Ana içeriğe geç
Sözlük

zayıf ile cümle

zayıf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama zayıf bir asit olduğunu biliyoruz, yani bu reaksiyon iki yöne de gidebilir.But we know it's a weak acid, so this reaction goes in two directions.
Yani bu zayıf asit dengesini zayıf baz dengesi olarak da yazabilirim.So I could rewrite the same weak acid equilibrium as a weak base equilibrium.
Ve şimdi amonyağı bir zayıf baz olarak görüyoruz.And so now this looks ammonia is a weak base.
Amonyumsa zayıf bir asit.Ammonium is a weak acid.
Amonyum zayıf bir asit.Ammonium is a weak acid.
Amonyak zayıf bir baz.Ammonia is a weak base.
Hidroflorik asit zayıf bir asit, sadece flor anyonu.Hydrofluoric acid is a weak acid, just a fluorine anion.
Eksi Flor zayıf bir baz.A negative fluorine is a weak base.
Zayıf asit yazayım.So let me write weak acid.
Ve sonra zayıf baz yazalım.And then you have your weak base.
Yani zayıf bazlar-- ya da önce zayıf asitleri yazayım.So your weak base-- let me write our weak acid is first.
Artık zayıf baz ve zayıf asit kelimelerini kullanmamıza gerek yok.And we'll see that actually, you don't have to be using a weak acid or a weak base.
Yani ne zaman zayıf bir asit varsa, onun eşlenik bazı zayıf bir bazdır.So whenever you have a weak acid its conjugate base will be a weak base.
Ancak dizlerim ise bir o kadar zayıftı.But my knees were far too weak
Oyunların en zayıf noktasını alıp, en güçlüye çevirmek.Taking the game's weakest point and making it into the strongest.
Eğer arılar olmasaydı, açlıktan ölecek değiliz, ama beslenmemiz kesinlikle zayıflayacaktı.So if we did not have bees, it's not like we would starve, but clearly our diet would be diminished.
Aradaki farklar, verilerin zayıflığından daha büyük.The differences are much bigger than the weakness of the data.
Ancak nispeten zayıf zırhının dezavantajını, Amerikan tankının etkili açılarıyla kapatır.But its relatively weak armor is compensated with the effective angles of the American tank.
Coulomb kuvveti zayıftır, sonuçta bu elektronlar daha zayıf bağlanmıştır.So the coulomb force is weaker, so those electrons are more weakly bound.
Bu nedenle elektron veya Coulomb kuvveti daha zayıf olacaktır.So the electron force is going to be weaker-- or the coulomb force is going to be weaker.
Onlar düşünüyorlar ki, bizim çocuklarımızı öldürdüklerinde biz zayıflayacağız.Hayır, tam tersi!They think that when they attack our children that we will be weakened. It is the opposite.
Bu çok anlamsızdı. Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.But what you realize, it's got an Achilles' heel.
Bu markanın zayıf noktaları var.The brand has an Achilles' heel.
Fakat zayıf bir noktası da var.But there is an underbelly.
Gençlik 'eski', dedi 've çeneleri çok zayıf'You are old,' said the youth, 'and your jaws are too weak
'Bir gün, Majesteleri!' Düşesi düşük, zayıf bir sesle başladı.'A fine day, your Majesty!' the Duchess began in a low, weak voice.
Sesin neden bu kadar zayıf çıkıyor?Why do such physical work?
Akademik olarak öyle zayıf, öyle yetersiz sınıflarım oldu ki kendimi tutamayıp ağladım.I have had classes that were so low, so academically deficient, that I cried.
Öğrenci, "Bayan Pierson, bu F (zayıf) mı?"(Laughter) He said, "Ms. Pierson, is this an F?"
Ama bundan hoşlanmadım çünkü eğitim çok zayıftı.But I didn't like the way -- the instruction I got was very poor.
Ve erkek cinselliğinin zayıflığından bahsettim.And I talked about the weakness of male sexuality.
En zayıf kuvvet London dağılım kuvvetiydi.The weakest, of course, was the London dispersion force.
Sonuç ise, zayıflatıcı, acılı sezonsal etkili bir rahatsızlık dönemi.And the result is an episode of debilitating, painful, seasonal affective disorder.
Bir dakika, zayıf omurilik fonksiyonları.Wait, poor spinal capacity.
Ailenizin erkek tarafı zayıf olmalı.Your family must have a weak male line.
En büyük dezavantajı ise, Hanların kültürel farkları kavrayışının çok zayıf olması.The great disadvantage of it is that the Han have a very weak conception of cultural difference.
Mesela, yeşil alanlar iyi, kırmızı alanlar ise daha zayıf.For instance, green are areas doing well, red are areas doing poorly.
Temel olarak, rolleri aynı ve sadece zayıflıkları değiştirildi.Fundamentally, its role stays the same, and only its weaknesses have been modified.
Bu fikirlerden birincisi, *zayıf bağların gücü* olarak bilinen bir fikir.The first is the idea, what we call the strength of weak ties, the strength of weak ties.
Fakat hala o zayıf sesi duyabilirsiniz.But you can still hear that faint call.
Fakat çok zayıftır.But this is very shaky.
Ve bir ikizkenar üçgene dönüşür-- yine, çok zayıf.This becomes an isosceles triangle -- again, very shaky.
Şu anda haklarımız inanılmaz biçimde zayıf.At the moment our rights are incredibly weak.
Seni zayıf bir köle gösterir GREGORY; en zayıf gidiyor duvar.GREGORY That shows thee a weak slave; for the weakest goes to the wall.
Sevgi zayıf çocukça yay itibaren o unharm'd yaşıyor.From love's weak childish bow she lives unharm'd.
Genellikle neler olup bittiğini bilmiyoruz ve bu da bizim pozisyonumuzu zayıflatıyor.We don't know what's going on half the time, so it puts us in a very tenuous position.
Bunda günahı çağrıştıran bir şeyler,... ..bir kadınsılık, bir zayıflık vardı.There was something in it that struck me as sinful something feminine and weak. Aha!
Biri daha güçlü... ..diğeri zayıf oluyor.One of them is strong, the other, weaker.
Ve zayıf olanı düşünmeden seviyor. Hesapsızca.And the weaker is always the one who loves without reckoning... without reservation.
Sesin biraz zayıf geliyor.Your voice is so weak. Oh.
İncelip zayıflıyor.It is thinning out.
Şimdi, bu neden objektif ahlak kavramını zayıflatsın ki?Now, why wouldn't this undermine an objective morality?
Bu açıdan zayıf olan insanlar ise daha tanıdık, güvenli ve sabit şeyleri isterler.People low on it like things that are familiar, that are safe and dependable.
Dolayısıyla liberaller zayıflar ve baskı altındakiler için konuşur.So liberals speak for the weak and oppressed.
Zayıf görünüyorum.I Iook gaunt.
Yağmur çok zayıf!The rain's too weak!
Zayıf olduğum konularda dışarıdan yardım alıyorum.I outsource on things that I'm relatively weak at.
Aslında, kişisel becerileri biraz zayıf biriyim.Actually, I'm a Iittle weak with my people skills.
Ve şunlar ise, zayıf nükleer kuvvet, herhalde en yabancı olanlar.And these guys, here, they're the weak nuclear force, probably the least familiar.
Zayıf kuvvetin bu taşıyıcıları da aynı, "Z"ler.These carriers of the weak force, the Zs, the same.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod