Işık giderek zayıfladı.The light became weaker and weaker.
Yaşlanırken, sağlığım zayıfladı.As I grew older, my health declined.
Biz yaşlandıkça, hafızamız zayıflar.As we grow older, our memory becomes weaker.
Yaşımız ilerledikçe hafızamız zayıflıyor.The older we get, the weaker our memory becomes.
Yaşlandıkça hafızamız zayıflar.The older we become, the worse our memory gets.
Onun zayıflığından yararlanmaktan vazgeç.Stop taking advantage of his weakness.
O, günaha yenik düşecek kadar zayıf.He was weak enough to succumb to temptation.
O günaha yenik düşmek için yeterince zayıf.He was weak enough to succumb to temptation.
O, zayıf karakterli bir adam.He is a man of weak character.
O,İngilizcede zayıftır.He is weak in English.
O, İngilizcede zayıf.He is weak in English.
İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır.While he likes English, he is weak in mathematics.
O zayıflamaya çalıştı.He tried to reduce his weight.
O, acı verecek şekilde zayıftı.He was painfully thin.
O uzun boylu ve zayıf.He is tall and lean.
O gerçekten bir güreşçi olmak istiyor fakat çok zayıf.He does want to be a wrestler, but he is too thin.
Onlar kısa ve zayıf.They are short and thin.
O zayıflamanın çeşitli yöntemlerini denedi.She has tried various methods of slimming down.
Zayıf bir sesle konuştu.She spoke in a weak voice.
O yaratılıştan zayıftır.She is weak by nature.
O, zayıflamak için alkolsüz içecekler yerine su içmeye karar verdi.She decided to drink water instead of soft drinks in order to lose weight.
O uzun, yumuşak kahverengi saçlı, uzun boylu, zayıf bir kızdı.She was a tall, thin girl with long, soft brown hair.
Fizik benim zayıf dersim.Physics is my weak subject.
İçgüdü genellikle zayıf bir kılavuzdur.Instinct is often a poor guide.
Yoko teyze çalışmak için çok zayıf.Aunt Yoko is too weak to work.
Türkiye'den döndükten sonra Türkçem zayıfladı.After I returned from Turkey, my Turkish deteriorated.
O gerçekten zayıflamak istiyor.She really wants to lose weight.
O, hastayken çok zayıfladı.While he was sick, he lost a lot of weight.
Hastayken, çok zayıfladı.While he was sick, he became very thin.
Batarya zayıf.Battery is low!
Zayıflıklarının üstesinden gelmek zor değil.It isn't hard to overcome your weaknesses.
Zayıflar güçlüler için yiyeceklerdir.The weak are food for the strong.
O zayıf iradeli bir adam.He's a weak-willed man.
O iradesi zayıf bir adamdır.He's a weak-willed man.
O, hastalığından sonra zayıf hissediyor.He feels weak after his illness.
Zayıflamak istiyorsan, bu diyeti izle.If you want to be slim, follow this diet.
Zayıflamaya çalışıyor.She is trying to lose weight.
Zayıf bir hafızan var.You've got a poor memory!
Bir zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir..A chain is no stronger than its weakest link.
Matematik onun okuldaki en zayıf dersi.Mathematics was his weakest subject in school.
Bugün moda modellerinin çok zayıf olduğunu düşünüyorum.I think fashion models today are too thin.
Yaşlı kadın yataktan çıkamayacak kadar çok zayıf.The old woman is too weak to get out of bed.
İnsanlar zayıf bir hükümete güvenmezler.People do not trust a weak government.
Eğer zayıflamak istiyorsan bir günü yemeksiz geçir.If you want to lose weight, spend a day without meals.
Herkesin zayıflıkları vardır.Everybody has weaknesses.
Ben onun zayıf bir kalbi olduğunu bilmiyordum.I didn't know he had a weak heart.
Onlar onun çok zayıf olduğunu hissettiler.They felt he was too weak.
Onlar zayıftı ve ruhen çökmüştü.They were weak and broken in spirit.
Güney eyaletlerini zayıf tutmak istediler.They wanted to keep southern states weak.
Onun çiçek hastalığının zayıf evresini geçirdiğini söylediler.They said he had a weak form of smallpox.
O uzun boylu, zayıf bir adamdı.He was a tall, thin man.
Kan kaybından zayıf düşmüştü.He was weak from the loss of blood.
O kötü görme yeteneği olan zayıf bir çocuktu.He was a weak child with poor eyesight.
Ekonomi zayıf olmasına rağmen, bazı şirketler hâlâ kazanç sağlıyor.Although the economy is weak, some companies are still making a profit.
O ona zayıflamasını tavsiye etti.She advised him to lose weight.
Sanırım biraz zayıflamamın zamanıdır.I think it's time for me to lose some weight.
Zayıflamaya çalışarak jimnastik salonunda saatler harcadı.She has spent hours at the gym trying to lose weight.
Kim onun o kadar zayıf ve küçük olabileceğini düşünürdü?Who would have thought that she could be so thin and small?
Kritik anlarda en güçlülerin bile zayıflara ihtiyacı vardır.In critical moments even the very powerful have need of the weakest.
Sadece sebzeler yemek zayıflamana yardımcı olabilir mi?Can eating just vegetables help you lose weight?