not search for people's weaknesses, but for their strengths.
Tom artık gerçekten zayıf.Tom is really weak now.
Düşman zayıfladı!The enemy is weakened!
Zayıflamak için en iyi yol nedir?What's the best way to lose weight?
Zayıf bir pille bile, el feneri yandı.Even with a weak battery, the flashlight lit.
O zayıf bir iradeye sahiptir.He has a weak will.
Birkaç kilo zayıflamalı.She needs to lose a few pounds.
Birkaç kilo zayıflamalıyım.I need to lose a few pounds.
Benzoik asit, hidroklorik asitten daha zayıftır.Benzoic acid is much weaker than hydrochloric acid.
Tom biraz zayıflamalı.Tom needs to lose some weight.
Bu, piller zayıf olduğu için iyi çalışmıyor.It's not working well because the batteries are weak.
Zayıf imanına rağmen, rahip onu kutsadı.Despite his weak faith, the priest blessed him.
O, zayıfı korudu.She protected the weak.
Hastalık, organizmanızı zayıf düşürdü.The sickness has weakened your organism.
Bendeki dil bilgisi zayıftır.My grammar is poor.
O sarışın ve zayıf.She's blond and slim.
Sen en büyük zayıflığımı keşfettin: dayanılmaz ağrı.You discovered my biggest weakness: excruciating pain.
Güçlülüklerinizi ve zayıflıklarınızı biliyor musunuz?Do you know your strengths and weaknesses?
Biraz zayıflamak zorundayım.I have to lose some weight.
Tom'un zayıf bir kalbi var.Tom has a weak heart.
O uzun, zayıf ve güçlüydü.He was tall, slim and strong.
O son zamanlarda zayıflamış görünüyor.It seems he's gotten thinner lately.
Yeni yıl kararım zayıflamaktı.My New Year's resolution was to lose weight.
Fazla zayıfsın. Daha fazla yemen gerek.You're too thin. You ought to eat more.
Uyumak zayıflar içindir.Sleeping is for the weak.
Bu kıyafetler seni daha zayıf göstermiş.These clothes make you look thinner.
Tom zayıflamak istiyor.Tom wants to lose weight.
Erkekler zayıf olsalar bile neden güçlüdür?Why are men strong even if they're slender?
Tom'un zayıf olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think Tom is weak?
Tom'un zayıf olduğunu düşünüyorum.I think Tom is weak.
Benim koku alma duyum zayıflıyor.My sense of smell is weakening.
Tom'un güzel kızlara dönük bir zayıflığı vardır.Tom has a weakness for pretty girls.
Bu ip çok zayıf.This rope is very weak.
Biraz zayıflamışsın gibi görünüyorsun.It looks like you've lost some weight.
Tom'un işitmesi zayıflamaya başlıyor.Tom's hearing is beginning to go.
Ben on üç yaşındayken ailem beni zayıflama kampına gönderdi.My parents sent me to fat camp when I was thirteen.
Tom'un nabzı zayıf.Tom's pulse is weak.
Tom'un nabzı çok zayıf.Tom's pulse is very weak.
Ayı sansarı zayıf ve hasta hayvanları öldürerek doğanın temizlik ekibini oluşturuyor.Wolverines make up nature's clean-up crew, killing weak and sick animals.