Doğal olarak mantıklı gelen de budur zaten. x eksi yWhich kind of should make sense intuitively. x minus y.
Aklımdaki imge zaten kağıdın kendisinde var.And as my image is already inside the paper,
Ve bazılarınız bunu zaten biliyor olabilir, yaklaşık beş sene önce bir yatırım fonunda analisttim.And some of you all might know, about five years ago I was an analyst at a hedge fund.
Yeşil öğrencinin zaten o konuda iyi olduğunu gösteriyor.Green means the student's already proficient.
Sitede zaten bir milyon insan var, bir kaç milyonla da başa çıkabiliriz.We got a million people on the site already, so we can handle a few more.
Güneş balığını genellikle böyle görürsünüz ve isimleri de zaten bu davranışlarından gelir.Now this is typically how you see sunfish, this is where they get their common name.
Biz zaten hücresel solunum olabileceğini öğrendim kabaca üç aşamadan ayrılmıştır.We've already learned that cellular respiration can be broken down into roughly three phases.
Kalan her şey zaten kendiliğinden gerçekleşiyor.The rest happens auto-math-ically.
Zaten günde bir tavşan yakalıyorum.I'm already on average eating one rabbit or finding one rabbit a day.
Napster-sonrası, bir dahi olarak gözüktün, zaten.Post-Napster, you're looking like a bit of a genius, actually, for that as well.
Bugün, buradan ayrılanlar da zaten bunları biliyorlardı.For those of you that went today, you guys were OK.
Zaten seninle benim, öğrenci ve öğretmem olmamız komik değil mi?Don't you think it's far-fetched, that we could have a student and teacher relationship?
Zaten bizim burada ilgilendiğimiz x'in 1'e yaklaştığı aralık.And that's OK because we only care about the intervals as x approaches 1.
Zaten yerleştirdik.We already established.
Sıra 3, 5 vagonumuz var; çünkü 2'sini zaten seçtik.Slot 3, we have five cars to pick from because we've already picked two.
Bunu nasıl basitleştirebileceğimizi zaten biliyoruz.So we already know how to simplify this.
Mitoz hakkında bir cideo zaten yaptım.I've already done a video on mitosis, and in this one, we'll go into the details of meiosis.
Zaten türevin anlamına bu örnekle başlamıştık. -This is going back to our original intuition of what even a derivative is.
Çünkü zaten elimizde olan matematiği kullanıyorlar.Because they use mathematics we already have.
Ve böylece, güzel görünür. Çünkü bunu hoş ve özlü biçimde nasıl yazacağımızı zaten biliyoruz.And therefore it looks beautiful because we already know how to write it in a lovely, concise way.
Zaten şimdiye kadar bir çok kez görmüşsünüzdür.Let me draw it in a different color. So y equals x squared looks something like this.
Harr- Hey, senin adın zaten söylenmişti!Har—Hey, you already got one!
Bunu erkekler dediğinde, genellikle zaten yapmamaları gereken bir şeyden bahsediyorlar.Now when men say it, it is usually about something that they should not be doing anyway.
Onu zaten kartvizitinden biliyoruz, kimsin sen asıl?Yeah, we know that from your card, but who are you?
Bu büyük ihtimalle zaten günlük hayatta her zaman yaptığınız birşeydir.Negative 7 That's pretty interesting. Because it also happens to be that 12 - 5 = +7
- Her şey ifademde yazılı zaten.- That's already on record.
- Zaten seni taklit etmişlerdi.- What was good, he stole from you.
Zaten başka ne yaptın ki?Of course! But what else did you do?
Zaten herkes gülüyor.I probably know it already anyway.
Zaten yukarıdayım. - Buraya nasıl geldiniz?- How did you get in the building?
Saat 1:30, zaten gecikmişsin.1:30. You won't make it in time. <i>Yeah I will.
Kendinizi sanat için zaten satıyorsunuz... ...ama âdi bir dükkanda.Sell herself for art? But she has the art already. That'd be terrible business.
Suxin usta zaten ölmüş!Master Suxin is dead already!
İçlerinde zaten ölmüş ustalar ve Shaolin Tapınağı ustası, Tianfeng ustaIt included the masters who passed away and the master of Shaolin Temple, Master Tianfeng
Bana geleceğini biliyordum zaten, böylece önlemimi aldım.I knew already you'll come to me, so I got them in advance.
Bu zaten çocuk çellosu... ...çalmayı babamın zoruyla öğrenmiştim.This is also a children's cello... my father forced me to learn to play this.
Zaten kelimenin anlamı da budur.But it really means exactly what the word means
Eğer çalışanlarınız onları birbirinden ayıramıyorsa tüketicileriniz de zaten ayıramaz."And if your employees can't tell them apart, neither can your consumers."
Zaten 10 ay bekledim, ve bir 18 ay daha beklemek zorundaydım.I'd already waited 10 months, and I had to wait 18 more months.
Bazı eserleri kırmızı rengi de içermekte zaten.So, some of his work does have red in it.
Onlara zaten sahip olmayacaktınız.You weren't going to have them anyway.
Zaten bundan bahsettik.We've already discussed that.
Ve Moody's veya Standard & Poor's zaten söylediler.And Moody's or Standard & Poor's have already said.
Ve zaten burada ilginç bir şey oluyor.And something interesting is going on here already.
Zaten ortaya ne düzenlenmiştir.I have already arranged what is to occur.
İki tür girişimleri zaten yapılmıştır.Two attempts of the sort have already been made.
Ben zaten üzerime kapanış hissediyorum.I already feel it closing in upon me.
İşte, dokuzuncu günde - geçirdiği apneyi anlatıyorlar, otuzdokuzuncu günde zatürreye yakalanıyor.You have day nine -- they're talking about his apnea; day 39 -- he gets pneumonia.
Zaten halk açken bu insanlar müsrifçe harcamalar yapıyordu bu kesim.People are hungry. These people are living lavishly.
Şu an Amerikan Devrimi'nden sözler kullanıyorum, ancak zaten bu da Fransızların versiyonu.I'm using words from the American Revolution.
4,000 zaten 4 tane bine eşittir. -4,000 is the same thing as 4 thousands. Add it up.
Zaten bir süre sonra da iş içinden çıkılmaz bir hale gelince de kapattık gitti.After a while we closed it down, when it became too much of a fuss.
Korsanlık Karşıtı Büro zaten vardı-The Anti-Piracy Bureau already existed-
-Evet daha yeni kurulmuştu zaten.-Yes, it had just been founded.
Ve inanmadılar da zaten, çünkü bize şirketler ve sözleşmelerden cahilce sorular sordular.And they don't because they've been asking questions about companies.
Bunu zaten ödeyemeyiz ve ödemezdik de.We can't pay and we wouldn't pay.
Park biletlerini sallamıyorum bile - 7 milyon dolar borcum var zaten.I don't really care about parking tickets - I have a $7 million debt.
Evet, hakikaten gelemezmiş zaten.So yes, it's highly unlikely that he'll come.
Sonrasında arkaplanda bir yerlerde olaylar gelişiyor zaten.Then everything happens in the background somewhere.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.I never thought it would survive.