zarar ile cümle
zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çubuk kalemler artık zararsızdı ve artık grafit zehirli değildi.Atunci, Clavulina cinerea nu mai este comestibilă, putregaiul fiind toxic.
Bizanslılar mancınıklarıyla Grek ateşi atmışlar ve Osmanlılara büyük zarar vermişlerdir.Roșiii și Albii au concurat în declarații incendiare, și s-au arătat gata de violență radicală.
Seramik içeren topların parçalanması makina parçalarına zarar verebilir.Folosirea unor piese ”pe moarte” pot avaria grav motorul mașinii.
Sanat eserlerine verdiği zarar sebebiyle bir kesim onu vandalist olarak adlandırmıştır.Pașoptiștii au condamnat acest gest de distrugere a unei opere de artă, numindu-l un act de vandalism.
Haluk Özkan en son 13. albümü Yola Zararsın 2016 senesinde yayınlanmıştır.DeLuna lucrează în prezent la cel de-al treilea album al său, Viva Out Loud, care va fi lansat în 2016.
Bazı yakın kasabalar da depremden zarar gördü.Clădirea a fost afectată și de cutremure.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Ne árts kisgyermekeknek.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Körülbelül 42 500 bomba 300 embert ölt meg és az épületek 85%-át elpusztította.
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.A szabadság annyit jelent, hogy mindent szabad, ami másnak nem árt.
Çünkü bu durumun sonucunda meydana gelen iç savaşlar ülkeye büyük zarar vermişti.Az új fegyverek miatt a háború elég kártékony volt az országra nézve.
Primum non nocere, "Önce, zarar verme!" anlamına gelen Latince deyiştir.Primum non nocere – mindenekelőtt ne árts.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Frigg, Baldr anyja megesketett mindent és mindenkit: nem fogja bántani Baldrt.
Bana zarar veremezsin.Engem nem szenvedhetett.
25 Ağustos 2005'te Katrina Kasırgasında zarar görmüştür.2005. augusztus 29-én a Katrina hurrikán pusztítása zajlik.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Ezzel maga rombolta le esélyét a házasságra.
Zırhları çok ince olmasında dolayı tabanca haricinde her türlü ateşli silah atışından zarar görübiliyordu.A tömeg hihetetlenül boldog volt, bár mindenfelől fegyvertüzet lehetett hallani.
İnsana zararı yoktur.Emberveszteség nem volt.
Bölgenin doğal yapısına telafisi mümkün olmayan zararlar vermiştir.A fogyasztás bolygónkra gyakorolt visszafordíthatatlan hatásaira.
Zarar 400 bin TL olarak açıklandi.A képződmény által okozott kárt 400 000 fontra becsülték.
1489 yılı yangınında ciddi şekilde zarar gördü.1495-ben egy tűzvészben súlyosan megrongálódott.
Şeker gibi zararlı yiyeceklere bayılır.Nagyon kedvelik a cukortartalmú, édes anyagokat.
Bu reaksiyon faydalı veya zararlı olabilir.Ezek az események lehetnek hasznos, vagy károsak az országra nézve.
Bazen bu yağışlar çiftçilere çok zarar verir.Az esős időszakokban a gyakori áradások okoztak hatalmas károkat a gazdálkodóknak.
Asıl önemli zararı larvalar yapar.Halastavakon komoly károkat okoz.
Düşmanlarının daha çok zarar görmesini sağlar.Az ellenség az eddigieknél sokkal több kárt képes okozni.
Genelde insanlara zarara dokunmaz.És ez általában senkinek sem szokott ártani.
Bu noktada herhangi bir kazanım ya da zarar yoktur.E tekintetben nem létezik véletlen vagy esélyek.
Daha ziyade zararsızdır.Önmagában teljesen ártalmatlan.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Semmiféle mérgező hatása, és semmi tápértéke sincs.
Köylüye herhangi bir zarar vermemişlerdir.A faluban nem esett kár.
Geleneksel Yahudilikte İsa, sahte mesihlerin en zarar verici olanı ve en başarılısı olarak görülmektedir.Ezek közül Jézus volt a legnagyobb, de egyben a legnagyobb káros tevékenységet létrehozó hamis messiás.
Rusya Baltık Filosu Muhu adasından geri çekilmiş ve büyük zarar görmüştir.Az orosz Balti Flottának vissza kellett vonnia a Moon-szorosban elszenvedett nagy veszteségek miatt.
Bu tip ortamlarda uzun süre yaşamanın insan sağlığına zararlı etkileri olduğu belirtilmiştir.Kimutatták, hogy az ilyesfajta munka egy idő után egészségügyi problémákhoz vezethet.
Ateşten zarar görmez.Csakhogy a tűz nem ártott neki.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.A törvénynek csak a társadalomra nézve ártalmas cselekedetek megtiltására van joga.
Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin.Ha nyílt területen jársz, ne háborgass senkit.
Zarar vermeye çalışan insanlar olabilir.Van, hogy bántani akarunk valakit, aki minket bántott.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.A gyümölcsültetvényeken jelentős károkat okozhat.
Şiddet, kalıcı fiziksel zarar veya ölümle de sonuçlabilir.Ez fizikai erőszakhoz vezethet, amelynek komoly sérülés vagy halál is lehet az eredménye.
Olasılıkla normalde zararsız olan bazı mikroorganizmalar HLA-B27 geni ile ilişkiye girmektedir.Lehetséges genetika kockázat kapcsolódik a HLA-B7-hez.
Reneesme doğarken Bella'ya büyük zarar veriyor.A gida születésekor fehéren pettyezett.
En önemli orman zararlıları bunlardır.Ez az ország legnagyobb erdős masszívuma.
Bu durum farklı zamanlarda Dicle taşkınlarıyla yerleşmenin zarar gördüğünü göstermektedir.Ebben megemlítette, hogy a faszén beszerzése körül folytonos zavarok vannak.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Az oszlopok az apadána oszlopaihoz hasonlítottak, mára ezek már nem maradtak meg, ám a talapzatuk látható.
461 yılındaki büyük yangında liman büyük zarar gördü.Az 1961-es tűzvészben a faluban nagy károk keletkeztek.
Saat 04:30'da Midway Adaları'na uçaklara ve tesisatlara zarar veren bir saldırı dalgası gönderdi.6 óra 31 perckor a Midway-szigetek légelhárítása tüzet nyitott a támadó repülőgépekre.
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.A mazurka általában ¾-es lüktetésű.
Ardent uzun vadede zarar etti.Alderaan ez idő alatt súlyos károkat szenvedett.
Tarım için bilinenin aksine hiçbir zararları yoktur.A nyelv elsorvasztásán kívül más kárt nem tesz a gazdaállatban.
Savaş sırasında büyük zararlar görmüştür.A város komoly veszteségeket szenvedett a háború alatt.
Daha sonra Christine kendisine zarar veren bu gençleri öldürmüştür.Cserébe viszont megbünteti mindazokat, akik ártottak a fiúnak.
Böylece hiçbiri zarar görmedi.Ezek egyike sem okozott károkat.
DNA tamir edilemeyecek kadar zarar gördüğünde "apoptoz"u (programlanmış hücre ölümü) başlatır.Ha nem javíthatóak, „sejt-öngyilkosságot” követnek el (apoptózis).
"Mastürbasyonun zararı yok!".Az orvosnak semmi baja.”
Depolanmış gıda maddelerinde de zararlıdır.Ezen kívül a táplálékláncba is bekerülnek a káros anyagok.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler.Emberi településen a tenyésztett állatokban nagy kárt tehet.
Ayrıca bu terapi, daha az zararlı davranış bozukluklarının bireysel tedavilerinde de kullanılmıştır.Ez a forma azonban nem megfelelő az egyéni magánpraxisban folytatott terápiás kezelések esetében.
Havadaki tüm zararlı organizmaları yok eden cihazlar.Az élő szervezetekre káros anyagok jelen vannak a levegőben.
II. Wilhelm'in çoşkularının yol açtığı zararları önlemeye ya da onarmaya çalıştıysa da fazla başarılı olamadı.A tenerifei klímától remélt gyógyulás vagy javulás azonban nem következett be.
En büyük zarar Zhugqu ilçesinde meydana geldi.A legsúlyosabb sérülések Judyt érik.