"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Hogy teljesen őszinte legyek, a régi top," mondta szegény öreg Bobbie, egy törött valamilyen módon,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."절대적으로, 프랭크 이전 위로하기 위해서"불쌍한 바비는 방식으로 깨진 일종의라고
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Om helemaal eerlijk te zijn, oude top", zei arme oude Bobbie, in een gebroken soort manier,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Pentru a fi absolut sincer, vechi de top", a declarat săraci vechi Bobbie, într-un fel rupt de drum,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Pour être franc, haut vieux", dit le pauvre vieux Bobbie, dans une sorte brisé de façon,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Um ganz ehrlich, alte Spitze", sagte der arme alte Bobbie, in einem gebrochenen Art und Weise,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Untuk benar-benar jujur, atas tua," kata miskin tua Bobbie, dalam semacam cara yang rusak,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Για να είμαι απολύτως ειλικρινής, παλιά κορυφή", δήλωσε η φτωχή Bobbie, σε ένα σπασμένο είδος του τρόπου,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."За да бъде напълно откровен, старите отгоре", каза бедните стари Боби, в развален някак,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Чтобы быть абсолютно откровенным, старина", сказал бедный старый Бобби, в сломанном виде пути,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."Щоб бути абсолютно відвертим, старина", сказав бідний старий Боббі, в зламаному вигляді шляху,
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi."حتى أكون صريحا تماما ، وأعلى من العمر" ، وقال بوبي الفقيرة القديمة ، في نوع من تقسيم الطريق ،
"Kesinlikle açık sözlü, eski üst olmak gerekirse," zavallı yaşlı Bobbie, kırık bir çeşit yol dedi.、"私の株式は、自宅ではかなり低いです。"実行する必要があまりないように見えるていませんでした。
Kimsenin aklının ermeyeceği şeyler yaşanmakta. Ah, zavallı Min-Ha, ne yapsak?Succedono cose che oltrepassano l'immaginazione oh, povero Min-Ha, come facciamo?
Kız kurusu tam bir zavallı.- Áno, to bude ma.
Kız kurusu tam bir zavallı.- Ano, to bude mě.
Kız kurusu tam bir zavallı.Bilo je super.
Kız kurusu tam bir zavallı.- Da, care va fi ma.
Kız kurusu tam bir zavallı.Den gamla pigan är patetiskt.
Kız kurusu tam bir zavallı.De oude vrijster is zielig.
Kız kurusu tam bir zavallı.Elle est pathétique.
Kız kurusu tam bir zavallı.- Ja, das wird mir zu sein.
Kız kurusu tam bir zavallı.- Ja, det er mig.
Kız kurusu tam bir zavallı.La criada es patética.
Kız kurusu tam bir zavallı.La solterona es patético.
Kız kurusu tam bir zavallı.Perawan tua itu menyedihkan.
Kız kurusu tam bir zavallı.Perawan tua itu menyedihkan.
Kız kurusu tam bir zavallı.- Sim, que vai ser de mim.
Kız kurusu tam bir zavallı.Ta stará panna je ale ubohá.
Kız kurusu tam bir zavallı.Как его жалко.
Kız kurusu tam bir zavallı.- Много е жалка.
Kız kurusu tam bir zavallı.العانسة مثيرة للشفقة
Korkulukların işi karnını doyurmak isteyen zavallı kuşları korkutmaktır. Onlar değersiz ve kötü varlıklardır.Offeso, lo spaventapasseri gli spiegò che lui non era cattivo nonostante fosse uno spaventapasseri
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.A kráľ jej povedal: Čo chceš? A ona riekla: Ale som žena vdova, a môj muž zomrel.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Ao que lhe perguntou o rei: Que tens? Respondeu ela: Na verdade eu sou viúva; morreu meu marido.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Der König sprach zu ihr: Was ist dir? Sie sprach: Ach, ich bin eine Witwe, und mein Mann ist gestorben.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.El rey le preguntó: --¿Qué te pasa? Ella respondió: --¡Ay de mí! Soy una mujer viuda; mi marido ha muerto
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.És monda néki a király: Mi bajod van? Felele az: Óh, én özvegyasszony vagyok, mert az én férjem meghalt.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Il re le disse: «Che hai?». Rispose: «Ahimè! Io sono una vedova; mio marito è morto
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Împăratul i -a zis: ,,Ce ai?`` Ea a răspuns: ,,Da, sînt văduvă, bărbatul mi -a murit!
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.In kralj jo vpraša: Kaj ti je? In odgovori: Resnično, vdova sem, ker moj mož je mrtev.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.I řekl jí král: Což jest tobě? Odpověděla ona: Zajisté žena vdova jsem, a umřel mi muž můj.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.I rzekł jej król: Cóż ci? A ona odpowiedziała: Zaistem ja niewiasta wdowa; bo mi mąż mój umarł:
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.왕이 저에게 이르되 무슨 일이냐 대답하되 나는 참 과부니이다 남편은 죽고
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Kongen sa til henne: Hvad fattes dig? Hun svarte: Akk, jeg er enke; min mann er død.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Kongen spurgte hende: "Hvad fattes dig?" Og hun sagde: "Jo, jeg er Enke, min Mand er død.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Konungen sade till henne: »Vad fattas dig?» Hon svarade: »Ack, jag är änka; min man är död.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Kuningas sanoi hänelle: "Mikä sinun on?" Hän vastasi: "Totisesti, minä olen leskivaimo; mieheni on kuollut.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Le roi lui dit: Qu`as-tu? Elle répondit: Oui, je suis veuve, mon mari est mort!
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Vua nói : Ngươi muốn chi ? Nàng thưa rằng : Hỡi_ôi ! tôi góa_bụa , chồng tôi đã chết .
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Vua nói: Ngươi muốn chi? Nàng thưa rằng: Hỡi ôi! tôi góa bụa, chồng tôi đã chết.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.Και ειπε προς αυτην ο βασιλευς, Τι εχεις; Η δε ειπε, Γυνη χηρα, φευ ειμαι εγω, και απεθανεν ο ανηρ μου
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.И сказал ей царь: что тебе? И сказала она: я вдова, муж мой умер;
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.И царят й рече: Що имаш? А тя рече: Ах! аз съм вдовица; мъжът ми умря.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.ויאמר לה המלך מה לך ותאמר אבל אשה אלמנה אני וימת אישי׃
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.فقال لها الملك ما بالك. فقالت اني امرأة ارملة. قد مات رجلي.
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.王 問 他 說 、 你 有 甚 麼 事 呢 . 回 答 說 、 婢 女 實 在 是 寡 婦 、 我 丈 夫 死 了
Kral, ‹‹Neyin var?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Ben zavallı dul bir kadınım›› diye yanıtladı, ‹‹Kocam öldü.王問 他 說 、 你 有 甚 麼事 呢 . 回答 說 、 婢女 實在 是 寡婦 、 我 丈夫 死了
laptop'uma girip ölen bir sürü karınca vardı-- zavallı karıncalar!개미의 사체였어요. -- 불쌍한 개미들!
laptop'uma girip ölen bir sürü karınca vardı-- zavallı karıncalar!Op een dag ontdekte ik dat het allemaal dode mieren waren. Arme mieren!